Back To Top
Keşke tecrübelerden ders alabilseydik

Keşke tecrübelerden ders alabilseydik

 - Son Güncelleme: 25.09.2019 Çarşamba 08:17
- A +

Toplumda siyasetin en çok konuşulduğu, tartışıldığı dönemler, aslında memlekette işlerin çok da iyi gitmediği dönemlerdir. Siyasete güvenin var olduğu, ekonomik problemlerin asgari düzeyde seyrettiği, insanların hak-hukuk ve özgürlük sorunlarının büyük ölçüde karşılandığı bir ortamda memnuniyetsizlerin sayısı da doğal olarak azalacaktır. Dolayısıyla insanların ekonomik, siyasi ve toplumsal taleplerinin karşılandığı bir toplumda yeni siyasi arayışlara da ihtiyaç olmayacaktır.

Ama kabul etmek gerekiyor ki özellikle son beş yılda Türkiye’de toplumun değişik kesimlerinden yükselen sesler ekonomide, siyasette, adaletin tecellisinde, özgürlüklerin kullanımı konusunda ciddi sorunların yaşandığını göstermektedir.

Epey bir süredir siyasete hakim olan buyurgan, itham edici ve kavgacı üslup toplumu o kadar yordu ki, hepimiz sükunete, bağırıp-çağırmayan siyasete hasret kaldık. Eminim ki şu günlerde bir kamuoyu araştırması yapılsa, hangi siyasi anlayışa mensup olursa olsun toplumun önemli bir bölümü bu rahatsızlığı açıkça dillendirecek ve sadece “huzur” istediklerini beyan edeceklerdir.

Maalesef siyasi tarihimizin en önemli hastalıklarından birisi, belli bir süreçten sonra her meselenin ve problemin sadece ‘iktidar gücü’ üzerinden okunmaya çalışılmasıdır. Zamanla gücün büyüsüne kapılan siyasi iktidarlar, mesela ekonomide yaşanan krizi ekonominin rasyonel kurallarıyla değil, iktidar talimatlarıyla çözebilecekleri hayaline kapılırlar.

Mesela adaletin tecellisinde zaaf işaretleri ortaya çıkmaya başladığında, bu durumun ancak bağımsız ve tarafsız bir yargı anlayışıyla değil, iktidar gücünün işaretiyle çözülebileceğine inanmaya başlarlar.

Mesela demokrasilerin temelini oluşturan insan haklarının görmezden gelinmesi, özgürlüklerin azalması ve eleştirilerin keskinleşmesi karşısında iktidarlar makuliyeti değil, “memleketin bekası tehlikede” olduğu gerekçesiyle otoriter gücü kullanmayı tercih ederler.

Bu sınırsız güç kullanımı giderek öyle bir güven patlamasına dönüşür ki gücü elinde bulunduranlar, bazen ima yoluyla bazen de doğrudan yargı kararlarının bile iradeleriyle belirlendiğini ifade etmekten çekinmezler.

Oysa siyasi tarihimizde yaşanan sayısız tecrübeler göstermiştir ki hiçbir iktidar sadece gücü kullanarak, sonsuz bir iktidara sahip olamaz. Bu ülkede darbeler ve halkın iradesine dayanmayan ara rejim denemeleri yapılmış, postmodern 28 Şubat darbesi için bin yıl sürme hedefi bile konulmuştur. Ama bu kudretli iktidarların hiçbirinin ömrü kurdukları hayallerin ömrü kadar bile sürmemiştir.

Şimdi geriye dönüp siyasi tarihimizin bütün evrelerine baktığımızda “devleti kurtarmak” adına gerçekleştirilen darbelerin ya da kudretli iktidarların farklı düşünenleri veya eleştirel düşünceyi seslendirenleri hizaya sokmak adına devletin demir yumruğunu kullanmaları aslında memleketi hiçbir zaman güvenli bir limana ulaştıramadıklarını rahatlıkla görebiliriz.

Türk siyasetinin önemli isimlerinden birisi olan İhsan Sabri Çağlayangil anılarında şöyle bir tespitte bulunuyor: “Yassıada, 27 Mayıs ve siyasi darbeler... Şunu söylemek isterim ki, zor hiçbir şeyi halletmez. Kaba kuvvetle bir yere varılmaz. Osmanlı İmparatorluğu’ndan iki yüzün üstünde sadrazam geçmiş, altmış yedisini asmışız. Bir o kadarını da alaşağı etmişiz. Hepsinin de gerekçesi, memleket uçuruma yuvarlanıyordu, müdahale bunu kurtardı. Yüz on defa bu kurtarma tekrarlanmış. Bu ne biçim davadır ki, bu ne biçin uçurumdur ki yüz on defa kenarına geliyorsunuz, içine yuvarlanmıyorsunuz veya iyileşmiyorsunuz.” (Anılarım, s. 34)

Galiba tarihimizde yaşanan tecrübelerden dersler çıkarıp demokratik bir zihniyet yapısı inşa etmeyi pek beceremiyoruz. Bu yüzden de “Vatan tehlikede, aramızda hainler var, bekamız için yeni bir İstiklal Savaşı mücadelesi vermeliyiz” benzeri hamasi söylemlerin müşterisi her zaman bol oluyor...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
cumhur 26 Eylül 2019 17:10
Tarih tekerrürden ibarettir derler ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 19:42
Musibetten ders çıkartılır. Tecrübe ya da deneyim ders çıkartlmış hadise demektir.
kaan 25 Eylül 2019 14:43
Tercübe çok, herkes kendi yanlış/doğrularını uyguluyor.Tek doğru o.Halbuki doğru birdir.Yıllar geçse de yine aynı yerdeyiz.Bu insanımızı mutlu edecek ortak akıl yok mu?Kurullar kurallar ne için var.Tartılar ne için var.Mutlu ve başarılı olmanın yolu kendin için değil,insanlık için çalışmadır.Asırlık vakıflar buna örnektir.
cumhur 25 Eylül 2019 13:27
Her şeyi ben bilirim zihniyeti tecrübeleri ve kazanımları kabullenemez!Yüz yıllardır kazanılan tecrübelerin onun için hiç bir değeri yoktur!Bozar sınama yanılma ile aynı yere gelir!Fizik kurallarına göre hiç bir iş yapmış olmaz!Yapmak zor yıkmak bozmak çok kolaydır...
fani 25 Eylül 2019 10:10
Siz bir donem AKP den Bursa Milletvekilligi yapmistiniz. O zaman sizden hic boyle demecler duymamistik. Tayyip Bey'in BM lerdeki konusmasi da Islam Ummetinin bekasi ustune idi. Hakkaniyeti savunmak ne zamandan beri hamaset oldu.
KARAR OKURU Hakkı Sever 25 Eylül 2019 15:12
1
Söyledikleriyle yaptıkları uyuşmazsa Hamaset oluyor
Demokrasinin kapitalizme payanda edilmesinden muzdarip Batılı gerçek entelektüeller mealen böyle haykırıyor: "Ey demokratlar, demokrat olunuz... " Bizde kendini entelektüel zannedenler ise payandanın gölgesini demokrasi zannediyor...
SADECE KARAR OKURU 25 Eylül 2019 09:12
Anavatan Partisi’nin Maliye Bakanlığını yapan rahmetli Ekrem Pakdemir’li hatıralarından bir tanesini şöyle anlatıyor: Cumhurbaşkanı Kenan Evren enflasyon konusunda beni yanına çağırdı. “Niye düşmüyor bu enflasyon? Emir veriyorum, düşsün şu enflasyon dedi.”
Al Desi Dero 25 Eylül 2019 07:40
ÖRT Kİ ÖLEM!.. "KEŞKE TECRÜBELERDEN DERS ALABİLSEYDİK"diyorsunuz Mehmet bey! Peki TECRÜBE nedir? Yaşananlar mıdır! Mesel yaşanmış olması değil,ders çıkarabilme idraki,karşılaşılan benzer problemlerde bedel ödeten yanlışı tekrar yapmamaktır,tecrübe! Ders alınmış olana tecrübe,aynısını yapmaya tekrar denir.Şimdi bizimkiler aynı hatayı tekrar ile farklı ve iyi sonuç yapmaya çalışıyorlar.Öyle ya öncekilerin adı bizimkini RTE oluyor ya! BM Genel Kurulunda AYLAN BEBENİN hesabını soruyor,3 günde ŞAM Emevi Camisinde namaz kılmak isteyenler.Siz hangi zihniyete laf anlatmaya çalışıyorsunuz!
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 06:40
Şu an 28 şubat bin yıl sürer diyene sorun ki sağdır acaba bu gün için ne der...Eminim keyfi yerindedir....
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 09:20
1
28 Şubat devam ediyor mu, etmiyor mu? 28 Şubat'ta zevkten dört köşe olan Fetöye sormak lazım?
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 05:18
Diziler köpürtüyor eğitimsiz bir kesim köpüklü seviyor. Şiddet,entrika,ihânet,racon soslu diziler tutuyor neden? Burdan besleniyoruz. Adam müsvettesi diziyi izliyor havaya giriyor eşini doğruyor. Mafyanın meşru ahlaksızlığın erdem gösterilmesi ve ödüllendirilmesi... prag prag gülesim geliyor ağlanacak halimize...
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 09:23
1
Köpüklü seven eğitimsiz bir kesim varmış.. Onu anladık. Peki köpüklü sevmeyen eğitimli kesim vıdı vıdıdan başka ne iş yapıyor...
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 03:04
Haine "hain" demek ne zamandan beri hamaset oldu?
vay seni hain vay
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 11:05
0
Her dönemin her kesimin her inancın, tarikatın, düşüncenin, devletin hatta ailenin haini var. İşine gelmedi mi herkes herkes için hain olabiliyor. Kime göre neye göre, hangi zamana ve coğrafyaya göre? Böyle geniş tanım mı olur? Ömrümüz bu boş laflarla geçti. Ne değişti? Benzinin litresi kaç lira? Araba almaya kalktığında ne kadar vergi ödüyorsun? Eğitim neden bu halde? Neden herkes adaletten şikayet ediyor?
Hepsi hain mi, nefsin mi yoksa? 25 Eylül 2019 17:44
1
Abdülhamit hainmiş, sonra Jön Türkler hain olmuş, sonra Atatürk en büyük hainmiş, Menderes hain olmaktan kurtulamamış, Özal hain olduğu için zehirlenmiş, Muhsin Yazıcıoğlu hainin ta kendisiymiş ki kim vurduya gitmiş. Şimdilerde hapistekilerin bazıları hain olduklarından intihar ediyormuş. Öte yanda; bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir diyorlar. Diyenlere: Geçiniz efendim geçiniz. Hepiniz nefsinizin kölesisiniz. Cehennemden gelmekte sesiniz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN