Back To Top
Özgürlük rejiminin teminatı kuvvetler ayrılığı

Özgürlük rejiminin teminatı kuvvetler ayrılığı

 - Son Güncelleme: 29.04.2019 Pazartesi 08:26
- A +

İçinden geçmekte olduğumuz sıkıntılı süreçte özgürlükler rejimi olan demokrasi açısından büyük önem arzeden ‘hukukun üstünlüğü’, ‘kuvvetler ayrılığı’ gibi evrensel kavramlarla ilgili hatırı sayılır değerlendirmelerden ve söylemlerden mahrum kaldığımız bir gerçek. Yeni sistem maalesef bütün yetkileri tek elde topladığı için, modern demokrasilerin temelini oluşturan kuvvetler ayrılığını da önemsiz hale getirmiş bulunuyor.

Dolayısıyla ‘tekçi’ bir temele dayanan yeni sistemin ruhu bütün kurumları kuşatır hale geldiği için de sadece kuvvetler ayrılığı değil, haktan, hukuktan ve adaletten söz etmek bile artık anlamsız hale gelmiş bulunuyor. Mesela geçmiş yıllarda camilerdeki hutbelerde bile adalete vurgu yapılır ve bu konudaki ayetler sıkça okunurdu. Muhtemelen Diyanet de memlekette esen rüzgardan etkilenmiş olmalı ki, İslam’ın en temel emirlerinden birisi olan ‘adalet’ kavramını biraz geri plana itmiş bulunuyor.

Her ne kadar hak-hukuk, adalet konularında pek de iç açıcı bir görüntümüz olmasa da, en azından yüksek yargı kurumlarının kuruluş yıldönümlerinde yapılan konuşmalarda biraz olsun içimizi ferahlatacak sözler duymayı istiyoruz.

Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın 57. Kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada, demokrasiyi özgürlükler rejimi kılan ilkelerden birinin de kuvvetler ayrılığı olduğunu vurgulayarak ‘kuvvetler ayrılığı’ fikrinin Osmanlı Devleti’nin son döneminden itibaren savunulduğuna dikkat çekmesi önemliydi. Ayrıca Zühtü Arslan’ın “Hakim hiçbir şart ve ahval altında aklını ve vicdanını başkasına emanet edemez” sözlerinin altı özellikle çizilmesi gerekiyor.

Arslan’ın kuvvetler ayrılığı ile ilgili ifadeleri şöyle:

“Bugün de Türk anayasal sisteminin önemli bir unsuru olan kuvvetler ayrılığı, Anayasa’nın başlangıç kısmında ‘belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir iş bölümü ve iş birliği’ olarak tanımlanmıştır. Bu tanımda ‘iş bölümü’nün her bir devlet organının anayasal yetkilerini kullanarak kendilerine verilen görevleri yerine getirmek anlamına geldiği açıktır.”

Aslında şu anda gerek Türkiye’nin demokrasi kalitesinin düşmesi, gerekse adalete olan güvenin zayıflamasının temelinde kuvvetler ayrılığı ilkesini önemsizleştiren zihniyet yapısının bulunduğunu görmek gerekiyor. Zira ne zaman yasama, yürütme ve yargı asli fonksiyonlarını icra edemez hale gelmişse devletin demokratik dengesi bozulmuş ve kaotik bir yapı ortaya çıkmıştır.

Bugün itibariyle değerlendirdiğimizde sadece Türkiye’de değil, İslam toplumlarının hemen tamamında siyasi, iktisadi ve toplumsal ilişkileri hukukun değil, gücün şekillendirdiğini çok rahatlıkla görebiliriz. Evet İslam dünyasının ortak hafızasında hukuka dayalı ve hukuka uygun yönetilen bir devlet modeli bir umut olarak hala varlığını sürdürmektedir. Ancak evrensel hukuk normlarına uygun ‘kuvvetler ayrılığı’ ve denge denetlemeyi esas alan kurumsal anlamda bir adalet sistemi oluşturulamadığı için bu beklenti sadece bir umut olarak vardır.

Esas itibariyle Türkiye hukuk sisteminin kurumsallaşması açısından, diğer İslam ülkelerine göre daha şanslıdır. Zira Osmanlı’nın son döneminden itibaren hukukun kurumsallaşması açısından önemli adımlar atılmıştır. Şura-yı Devlet ve Ahkam-ı Adliye teşkili münasebetiyle Abdülaziz, içinde oldukça çarpıcı ifadelerin yer aldığı bir nutuk hazırlamıştı. Bu konuşma, kuvvetler ayrılığını ilk defa gündeme taşıması yönüyle büyük bir önem taşımaktaydı. Bu gelişme Avrupa’daki anlamıyla bir kuvvetler ayrılığından daha çok fonksiyonların ayrılması biçiminde olmakla birlikte, Tanzimat rejiminin çözüm getirmeye çalıştığı en önemli mesele olan kuvvetler ayrılığında atılan bu adımla yürütme gücü, adli ve mülki işlerden ayrılmış oluyordu. (Modernleşme Dönemi Osmanlı Siyasi Metinleri- Hazırlayan: Mehmet Yıldız, s. 51-52)

Ayrıca unutmayalım ki, Meşrutiyet döneminin önemli anayasa hukukçusu olan Babanzade’den başlayarak Namık Kemal gibi önemli düşünürlerimiz hukuk, adalet ve kuvvetler ayrılığı gibi yüksek değerleri savunmuşlar ve günümüze de ışık tutmuşlardır.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
İYİ PARTİ HARUN 30 Nisan 2019 04:20
AKP son 4 yıldır Bütün devlet dairelerinde emniyet müdürlüklerinde ve askeriyede perinçekçi Mehmet agarcı derin yapılanmanın elemanlarını kadrolaştırdı . şu anda Polis Teşkilatı ikiye bölünmüş durumda 1 bölümü menzilci tarikatçı Polisler bir bölümü de perinçekçi ve mehmet Agarcı polisler var . . Türkiye Emniyet Müdürlüğü ikiye bölündü aynı olay Türk Silahlı Kuvvetleri'nde De Yaşanıyor şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri perinçekçi bir grup tarafından ele geçirilmiş durumda Perinçek seçimlerde baraj altında kalmasına rağmen Perinçek'in
hamza akyol 29 Nisan 2019 16:40
değer yargılarımız hep yerel. uluslararası düzeye çıkamıyoruz. evet, kuvvetler ayrılığı olmadan demokrasi olmaz. aynı durum adalet için de geçerli. kuvvetler ayrılığı olmadan, hukukun temel ilkeleri olmadan, hukuk olmadan ahlak da adalet de olmaz. artık adaleti hz. ömerin türü yönetici ile sağlama çabasından vazgeçmek gerekiyor. adalet ancak ve ancak kuvvetler ayrılığı ve hukukun temel ilkelerinin yaşama geçirilmesi ile mümkündür. islamcı kesim hala bu gerçeği kavramaktan çok uzak.
Müzmin Tarihçi 30 Nisan 2019 00:23
0
İslamcı kesim " körler sagirlar birbirini ağrılar" modundan veya "yağ satırım bal satırım ustam ölmüş ben satırım"oyununu oynamaktan bakmadı Hamza bey.Miskinler tekkesinde yerleşik ezberlerle afyon çekmekten sarhoş haldeler.Ama herşeyi çok iyi biliyorlar Siyasi, sosyal, ekonomik vs. tum işaretler çöküşü gösteriyor. Allah sonumuzu hayr etsin...
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 14:29
Türk hukuk sisteminin kurumsallaşmasını Osmanlının son dönemine kadar götürmüşsünüz de Cumhuriyetin ilk yıllarını atlamışsınız. Ayrıca da laiklik ilkesini görmezden gelirseniz daha uzun süre hak-hukuk-adalet ararsınız.
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 13:36
Hocam bu konu bir keresinde TRT de tartışılıyordu. Gerçi başlık başkanlık sistemi idi. Orda koca koca akademisyenlerden biri dediki :budizm sıfırı yokluğu hicligi savunur .İslam bir i savunur. Hristiyanlık ta 3 u Yani teslis inancını savunur. 3 derken kuvvetler ayrılığı ni yani yasama yürütme ve yargı yı kastetmisti. Bir prof ta şaşırarak katılmış ve buradan yola çıkarak İslam i olanın 1 olduğunu baskanligin daha uygun olduğu sonucuna ulaşmışlardı. Sizin bu kuvvetler ayrılığı dediğiniz şey yani teslis mis. Ben çok aydinlanmistim. Size de tavsiye
Sabri Ayçiçek 29 Nisan 2019 12:14
Tarihçi Bülent Tanör,"Yerel Kongre İktidarları" kitabında Alaşehir kongresine katılan Salihlili Zahit Molla'dan bahseder...Hem de yaptığı konuşmayı baz alarak...Galiba bu derse toplumca biraz daha çalışmamız gerekecek/gerekiyor...
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 11:28
Can Dündar’in dosyasini bekleyen binlerce dosyanin onune alip hapisten cikartilmasina ve yurt disina kacmasina sebeb olanlar kimler?
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 10:31
yaw bu akpnin ele aldiği bütün konularda duvara çaktık. Açılım dediler pkk ve ypg tarihlerinde en büyük silahlanmayı yaptılar. Ellerinde uçaksavar var artık. Vesayet dediler ergenegon balyoz dediler. Hiç bir darbeciyi yargılayamadılar. Orduyu fetöye teslim ettiler kafamıza bomba yedik. Hsyk için referandum yaptılar fetö yargıyı ele geçirdi. Ekonomi dediler dolar 6 tl oldu. En son başkanlık gelecek uçacaz dediler . Olanlar oluyor. Görecez başımıza neler gelecek
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 12:04
1
suriyeyi unutmuşsunuz :)
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 12:58
5
Sende çok sevinmiş gibisin.
Sabahattin 29 Nisan 2019 09:26
Ön seçim, dar bölge ve federasyon şart. Kürt meselesinin Türkiye'yi esir almasına, çocuklarımızın hayat standardını düşürmesine izin vermemeli.
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 09:23
Özgürlük un teminatı adalet ttir darbeci hainlere hak ettikleri cezayı vermeyi kim engelledi ise o devlet devlet değildir vatan hainleri ile kolkola girip sehit cenazesine gidenleri kinamayan parti parti değildir satılık kalemlerin menderes i hatırlattığı erdoğan düşmanlığı nda ibreyi aşan tarifeye hakettiği cezayı vermeyen devlet hürriyet i savunamaz
Hüseyin alnur 29 Nisan 2019 08:37
Cumhurbaşkanı sadece hükümette sorumlu olmalı partide kesinlikle değil. İkisi aynı anda sıkıntı
musto 29 Nisan 2019 07:26
Vatandaşa aylarca hatta normal şartlar altında yıllarca tek tek madde madde anlatılmalıydı yangından mal kaçırırcasına bize güvenin diyerek halk aldatıldı sonucu ortada. İktidar ve ortağına sormak lazım tek adam demokrasisi için neyi eksik yaptınız durmadan beka diye kafamızda boza pişiriyorsunuz.
evin 29 Nisan 2019 06:25
kendi kazandıkları seçimleri 2 saatte açıklayanlar kaybettikleri istanbul seçimlerini 1 aydır açıklayamadı. bu haldeki bir ysk akpnin isteği dışında bir karar veremez...
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 06:10
Evet, Abdülhamit’in otoriter yönetimine takılmayıp Abdülaziz’den bahsetmen güzel. Türkiye’nin yönetim şeklinin modernleşmesinde Tanzimatı iyi anlamak zorundayız. Bugün Cumhuriyet’le kurulduğunu zannettiğimiz çoğu kurum Tanzimat’ın etkisi ile kuruluyor. Kuvvetler ayrılığının pratikte nasıl gerçekleşeceğine kafa yormak zorundayız. Anayasa’ya koymak işin teorisi. Uygulamada eskisi gibi yargı üstünden kilit atmaya da engel olunacak bir sistem düşünülmeli. Almanya niye federal? Bunları düşünmek lazım.
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 06:07
Türkiye de hukuk baskı altında. Siyasi irade İstanbul seçimlerini almak için hukukun etrafında dolanıyor. ..Bekamız ancak hukuk la korunur.
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 02:06
AYM başkanı “Hakim hiçbir şart ve ahval altında aklını ve vicdanını başkasına emanet edemez” demiş...Siz devam edin, ben biraz gülüp geleceğim. Niye aklımızla dalga geçenlerin beyanlarını taşıyorsunuz bu köşelere?
KARAR OKURU 29 Nisan 2019 01:40
Akp'li vekillerin topluca Ysk'yı ziyareti bile şüphe uyandırıyor tam İstanbul seçimleriyle ilgili karar arefesindeyken !
Karar Okuru 29 Nisan 2019 01:02
Geçmişte destek vererek olanların ve olacakların sorumluluğu da sırtınızdadır. Ama böyle düşünmemiştik gibi mazeretler ölüme sebebiyet verdikten sonra özüre benziyor. Bu anlayışların sandığıda devirmesini göreceğiz galiba. Ailenizde arkadan gelen gençler karşılaştıkları hayattan ve sıkıntılardan şikayet etmez inşallah! Öylesi çok acı olur sebebolanlar içşn
Yaw he he 29 Nisan 2019 00:37
özgürlükler rejimi olan demokrasi
Hersoy 29 Nisan 2019 00:27
Zühtü Arslan hakimlerin aklı ve vicdanlarını kimseye emanet edemez diyor da; Ohal KHKları anayasaya uygundur kararını verdiklerinde akıl ve vicdanlarını kime emanet etmişlerdi acaba?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN