Savaş ne zaman bitebilir?

1914’te Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Alman İmparatoru II. Wilhelm’in askerlerine “Noel’den önce evde olacaksınız” dediği söylenir. Yalnızca Alman tarafı değil İngilizler ve Fransızlar da çoğunlukla savaşın birkaç ay içinde biteceğini düşünüyorlardı. (İngiltere Savaş Bakanı Kitchener ise 3-4 yıllık bir süreyi öngörmüştü. Ama kendisi de Türk ordusunu küçümsediği için Çanakkale Savaşı’nın gidişatını öngörememiş ve 1916’da görevden alınmıştır.)

Zaten bu kadar uzun süreceği bilinseydi o savaş hiç çıkmazdı herhalde. Ne de olsa savaş kararları kısa sürede başarıya ulaşma ümidiyle alınır. Herkes bilir ki yıllarca süren bir savaşın galibi olmaz. Çünkü kazananın kazandığı kaybettiğine değmez. Uzun süreli savaşların ekonomik maliyeti katlanarak artar. İşte bu yüzden Birinci Dünya Savaşının galipleri aynı zamanda mağlupları olmuş; mesela İngilizler “küresel hegemon” rollerini günün sonunda Amerikalı kuzenlerine devretmek zorunda kalmışlardır.

Hep tekrarladığımız “Savaş siyasetin başka araçlarla devamıdır” sözünün sahibi Clausewitz’in şöyle bir sözü de var: Savaşta son adım düşünülmeden ilk adımın atılmaması gerekir.

Ne var ki “yanlış hesap” diye bir şey de var her zaman.

Bundan 2500 yıl önce Yunan şehir devletleri arasında yaşanan ve 27 yıl sürmüş olan Peloponez Savaşları bir dizi yanlış hesap yüzünden çıkmış ve durdurulamamıştı.

Hitler 1941’de, Rus ordusunun zayıf ve halkın komünist rejime bağlılığının düşük olduğu varsayımıyla, Sovyetler’in birkaç ayda çökeceğini hesaplayarak meşhur Barbarosa Harekatı’nı başlattı.

Çok daha yakın bir zamanda Rus otokratı Putin de Kiev’in birkaç gün içinde düşeceği hesabıyla Ukrayna’ya saldırdı. O hesaptan nasıl bir netice hasıl olduğu ortada.

Tarihte yanlış hesap örnekleri çok. Birilerinin yaptığı böylesi “küçük hesap hataları”nın faturasını ödemek zorunda kalan devletler ve milletler birer ibret kaynağı olarak duruyor tarih sayfalarında.

Ne var ki tarih, milli şairimizin dediği gibi, “hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”

Şimdi de rejimin üç günde devrileceğini düşünüp İran’a saldıran Trump var karşımızda. Onun da Beyaz Ev’indeki hesap Tahran çarşısına uymadı.

İşin ilginç yanı, Hitler’i de Putin’i de Trump’ı da “Bu hesap yanlış” diye uyaranlar oldu ama dinlemediler bu uyarıları.

Diğerlerinin durumu bir parça daha farklı olabilir ama büyük ihtimalle ABD Başkanını böylesi bir kumar oynamaya yönelten motivasyon, seleflerinin hiçbirinin yapamadığını yaparak büyük bir zafer kazanmış olarak üçüncü dönem başkanlık hayalinin önündeki engelleri aşabileceğini düşünmesiydi.

Ancak ne olursa olsun gelinen noktada ABD’nin bu savaşı bir an evvel bitirmek zorunda olduğu muhakkak, akıl bunu gerektiriyor. Kısa sürede ve az zayiatla kazanılmak istenen savaşın artık uzun sürede ve çok fazla zayiatla kazanılmasının bile garantisi olmadığı görüldü.

Demek ki Trump bir yerde bu maceraya bir şekilde nokta koymak zorunda.

Peki o noktayı koyacak mı? Bunu öngörmek imkansız. Çünkü bahse konu savaşın hiç başlamamış olması da aklın gereğiydi ama başlatıldı.

Yani bugünkü savaş rasyonel bir değerlendirmeye imkan tanımıyor. Çünkü kendisi rasyonel bir zemine sahip değil.

Ancak şunu söylemek mümkün gibi görünüyor: Trump eğer İran’a vermiş olduğu zararı kendi kamuoyuna bir başarı gibi satabileceğine ikna olursa riski daha fazla büyütmemek için barış ilan edebilir. Ama eğer mevcut tablonun böyle bir izaha izin vermeyecek derecede aleyhinde olduğuna kanaat getirirse oynadığı kumara devam edebilir.

Şu anda görünen ise henüz net bir karara varamamış olduğu… Her iki seçenek için de hazır olmaya çalışıyor. Bir yandan “İran’la müzakere ediyoruz” diyerek piyasaları rahatlatma peşindeyken, bir yandan da “ABD kamuoyunun satın alabileceği” bir anlaşma üzerinde mutabakat bulunamadığı takdirde devreye sokmak üzere “sınırlı kara harekatı” için yığınak yapıyor.

Ama aynı zamanda askeri yığınak hazırlığının müzakere masasındaki muhatabını uzlaşmaya zorlama işlevi de göreceğini varsayıyor.

Oysa halihazırda savaşın bitmesine acilen ihtiyacı olan taraf İran değil.

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.