Back To Top
‘Kutsal devlet’ geleneğimiz hiç değişmedi

‘Kutsal devlet’ geleneğimiz hiç değişmedi

 - Son Güncelleme: 12.07.2019 Cuma 11:34
- A +

Devleti sosyolojik anlamda yöneten ve yönetilen arasında oluşan yönetsel bir organizasyon olarak tanımlamak mümkün. Dolayısıyla gerek klasik, gerekse modern anlamda devlet olgusu, bütün toplumlar için kamu düzeninin sağlanması ve birlik içinde yaşamayı temin için hayati bir öneme sahiptir. Ancak 1. Dünya Savaşı sonrasında devlet kavramının mitselleştirilmesiyle birlikte özellikle Batı toplumlarında faşizmin ayak sesleri duyulmaya başlanmıştır. Tarihi tecrübeler göstermiştir ki, devlete kutsallık atfetmenin nihai olarak varacağı son durak faşizm ya da despotizmdir.

Bu çerçevede Osmanlı dahil Türkiye’nin tarihine baktığımızda devleti kutsallaştırmanın, bu topraklarda otoriterizme derin kökler oluşturduğunu söylemek gerekiyor. Osmanlı’nın son yüzyılını içine alan süreçte başlayan reform ve modernleşme hareketleri, her ne kadar siyasal yapının mutlakıyetten meşruti monarşiye evrilmesini sağlamışsa da, rejimin otoriter karakteri Cumhuriyet’in ilk yıllarında da devam etmiştir.

Meseleye Türk modernleşmesi açısından baktığımızda ise, modern ulus devletin kuruluş sürecinde kutsallaştırıcı düşüncenin hayli güçlü olduğunu görürüz.

Cumhuriyetin ilk yıllarının siyasal yapısı değerlendirilirken, özellikle tek parti döneminin otoriter olduğunu kabul etmek gerekiyor. Bu tanımlamaya karşı çıkanlar, inkılapların yerleşmesi aşamasında bunun normal olduğunu, ayrıca o günün şartlarındaki ekonomik ve siyasal konjonktürün de dikkate alınması gerektiğini, çünkü iki dünya savaşı arasında Avrupa’da da otoriter devlet yapılarının hakim olduğunu ileri sürmektedirler. Nitekim İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyadaki demokratik değişime paralel olarak Türkiye’de de demokratik sisteme yumuşak geçişin sağlandığına dikkat çekilmektedir.

Evet doğrudur, ama bu tek parti döneminin otoriter karakterini değiştirmemektedir. Kuşkusuz sadece tek parti dönemi değil, sonrasında gelen DP döneminde de otoriterlik kalıntıları devam etmiştir.

Çünkü Demokrat Parti (DP) de esas itibariyle liberal demokrasi anlayışından beslenmemektedir. DP’nin, seküler milliyetçi otoriter devlet anlayışındaki sekülerliğin yerine dindar/muhafazakar, yerlici/Anadolucu bir milliyetçiliği ikame ederek farklı ancak otoriter renkleri ağır basan bir devlet tasavvuruna ulaştığını belirten Tanel Demirel, Bayar’ın şu sözlerinin, devlet ve demokrasiden ne anlaşıldığı konusunda son derece aydınlatıcı olduğunun altını çiziyor:

“Bizde derebeylik, kölelik ve bunun sonucu olan Aristokrasi olmadığı için, Devlet doğrudan doğruya sınıfsız bir kitleye halka dayanmıştır. Halk devlet idaresine, seçimsiz iştirak etmektedir. Veya ‘Biat’ ve ’itaat’ hakkı ile, manevi bir seçim yapar. Böyle olmasa, Demokrasi, bizi bin yıla varan geleneklerimizin dışına düşürürdü. Bizim yapacağımız iş, işte bu manevi seçimi, maddi seçim haline getirmektir. Türkiye’de koruyucu devlet (Hakim devlet) vasfına dokunulmadan halkın yönetime katılmasını sağlamak lazımdır. Halkın yönetime katılması dürüst bir seçim sistemi ile kurulabilir.” (T. Demirel, Türkiye’nin Uzun On Yılı, s. 153)

Şu bir gerçek ki siyasal tarihimizin hemen bütün evrelerinde devlete atfedilen ”kutsallık”, aslında bugün de farklı biçimlerde devam etmektedir. İki binli yılların ilk çeyreğini yaşadığımız şu günlerde, devletin kutsallığına halel getirecek en küçük kıpırdanma bile “beka” kapsamı içinde değerlendirilebilmektedir.

Galiba siyasal-hukuki sistemimizdeki demokrasi eksikliğinin esas nedeni, devletin genetik kodlarında hala var olmaya devam eden “kutsal”, bir başka deyişle otoriter özellikler olsa gerektir.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Abdullah GARİB 12 Temmuz 2019 15:01
S.A Sayın Mehmet OCAKTAN Beyefendiye; Yazınız tek kelimeyle mükemmel bir yazı. Dinimizde kutsal olan bireydir. Çünkü birey Sonsuz Güç Allah'a hesap verecektir. Devlet reel bir varlık değildir. Şayet devlet kutsal olsaydı Peygamberimizin kurduğu devlet 30 yıl sürmüştür. İslam tarihinde bu döneme Gerçek Cumhuriyet dönemi denir. İslam tarihinde devlette mahkum edilmiştir. Şu anda da bir takım ülkelerde böyle adalet örnekleri görülüyor. Türkiye gibi bir takım ülkeler de hem halklarına zulmediyor hem de Hz. Muaviye gibi din kutsalını halka karşı kullanıyor. Selam ve dua ile
karar okuru 12 Temmuz 2019 14:36
İslam'a göre devlet adaletle hükmetme ve idare etmesi için gereken mekanizmadır ve kutsal değildir. Kutsal olsaydı Hz İbrahim(as), zamanın kralı Nemrut'a, Hz Musa o zamanın devleti Firavun'a nasıl karşı çıkacaktı? Hz Hüseyin, İmam-ı Azam, İmam-ı Serahsi, Abdullah Bin Zübeyr ve daha binlerce büyük zat zulüm yapan idarecilere nasıl karşı çıkacaklardı? Şİmdi biz İsrail vatandaşı olsak devleti kutsal görüp Filistinlilere yapılanları alkışlayacak mıyız? Bu yazdıklarım bugünle alakalı değil, genel İslami ölçülerdir..
serkan aydoğdu 12 Temmuz 2019 13:12
AKP Erdoğan Rusya'dan milyar dolarlık Rus yapımı füzeleri alırken sevinçten yerlerinde duramıyorlar millilikten bahseden AKP ve Erdoğan Rusya'nın yaptığı Rusya'nın bize kakaladıgı füzeleri alırken sevinç içerisinde hop oturup hop kalkıyorlar. bunlara sorsan hepsi Milli daha Kendi füzesini bile yapamayan Rusya'dan Çin'den Amerika'dan füze alanlar uçak alanlar silah alanlar kendi halkına millilik gazı veriyorlar bunların neresi milli Allah aşkına soğanı patatesi bile ithal ediyoruz eti bile sırbistan'dan alıyoruz silahımız bile yerli değil ondan sonra AKP ve Erdoğan çıkıp millete gaz veriyor Ve
KARAR OKURU 13 Temmuz 2019 09:09
0
AKP kendinden önce yapılan füze fabrikalarını kapattığı için Rusya'dan S400 almak zorunda kaldı...
Musto 12 Temmuz 2019 12:38
Sözde muhafazakar geçinirler üretmediği uçağın helikopterin makam araçları binlerce odalı saraylar yazlıklar kışlık saraylar yaptirir imparatorlugu batıran sarayları camileri begenmez yenilerini yaptirir garip cumhuriyetin dişinden tırnağından artırıp yaptıklarını satar allah rizasi için bir tane fabrika yapmazlar.Aksam sabah köprü yol tunel yaptım diye övünürler zannedersinki meccanen geçiriyorlar.
Köroğlu 12 Temmuz 2019 11:06
Bu durum sadece Türkiye'ye özgü değil. İnsanlığın geneli bu (bkz. Roma, Rusya, Çin, İran, Mısır, Arjantin, vb) Demokrasi bir norm değil, istisnai olarak kuzeybatıda ortaya çıkmış bir fenomen. Analizi bir tık ileri götürüp neden böyle? diye soralım ki ne olabilir üzerine kafa yoracak bir bazımız olsun.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 10:41
Taner Demirel değil Tanel Demireldir.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 11:12
0
evet Tanel HOCADIR
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 23:06
0
Evet, Yazar' da Tanel Demirel diye yaziyor!
KARAR OKURU 16 Temmuz 2019 13:34
0
Güncellemişler çünkü
Devlet nedir? 12 Temmuz 2019 10:08
Sayın yazar kelimelerin manalarını çarpırtarak siyasi tahliller yapıyor. Kutsal ile otorite kelimeleri eş anlamlı değildir. Devlet, otoriteyi meşru kullanma hakkına sahip kurumsal yapının adıdır. Hukuk için kaba kuvveti meşru kullanma yetkisi vardır. Bu demokrasilerde de böyledir, padişahlıklarda da böyledir. Aralarındaki fark, yöneteni belirleme şeklidir. Hiç bir devlet dingonun ahırı gibi yönetilmez. Roma Devleti bir kırallıktı. Ama kıralın otoritesi hukukun tatbikini sağlayan bir güçtü.
Köroğlu 12 Temmuz 2019 11:09
1
Öyle değil. Demokrasi "yöneteni seçme mekanizması" değildir. Bir değerler bütünüdür. Aslında yazarın hatası "yönetici" kavramını kullanması. Demokrasilerde yönetici olmaz, kamu hizmetlisi olur. Her bir kamu hizmetlisinin kanun ile belirlenmiş, sadece ortak alanların işletilmesine ilişkin, uğraştığı mesele ile sınırlı bir yetkisi ve sorumluluğu vardır.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 11:59
2
11.09, Kendi kendine kavramlar üretmekle bu işleri anlayamazsın. Devlet; hukuk için kaba kuvveti meşru kullanma hakkı olan kurumsal yapının adıdır. İster demokrasi olsun, ister başka yönetim şekilleri olsun devletin vazifesi budur.
Köroğlu 12 Temmuz 2019 20:40
0
11:59 Sen olayı tersten anlamışsın. Devlet ortak alanı idare eden yapıdır. Bunun için, bir araç olarak, hukuka bağlı olmak (dolayısı ile toplumsal sözleşmeye sadık kalmak) koşulu ile şiddet kullanma tekeli vardır. Tanımlayıcı niteliği bu değildir ama.
KARAR OKURU 13 Temmuz 2019 00:41
1
20.40, Devletin hepsi de doğru olan onlarca tanımı vardır. En meşhur tanımlarından biri de "Hukuku uygulamak için meşru kaba kuvvet kullanma hakkı olan kurusal yapı"dır.
ERKAN DOĞAN 12 Temmuz 2019 09:57
Sayın Yazar Kutsal devlet onun vazgeçilmez milis gücü olan ergilenmiş birey geneleksel toplumlarda elbette çok işe yaradı. Ama artık ne işgal edilecek bir toprak nede vergiye bağlayacağınız ve himaye edeceğiniz gayri müslüm olmadığına göre bu düşünce biçiminde ısrar etmek niye. 6 yaşındaki çocukların bile dünyayı değiştirecek fikirler üretip dünyayı değiştirdiği bir zamanda kutsal devlet diye bir kavramın etrafında gezinmek, topluma geri zekalı muamelesi yapmak kadar tehlikeli bir yönelim olmaz.
METİN P. 12 Temmuz 2019 09:03
SADECE DEVLETE Mİ KUTSALLIK atfediliyor?Liderler,yasalar,ulusun kendisi,futbolcular,takımlar,sanatçılar,ideolojiler de kutsallık atfedilen kültlerdir.VELHASILI KELAM ALLAH DIŞINDA HER ŞEY KUTSAL,BİR TÜRLÜ YÜCE YARATANA SIRA GELMEDİ MUKADDESLİK.İŞTE ŞİRK BUDUR.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 08:36
Toplumsal hafızayı küçümsüyor yada anlamıyorsunuz. Devletin kutsallığı bizde avrupadan etkilenmemiştir. Çok eskilere dayanır. O kutsallık dünyanın en büyük imparatorlugunu yutup türk vatanı yaptı. Töre denen bir gerçek var. Siz aydınımsı baticı yada islamcıların anlayamadığı.devlet gücünü töreden aldı asırlar boyu.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 10:41
0
Devlet gücünü töreden değil koyduğu yasalardan alır. Koyduğu yasaları istediği gibi uygularsa devlet olma özelliğini yitirir yıkılır o devlet. Devletin temeli adalettir töre değil.
Köroğlu 12 Temmuz 2019 11:18
1
Sana tarihi yanlış öğretmişler. Türkiye, Osmanlı'nın devamıdır. Osmanlı, Bizans'ın devamıdır. Bizans'ın devlet yapısı ve bürokrasisi İslam zarfına konup devralındı. Fatih'in bürokratlarının çoğu Bizans'ın -İslam'a severek geçen- bürokratları idi. Meşhurları arasında 11. Konstantin'in yeğenleri Mesih Paşa ve Has Murad Paşa vardır. (kaptanı derya ve rumeli beylerbeyi) İstanbul fetih edilmese idi bunlardan biri Roma İmparatoru olacaktı. Oradan devam ettiler.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 11:59
1
11.18, Ama İstanbul fethedildi... Onlardan biri Hıristiyan Roma imparatoru değil, Müslüman Osmanlının paşası oldu... Ortada bir devamllık yok tam aksine ciddi bir değişim var.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 12:26
1
11.18, Tarih senin sandığın gibi, kim kimden sonra gelmilse onun devamı olmaz... Herşeyin mucudini Batı sanan müptezel Batıcı anlayıştan kurtul. Eğer söylediğin doğru ise bu günkü Batının büyük çoğunluğu da Batı Hun Devletinin devamıdır... yoksa kafandaki Batı çakal pisliği gibi kenden öceye de sonraya da bulaşıyor mu?..
Köroğlu 12 Temmuz 2019 20:39
0
11:59 Ne değişti mesala? Ne aynı devam etti, ne değişti?
KARAR OKURU 13 Temmuz 2019 00:55
0
20.39, Hıristiyan hakimiyeti ile İslam hakimiyeti yer değiştirdi. Mesela devletin bekası için Yavuz Sultan Selim Balkanlardaki Hıristiyan nüfusu cebren İslamlaştırmak istedi, Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi cebren İslamlaştırma İslama uygun değildir dediği için bu işi yapmaktan vazgeçti. Hıristiyan krallara göre Yavuzun yaptığı yanlıştır. İşte benzeri anlayış farklılıkları çok değişik sosyolojik neticeler doğurdu.
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 04:53
Kutsallığı, ümmet sözüyle perçinleme buradan da halifeye başkaldırmaya kadar götürebiliriz. Ne dersiniz sayın Hocam?
KARAR OKURU 12 Temmuz 2019 00:10
Yazılarınızın her biri ders niteliğinde Teşekkür ederim
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN