Back To Top
İstişareden uzaklaşmanın derin krizi

İstişareden uzaklaşmanın derin krizi

 - Son Güncelleme: 03.07.2019 Çarşamba 08:40
- A +

Erken dönem Müslümanlarının oluşturduğu yönetim sisteminin en somut haliyle Medine toplumunda şekillendiğini biliyoruz. Henüz bir site devleti niteliği taşıyan Medine örneğinde farklı kesimler toplumsal bir mutabakat çerçevesi içinde, yani “Medine Sözleşmesi” ile birlikte özgürce yaşama garantisine sahiptiler. Bu sözleşmeyle Medine bir bakıma ‘dokunulmazlık’ bölgesi ilan edilmiş ve bu şehirde yaşayanların can ve mal güvenliği temin edilmiştir.

Medine toplumuna bugünkü dünya perspektifinden baktığımızda, bu yapının bir iktidar ve güç merkezi değil, ‘Şura’yı, liyakati, hak ve adaleti esas alan bir site devleti modeli olduğunu görürüz.

Şura Suresinin 38. Ayetinde vazedilen “Şura” ilkesi, insanların gündelik işlerinden yönetime kadar hayatın her alanını kapsayan bir şümule sahiptir. “Onlar Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. İşlerini birbirlerine danışarak yaparlar. Kendilerine verdiğimiz maldan mülkten de hayırlı işlerde harcarlar. (Şura/38)

Bu ayette Şura’nın namazla birlikte anılması, istişarenin ne derece önemli olduğunun da bir göstergesidir. Ayrıca Hz. Peygamber zaman zaman geniş, zaman zaman da dar kapsamlı istişareler yapmıştır.

***

Prof. Ahmet Akbulut “Sahabe Dönemi İktidar Kavgası” adlı kitabında Şura konusunu değerlendirirken Allah’ın, elçisine “...İşler hakkında onlara danış” emrini verdiğini belirterek bu ayeti Hamdi Yazır ve Zemahşeri’nin görüşlerine dayanarak şöyle yorumluyor: “Yazır, söz konusu ayeti: ‘ve emirde onlarla müşavere et.’ (Al-i İmran, 159) Yani vahiy varid olmayıp re’yu içtihada mütevakkıf (gerçekleşmesi bir şeye bağlı) bulunan harp gibi umur-ı ammeye (kamu işleri) müteallik işlerde onların re’yini al ki emir, emr-i bil ma’ruf olsun şeklinde açıklamaktadır. Zemahşeri de Allah’ın, elçisine böyle bir emir vermesinin sebebini ‘elçinin bu konuda İslam ümmetine kural koymasını istemesindendir’ tarzında açıklamaktadır. Hamdi Yazır, Kur’an’ın bu ayetine dayanarak, istişarenin ümmet için zorunlu olduğu sonucuna varmıştır.”

Pek çok İslam alimi, istişare mekanizmasının yeterince işlemediği sistemlerde istibdat yönetiminin kaçınılmaz olduğunun altını çizmektedirler.

Nitekim, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer döneminde bir şekilde işleyen Şura mekanizması, sonraki dönemlerde giderek önemini kaybetmiş ve özellikle uygulamada etkinliği azalmıştır. Bunun sonucu olarak da İslam toplumlarında yönetim biçimi saltanata ve krallığa dönüşmüştür.

Maalesef Müslüman dünyada egemenliğin zamanla iktidara devredilmesiyle birlikte, toplum ikincilleştirilmiş ve kitleler itaat mantığı içerisinde otoriteye tabi hale getirilmiştir. Erken dönem İslam toplumunda, daha doğrusu sahabenin bizzat Hz. Peygamber tarafından eğitildiği dönemde sorunlar dar çerçevede çözüme kavuşturulduğu için “Şura” prensibinin kurumsallaştırılmasına ihtiyaç hissedilmemiştir. Sonra şehirlerin ve devletin hacminin büyümesiyle birlikte kurumsal yapılar da birer zaruret haline gelmiştir.

Ancak zamanla ilk dönemin samimiyeti azaldıkça, ‘Hakikat’in ışığı ortadan çekildikçe, hakikati gözeten şefkate, merhamete ve adalete olan ihtiyaç daha da hissedilir hale gelmiştir. Ama ne var ki ‘egemenlik’ daha çok iktidarın eline geçtikçe toplumun denetleyici inisiyatifi kaybolmuş, “Şura” ve “adalet” gibi değerlerin kurumsallaşması imkansız hale gelmiştir.

***

Yüzyıllara dayanan tecrübelere rağmen, İslam dünyasında bugün bile hala aynı değerlerin kurumsallaştırılamamış olması gerçekten hüzün vericidir. Bugün Türkiye’de bile İslami bilimlere vakıf bilim insanları dahil, okumuş yazmış aydınlar, siyasetçiler şurayı-istişareyi dillerinden düşürmemektedirler. Ama bu değerlerin nasıl bir dünya tasavvuruna tekabül ettiğini, adalet ve şura kavramlarını günümüz dünyasının diliyle nasıl okumak gerektiği konusunda bir kanaatlerinin olup olmadığı şüphelidir.

Türkiye özelinde mevcut siyasal ve toplumsal hayattaki uygulamalara bakarak söylemek gerekirse, günümüzün dindar siyasetçilerinin, aydınlarının ve de ulemanın adalet ve şura gibi kavramlarla bir akrabalığı bulunmamaktadır. Elbette buna itiraz edenler olacaktır, ama ne yazık ki gerçekler dindar elitlerin bu kavramlar konusunda sınıfta kaldığını gösteriyor. Eğer bu ülkede hakka-hukuka, adalete riayet eden gerçek anlamda dindar elitler olsaydı, “Muhalefetin önünü kesmek için yalan söylemek caizdir” fetvalarına karşı söyleyecek sözleri olurdu.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 18:04
Tek derdimiz demokrasi başka kural falan yok
YÜCEL BACAKCI 03 Temmuz 2019 15:53
HZ.PEYGAMBER VE SONRASINDAKİ 4 HALİFE DÖNEMİ BİTTİKTEN SONRA YÖNETİM SALTANATA VE KRALLIĞA DÖNÜŞTÜ YA;ALT TABAKA YA NE OLDU!MODERN KÖLE OLDUK.KÖLELİK KALKMIŞTI AMA ONDAN SONRA İNSANLAR MODERN KÖLE OLDULAR!BİRTAKIM KARARLARI KENDİ BAŞLARINA ALABİLSELERDE ÖNEMLİ KARARLARI ALAMIYORUZ.ALDIRMIYORLAR...
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 12:59
YORUM 3:Ayeti retorik üzerinden kullanırsak her kapıyı açıyor ama BURHANİ olarak kullandığımızda sonuç HZ.Alin Harici,lere verdiği cevap gibi çıkmakta ..
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 13:01
Yorum 2:Çünkü bu şuranın içi SLOGANDAN ve lafızdan öte doldurulmalıdır.Kim diyebilir ki "istişareye ye baş vurulmuyor ?Hayrettin Karaman verdiği fetva veya son yüksek istişare kuruluna atanların yapacağı iş şura prensibi gereği değil mi?
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 13:00
YORUM 1:Muhterem efendim ,bakın "Erken dönem İslam toplumunda, daha doğrusu sahabenin bizzat Hz. Peygamber tarafından eğitildiği dönemde"ifadesini kullanmışsınız . Demek ki o erken dönem şuan asla gerçekleşmez. Bu anlamda Kuranın ayeti inşa edici cümle olarak başımız üzerindedir ama asla işlevsel değildir.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 12:42
O ayetin uygulamadaki hali “işlerini birbirlerini kayırarak yaparlar” oşdu maalesef.
E.K 03 Temmuz 2019 12:22
Sn yazar "Dindar Elit" ten kasdiniz ne bilmiyoruz..Ancak hem dindar ve h hem de elit olan cok sayida vatandas var...Yetmedi, disaridan da ithal ediyoruz..Zengin suriyleliler ve Arap sehliklerinden gelenler gibi..BAGIMSIZ AYDIN tanimlamasi daha uygun gibi duruyor...Parti lehine yalan soylemenin caiz olamayacagini soyleyebilen donanimli aydinlara ihtiyac var..Yoksa ortalik aydin bozuntularina kaliyor. Adlarinin onunde prof. ta olsa...
METİN P. 03 Temmuz 2019 11:32
ŞÖYLE BİR HAYALİ SENARYO GÖZÖNÜNE GETİRELİM:DİYELİM Kİ HAÇLI HRİSTİYANLAR VE SİYONİST YAHUDİLERE VE ONLARIN UŞAĞI OLAN FETÖ VE PKKYA ŞÖYLE BİR ISMARLAMA YASA TEKLİF EDELİM.YANİ OLARA ÖYLE BİR YASA YAPMALRINI TEKLİF EDELİMİ Kİ BÜTÜN AİLE,NAMUS VE HAYA MEFHUMUNU YOK ETSİN.İŞTE ONU ADI İSTANBUL SÖZLEŞMESİ OLSUN.ACABA SÖZÜNÜ ETTİĞİM MİHRAKLAR BUNDAN DAHA HAİN BİR YASA YAPABİLİRLER MİYDİ?
Musto 03 Temmuz 2019 11:22
Islami yasalarla yönetilmiyoruz kimsenin inayetine ihtiyacımız yok demokrasinin kuralları yasaları kurumları var onların işlemesi ve bu yasalara uyulması tüm vatandaşları kapsar uymayanlar çıkarları için hülle yapanlar elbet bir gün geçde olsa hesabını verecekler.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 15:39
2
11.22, Demokrasi gavur mudur ki İslami yasalardan rahatsız olsun... Kafandaki İslam düşmanlığını demokrasi sanıyorsun...
Musto 03 Temmuz 2019 17:45
0
Hangi islami yasalar kırk parçaya bölünmüş birinin ak dediğine diğerinin kara dediği binlerce yıl islami devletler kurulmuş hic bir konuda anlaşamamış ummeti bir araya getirememiş.toplumları havanda su döverek kafalarinı karıştırmayın milletin derdi geçim ve huzur.
Takipci 03 Temmuz 2019 10:50
Sn Yazar mesajiniz dogru ve hakli, tessekkur ediyorum. Kucuk bir itirazim var; istisare iyi ve güzel bir sey, fakat gunumuzde yetersiz kaliyor. Olmasi gereken acik elestiri ve ona verilecek (bilgiye dayali) acik cevaplar olmali.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 10:48
bir yerlerde okumuştum doğru mu yanlış mı bilmem. o malum fetvaları veren şahıs fetö geçmişinden dolayı sağlam bir çizik yemiş, şimdi de hükümete yaranmak, canını kurtarmak için o fetvaları veriyormuş. inşallah doğru değildir. eğer doğruysa oflu hoca bir kere daha haklı çıktı demektir. bu memlekette g.t korkusu allah korkusundan daha üstünmüş.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 11:29
0
Eskiden Bank Asya danismaniydi, simdi Ziraat Bankasi danismani.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 10:14
Aliya İzzet Begoviç diyor ki:''Ben olsam Müslüman Doğu' daki tüm mekteplere eleştirel-düşünme dersleri koyardım.Batı'nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur.Bir şahsın yüceltilmesi geçmişte ve günümüzde vardır, ama İslam'a kesinlikle yabancıdır.Çünkü bu bir çeşit PUTÇULUKTUR.
hep karar da okur 03 Temmuz 2019 09:52
SAYIN OCAKTAN BAZILARININ NASIRLARINA BASMAYA DEVAM EDİYORSUNUZ......BU YAZINIZDAN DA (İSLAMIN İLK YILLARI VE BİR SİTE YÖNETİMİ GİBİ OLDUĞU BİLGİSİ) HAK, ADALET,DANIŞMA. TEŞEKKÜRLER.
Torunoğlu 03 Temmuz 2019 09:28
Asya'nın bahtının miftahı meşveret ve şuradır. (said Nursi)
karar okuru 03 Temmuz 2019 09:11
Günümüz din aydınları ideal olanı bulmaya ve yazmaya çalışıyor. Ancak tarihsel süreçte kabuledegeldiğimiz önyargılarımız var. Bu önyargılarla yüzleşip hesaplaşmadan ideal olanı ortaya koymak çok da etkili olmuyor. Günümüz Müslümanının tipolojisi açığa çıkarılarak davranış biçimleri, refleksleri, olaylar karşısındaki tavır ve tutumları ortaya çıkarılıp varsa hastalıklı yanlarımız tedavi edilmeli diye düşünüyorum. Mesela dindarlaşmayı şeyhe bağlanmak olarak anlayan birisine akıl vurgusu yapmak beyhudedir. Önce dindarlaşmak için şeyhe bağlanmak gerekmediğini kabul ettirmek gerekiyor.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 09:09
Yüksek İstişare Kurulu!! Halk bu kadar yoksulken işşizlik bu kadar yüksek iken ne yapacağı belirsiz olan bir kurumun 18 bin maaş almaları vicdani midir??? Asgari üçretli alsın 2000 tl yi, eytliler beklesin....
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 07:58
ben bu yazının amacını ve ne anlatmak istediğini açıkça söylüyorum anlamadım. baştan sona 3 kere okudum. yazı tarih dersi mi, tarih araştırma konusu mu yoksa amacı günümüze ışık tutmak olan bir yazı mı bilemedim. şayet ışık ihtiyacı için ise peygamberimizin ve halifelerin yaşadığı 1400 yıl önce medeniyetin bile olmadığı bir zaman diliminin siyaseti mi bizi aydınlatacak olan. gözümüzün önündekini görmek için o kadar geriye gitmeye gerek var mı.
Ben 03 Temmuz 2019 07:21
İslamcılıktaki mutlakçı bakış ister istemez baskıcı bir yönetime sürüklüyor. Yani doğru tektir ve bu doğruyu ben sana dayatırım, yapmak zorundasın, zorlaması sonucunda ister istemez baskı yönetimi ortaya çıkıyor. Öncelikle inancın tek yorumunun olamayacağı, kimsenin kimseye din, inanç ibadet dayatma hakkı olmadığının kabulu gerekiyor. Bu da laiklik demektir. Müslümanlar bu yüzden en özgür yaşamı laik düzende yaşayabiliyorlar. Dindar müslümanlar neden batı ülkelerine göçmek istiyorlar, çünkü oralarda özgürlük var.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 02:05
Nerede ne zaman ve Ne için olursa olsun yalan yalandır ve haramdır. Hele muhalefetin önünü kesmek için söylenen yalan aldatmayı hedeflediği insan sayısı kadar katmerli yalan ve katmerli haramdır. Ne olursa olsun Müslüman doğru olmalı dürüst olmalı.
İbrahim DİRİ 03 Temmuz 2019 01:25
"Yalan söylemek caizdir" diyende medine dönemine bakıyor,hepi topu üç yıl sürmemiş neticesinde anlaşmanın diğer tarafları tasfiye olmuş.Demokrasiye dinden referans aramayı bırakmadığımız sürece bu tartışma bitmez.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 01:15
Şura = Patron daima haklıdır... Adalet = Bize bi faydası olacaksa olabilir tabii ... Bu tanımlamaları ülkemdeki yaşamım boyunca ki gözlemlerim sonucunda böyle yazmak zorunda kaldım maalesef , ve kendime kırmızı vermek zorundayım kötü örnek oldugu için :)
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN