Back To Top
Kötüler çoğu zaman yalnız mıdır?

Kötüler çoğu zaman yalnız mıdır?

 - Son Güncelleme: 18.08.2019 Pazar 09:13
- A +

'Kötü olarak adlandırdıklarımız çoğu zaman yalnızdır. Kötü ile oyun oyna ve artık seni ısırmayacak.’

Bu sözler ünlü yönetmen Tim Burton’un “The Big Fish-Büyük Balık” filminden alınmış yakışıklı bir cümle... Malum Burton masalsı filmleriyle ünlü bir yönetmen. Elbette “Büyük Balık” da Edward Bloom adlı bir çocuğun masalsı hikayesini anlatıyor. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde pireler berber, develer tellal iken Bloom adlı bir çocuk yaşarmış yani...

The Big Fish, diğer tüm fantastik Tim Burton filmlerinden farklı bir özellik taşıyor. Burton Orta Çağ karanlığından günümüze taşıdığı yaratıklar yerine, bu kez Andersen Masalları’ndan seçilmiş karakterlere yer veriyor bu filminde. Hatta öyle ki Helena Bonham Carter bile bu filmde sarışın bir genç kız rolünde. Sarı nergisler, ışıklar, ütopik kasaba, sirk, fazla pırıltılı renklerle fantastik bir yolculuğa çıkabilirsiniz...

Kuşkusuz hayat sadece fantastik kurgulardan ibaret değildir. Ama bazen The Big Fish’de olduğu gibi fantastik bir kurgu, bizi alıp bir yerlere götürür. Hep olmak isteyip de olamadığımız, yaşamak isteyip de yaşayamadığımız, ancak özdeşleşmekten gurur duyacağımız karakterler ve hayatlar sunar bize. Çoğu zaman bu tür filmleri izledikten sonra kendi sıkıcı dünyamıza geri döneriz ama hayal kurmaya da devam ederiz. Çünkü böyle bir dünya, ihtiyacımız olan ‘hayal’i, modern dünyanın temposu içinde kaybolan büyüyü ve heyecanı verir bize.

Bilmem hiç düşündük mü, neden fantastik filmlerdeki karakterlere kendimizi daha yakın hissederiz? Kim bilir belki de The Big Fish’de olduğu gibi fantastik dünyadan, bilinmedik bir serüvenle karşımıza çıkan insan, gerçek ile fantastik olanın iç içe geçtiği büyülü bir dünya sunduğu içindir.

Edward Bloom sıradan bir insandır. İlginç tesadüflerin veya istisnaların girdabına kapılmış olabilir. Bu açıdan bakıldığında The Big Fish’in sürrealizm ve realizm arasında bir yerlerde seyrettiğini bile söyleyebiliriz. Bir bakıma gerçek hikaye ile fantastik hikaye arasında git-gellerin yaşandığı bir film The Big Fish...

Başkaları nasıl değerlendirir bilemem, ama ben Tim Burton’un bu filmini izlerken, tanımlanmış doğruların ya da yanlışların her zaman bu tanımlarla çok da örtüşmediği gibi bir izlenime kapıldım. Kim bilir belki bu da bir yanılsamadır...

Her ne kadar masalsı bir dünyanın büyülü atmosferinde mümkün değilmiş gibi gözükse de, galiba insan daha çok bu tür masalsı filmleri izlerken hayatın içindeki renklerin daha çok farkına varıyor. Çünkü reel dünyanın yüreğinizi burkan acımasızlıklarından uzaklaştıkça, iç dünyanızın zenginliğine daha çok yaklaşıyorsunuz. Ve aynı zamanda hayatın içindeki “iyilik” ve “kötülük” imgesinin nasıl bir döngü içinde seyrettiğini de daha yakından görme imkanına kavuşuyorsunuz.

İşte tam da bu yüzden kötü bildiklerimizin aslında derin bir yalnızlık içinde olduklarının altını çizmek gerekiyor. Belki de kötüler için en öldürücü olan bu yalnızlıktır. Zira biliyoruz ki antropolojik tarihimiz hayatta kalma başarımızın iş birliği yapabilme kabiliyetimize bağlı olduğunu göstermektedir. Avcı-toplayıcı dönemden günümüze dek süren insanoğlunun serüveni yalnızlığın değil, birlikteliğin tarihidir aynı zamanda... Eğer ısırmayacağından eminsek, belki kötülerle oyun oynamayı bile deneyebiliriz...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 18:24
Bence kötülüğün ve zulmün yaygınlaştığı ve umumileştiği şu ahir zamanda iyiler yalnız ve gariptir.tam tersine kötüler için zemin çok münbit,elverişli ve herşey onların lehine.
Kötü zayıf ve korkaktır. Kötüyle tanışmak veya yakınlaşmak, kötünün bildiğimiz şekilde olmadığını göstererek iyileşmesini sağlayabilir.
Ben 18 Ağustos 2019 13:55
Bazen kötülüğün toplumsallaştığı da oluyor. Kötülük tek kişiden kaynaklı olsa da bütün toplumu esir haline getirebiliyor. O zaman iyilik tek kalıyor. İslam tarihinden Ebu Zer örneği vardır, halifenin yanlış politikalarına itirazından dolayı tek başına inzivaya zorlanır. Diğer örnek Hitler dönemi nazi Almanya'sıdır. Tek adamın karizması ve acımasızlığı ile topluca kötülüğe yönelmişlerdir. Bu durumdan çıkmaları kendi gayretleri ile olmamıştır maalesef. Kötülük toplumsallaşırsa bitmesi zor olur. Allah bizi de bu durumlardan korusun.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 12:53
kötüler hiç yalnız olur mu. diğer kötüler var, ilave olarak yandaş ve yağcılar var, troller var bunlara ilave olarak da şeytanı sureti haktan zanneden, 'ferasetine' güvenilen cahiller var.
Hocam.. Toplum " ikiyüzlü" doktrine ettiği hiçbir Etik ve Ahlaklı kişiye sahip çıkmıyor ... İllegal tavır ve iş yapan kim varsa ki faydalanıyorsa itibar gösteriyor. Haklı olduğunuz tartışmada taraf olmak yerine ayırıcı ve uzlaştırıcı rolü üstlenerek " sinik ve eyyamcı korkak"lığını kamufle ederek vicdanen rahatlıyor (!) Ülke adına şahsımda utanç duyuyorum
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 11:28
Artık Ocaktan'a, yalnızlığın etimolojisine dalmak ve boğulmadan çıkabilirse, bulgularını bizimle paylaşmak farz oldu. :) Eğer "kötü olan yalnızlık"tan murat, kalabalıklar içinde kaybolmaksa, yakasını vicdanını dinleyemeyecek kadar hay huya kaptırmaksa, etrafı insanlar tarafından doldurulmaksa, aynı evi bin kişiyle paylaşmaksa, amenna. Bu çok tehlikeli. Bütün diktatörler böyle ortamların ürünü.
Abdi 18 Ağustos 2019 09:36
Valla koyu bir ozgurlukcu laik solcu olarak yazarin liberal muhafazakarligini, Stalinist laik, solcu, ulusalcilara tercih ederim.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 11:48
3
ben de liberal dememek için özgürlükçü sol diyenlere müstehzi bir gülümseme ile bakıyorum. Ama ulusalcılardan iyidir tabi.
Cidden mühim şahsiyet 18 Ağustos 2019 12:08
0
Insanın kendine aşılması yasak bir sınır çizip içinde müebbete mahkum solcu laik liberal muhafazakar yada demokrat herhangi bir fikr i sabitde ömür tüketen bir esir gibi mütalaa etmekten kaçınılması tavsiye olunur Bendeniz solcuların eşitlik dünya barışı vs düşüncelerini sağcıların büyüğe saygı alenen alkol almama dara düşene yardım dindarların bazı konularda özenli olması gibi Hepimiz biraz herşeyiz
hamza akyol 18 Ağustos 2019 13:07
0
ben laikim ama solcu da sağcı da değilim. tercih unsurlarından biri olmamak da sorun oluşturmuyor. sadece dışlanmayım yeter. ayrıca farklı düşüncede olanları daha çok tercih ederim. benim daha doğru düşünmeme neden oluyorlar
hamza akyol 18 Ağustos 2019 17:22
0
11:48! "Özgürlükçü" yerine "liberal" kullanılmasını hastalık olarak kabul ediyordum. Özgürlükçü yerine liberal kullanılmasının savunulmasını ise nasıl niteleyeceğimi bilemedim.
Yurdumun insanı 18 Ağustos 2019 08:24
TEK=YANLIZ ADAM "Belki de kötüler için en öldürücü olan bu yalnızlıktır. Zira biliyoruz ki antropolojik tarihimiz hayatta kalma başarımızın iş birliği yapabilme kabiliyetimize bağlı olduğunu göstermektedir." diyorsunuz.Yalnızlık, tek olma meğolamanlığının sonucudur.Dini, siyasi, medyatik, akademik, san'at, müzik aleminde akibeti yalnızlık olanlar, güç ve imkanın iyi olduğu dönemde köle, dalkavuk biriktiren, Megolaman kişiliklerdir. Recep beyin akibeti de bu olacak.Kral MİDAS, NE İSTEDİĞİNE DİKKAT ET GERÇEKLEŞEBİLİR. demiş. İstediği şeyler gerçekleşmiş ancak YANLIZ ADAM Recep bey
Abdi 18 Ağustos 2019 09:34
0
Gunun en bilge yorumu.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 05:03
kötüler çoğunlukta olmasa bu dünyanın hali böyle olmaz oyun oynamak ne kelime son derecede içli dışlıyız
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 00:59
Yalnızlık ile kötülük arasında bir bağ kurmak ne kadar doğru acaba? Bir defa yalnız kişi toplumsal olandan kendini ayrıştırdığı için toplumsal alandan bir beklenti içerisine girmez. Böylece kötülüğün ortaya çıkması baştan mümkün değildir. Talebi olmadığı için diğerleri ile arasına zaten bir duvar örmüştür. Kötülük yapmasına bir neden zaten bulunmamakta. Bence kötülüğü daha derinlerde bir yerde aramak gerek.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 09:47
1
Buradaki yalnızlık "seveni yok" anlaminda sanırım.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 10:35
0
00.59 Kendini MÜSTAĞNİ gören insan, herkesin kendine muhtaç olduğuna inanan sosyopskopat tiptir. Toplumdan beklentisi nasıl olmaz bu tipin! Herkesin kendine saygı,ihtiram ve köle gibi davranmasını ister. Mustafa Altıoklar, Narsist Kişilik Bozukluğu var dedi diye mahkemeleşmekteler,Rexep beyle. Adnan ben doktor olarak gördüğümü söylüyorum, itham etmiyorum diyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN