Back To Top
Şule Yüksel ve Hatice Babacan’ın hikayesi bugün bize ne söylüyor?

Şule Yüksel ve Hatice Babacan’ın hikayesi bugün bize ne söylüyor?

 - Son Güncelleme: 13.09.2019 Cuma 09:00
- A +

Türkiye gibi demokrasi geleneği zayıf olan, devletin kutsallaştırıldığı otokratik gelenekten beslenen toplumlarda özgürlükler her zaman sorun olmuştur. Çünkü gerek fikirlerin ifade edilmesi, gerekse geleneksel toplum düzenini ifsat etme potansiyeli taşıyan farklı görünürlükler rejime bir tehdit olarak algılanmıştır.

Cumhuriyet tarihinin hemen bütün aşamalarında sistemin formatladığı dünya görüşüyle örtüşmeyen farklı fikirler ve yine sistem tarafından olması planlanan sosyolojik kurguyu tehdit eden kıyafetler rejimi yıkmaya dönük bir eylem olarak görülmüştür. Oysa normal demokratik toplumlarda farklı fikirler, kıyafetler ya da sosyolojik değişim ve dönüşümler tehlike değil, tam aksine bir zenginliktir.

Ancak Türkiye gibi demokrasi hafızası sağlıklı oluşmamış, rasyonel aklın işlemediği toplumlarda rejimin kurgusuyla örtüşmeyen her şey tehlikelidir.

Geçtiğimiz günlerde 81 yaşında vefat eden Şule Yüksel Şenler’e rahmet dilerken, Türkiye’nin haklar ve özgürlükler konusunda yaşadığı mücadele tarihi bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden...

Şule Yüksel Şenler’in hikayesini biliyoruz, o 1960’lı yılların sonlarına doğru Türkiye’de başörtülü şehirli kadının ilk simge isimlerinden birisi... Ve yine Türkiye’nin ilk başörtülü kadın köşe yazarı. Dönemin Bugün gazetesinde köşe yazısı yazmaya başlaması olay olmuş ve özellikle Kemalist paradigmaya iman etmiş çağdaş kadınlarda alarm zilleri çaldırmıştı. O günlerde Türk Kadınlar Birliği bir bildiri ile gazeteyi kınamış ve Şule Yüksel Şenler hakkında irtica propagandası yapmaktan suç duyurusunda bile bulunmuştu. Aslında yazılarında rejim açısından tehlike arzeden bir durum söz konusu değildi. Esas tehlike Şule Yüksel’in modern kıyafet tarzıyla kadınlar üzerinden bütün Türkiye’de sosyolojik değişim rüzgarlarının esmesiydi.

Çünkü Şüle Yüksel Şenler memleketin her tarafından konferans davetler alıyor, konferanslarla bütün Türkiye’yi dolaşıyordu. Ve özellikle şehirli dindar kadınlar için, o güne kadar kimsenin denemediği yeni bir başörtüsü modeli ortaya çıkmıştı.

O dönemin geleneksel hafızasında sadece kapıcı ve köylü kadınlara has olarak kabul edilen başörtüsünün, Şule Yüksel’in modernize ettiği şekliyle bir anda şehirli kadınların gündemine girmesi laik kadınları ayaklandırmıştı. Memlekette bir şeyler oluyordu ve sanki sosyoloji değişiyordu.

1967 yılında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde verdiği konferans, Türkiye’nin yıllarca çözüm arayacağı başörtüsü sorunu için tarihi bir dönüm noktasıydı. Çünkü o gün konferansa katılan Ankara İlahiyat Fakültesi öğrencisi Hatice Babacan (Ali Babacan’ın halası) Şule Yüksel’in teşvikiyle okula başörtüsüyle girmeye başlayınca kıyamet kopmuştu. Fakültede Neda Armaner ve Bahriye Üçok gibi değişime ve özgürlüklere yabancı öğretim üyeleri, Hatice Babacan’a baskı uygulamışlar, o da onlara direnmişti. O günlerde gazeteler bu olayı manşetlere taşıyınca öğretim üyeleri okul kapısına bir ambülans getirterek Hatice Babacan’ı hastaneye götürüp deli raporu aldırmaya çalışmak gibi utanç verici bir tezgah planlama cüretinde bile bulunmuşlardı. Şimdi o günleri hatırlamak bile utanç verici, ama Türkiye bunlar yaşadı...

Türkiye özgürlükler konusunda böylesine zor günlerin yaşandığı dönemlerden geliyor. Bu açıdan bakıldığında, günümüzde özgürlüklerin kıymetini en çok dindar kesimlerin bilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bugün itibariyle dindar kesimler gerçekten insan hakları ve özgürlükler konusunda acaba yeterince hassas davranıyorlar mı? Mesela bizim gibi düşünmeyen, bizimle aynı mahalle değerlerini paylaşmayan, hatta düşünsel planda bize karşı mücadele eden insanların da haklarını savunabilecek bir hoşgörüye sahip miyiz?

Açıkçası ben Şule Yüksel ve Hatice Babacan’ın hikayesinin biraz da bu açıdan okunması gerektiğinin elzem olduğu kanaatindeyim. Bu önemli, çünkü günümüzün dindarları da giderek rejim sopasıyla Şule Yüksel ve Hatice Babacan’ı hizaya getirmeye çalışanlara benzemeye başladılar. Artık dindarlar da rejimin tarifi dışına çıkan özgürlüklerden hoşlanmıyorlar. Allah’ın yarattığı her insanın kendileri kadar hakka ve özgürlüğe sahip olması gerektiğine yeterince inanmıyorlar.

En son yaşanan CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu örneği, bu halin en dramatik göstergesidir. Düşünün ki günümüzün bazı dindarları, geçmişte devletin karıştığı karanlık işler konusunda Kaftancıoğlu’nun devleti hedef alan tweetleri yüzünden mahkum olmasından dolayı neredeyse mutluluk duyacaklar... Ne zamandan beri ‘derin devlet’ kutsal hale geldi Allah aşkına...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kamil 13 Eylül 2019 20:42
Türkiyede Devletin en çok ezdiği ve düşüncesi yüzünden cezalandırdığı grup solcular ve sosyalistler olmuştur. Ama en çok ağlayanlar ise siyasal islamcılardır. Yıl olmuş 2019 bu durum hala sürüyor
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 19:55
Tespitleriniz icin cok tesekkürler. Malesef ülkemizde Pek insan yetistirilemiyor avrupadaki gibi. Sebep sorarsaniz o kadar cok ki nereden baslayacagimi bilemiyorum. AKP liside CHP liside ayni insana yogunlasmamiz Lazim. Saygilar
KARAR OKURUMürsel 13 Eylül 2019 17:24
O günlerde gazeteler bu olayı manşetlere taşıyınca öğretim üyeleri okul kapısına bir ambülans getirterek Hatice Babacan’ı hastaneye götürüp deli raporu aldırmaya çalışmak gibi utanç verici bir tezgah planlama cüretinde bile bulunmuşlardı.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 19:51
0
'..... hastaneye götürüp deli raporu aldırmaya çalışmak...... ' algı operasyonu veya niyet okumak ta değil, düpedüz gerzek kalmaktır.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 17:23
Hemen hemen bütün muhafazakâr yazarlarda bugünü eleştirirken dün'den dolaşmak adeta bir hastalık. Dün dünde kaldı yeni şeyler söyleyin artık, evrensel değerler kılavuzunuz olsun. ..
Bekar kadına Koca boşamak kolaydırin, Canan Hanım versiyonu. :)))..Sırtında yumurta kufesi yokken atıp, tutmuş Gazlara gelmiş. Şimdi aynısını SOY-LE -YE-MEZ. .!..Kendi partisinde bile büyük çoğunluk KABUL ETMEZ. .direkten döndü gorevden alınıyordu. Seçimleri kazandılar. Biraz 3-5 sene takılır. Mustafa Kemal Paşanın olduğu partide VATANA İHANETİ yaptirmazlar..yapamazsın, !.biraz atar.tutarsın sonra bir bakmışsın KAPININ ONUNDESIN. Bize kalsa karismayin,bulasmayin derim.o simdi işi anlamıştır. !.O ŞİMDİ ASKER. !.
Ahmet Konuk 13 Eylül 2019 16:13
Mesele hakkı tutup kaldırmak batıla karşı durmak. Siz lgbt lilerede özgürlük istiyor musunuz? yazınızı okuyunca cidden merak ettim.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 15:04
Doğruları cesurca yazmak lazım.Bir birimizle konuşmamız lazım.Ortak noktalarımızı ve buluşma yerimizi bulmamız lazım.Herkes kendi adamını ve yanlışını savunursa nasıl doğruyu bulacağız.Kendimiz için istediğimizi başkası içinde isteyelim
İbrahim Terzioğlu 13 Eylül 2019 14:53
Sorumluluk durumda olmayan,sırtında yumurta küfesi olamayanlar ,şartları,imkanları hiç dikkate almayanlar, masa başında sadece idealleri dile getirip realiteyi ihmal kolaycılığı ile rahat yazıp konuşarak sürekli olumsuzlukları gündeme getirenler acaba; adalet,ölçü ve merhametten uzaklaşmıyorlar mı
Enes AlperTunga 13 Eylül 2019 13:30
Kaftancıoğlu ile ilintili değil, genel manada bir husus: Allah'ın yarattığı insanlar, Allah'a isyan etme özgürlüğünü kullanmak istiyorlarsa, bir Müslüman buna nasıl destek verebilir? Meseleye bir de bu yönden baksak diyorum. Beyinlerimizdeki Sekülerizm hasarıyla demokrasi havarisi kesilen biz Müslümanlar, Allah'ın insana vermediği hakkı güya empati kurma becerisiyle(!) Onlara verme gayretinin hesabını Allah'a nasıl vereceğiz? Bunu düşünsek bir de...
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 12:15
Haklısın Hoca...Artık sözde İslamcılar iktidar oldu, devlet oldu, güç oldu. Yıllarca kendilerini de ezen derin devleti kutsarlar tabii.Ancak zulm ile abad olunmaz, sözünün hakikat olduğunu yakında görecekler. Az sabır, şurada seçime ne kaldı!
Ahmet 13 Eylül 2019 12:08
Sizlerin maksatları bize dini öğretmek değil siyasal islamı kulanarak devleti ele geçirmekmiş...
KARAR KURUMSAL 13 Eylül 2019 10:32
Değerli KARAR.COM okurları... KARAR TV yayın hayatına başladı. Yayınlarımızı youtube.com/karartv adresinden izleyebilir KARARTV'yi takip edebilirsiniz. Türkiye'nin en güçlü yazar kadrosunun gündemi yorumladığı canlı yayınlarını izleyebilir, canlı sohbet penceresinden yorum yapabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için önemli. Görüş ve önerilerinizi bu mesajın altına bekliyoruz.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 10:26
Başörtülü hanımefendi için deli raporu almaya çalıştıklarını yeni öğrendim. Gerçekten rezalet. Nasıl insanlar bunlar? Ben Kemalistlerden, Atatürkçülerden çok korkuyorum, çok dikkatli olmamız lazım. Yeniden belediyelere başörtüsü yasağı getirebilir, Cuma'ya gidenleri fişlemeye yeltenebilirler. Birkaç sağdan gelen adayla seçim kazandılar diye o gerici, bağnaz dünya görüşlerinden kolayca vazgeçmeyeceklerdir.
Korkma ,Korkma ,korkacaksak KENDİMİZDEN KORKMALİYİZ. Sevmeyi, Ahlaki, Edebi, Adaleti ,Hosgoruyu ve tabi ki Ilmi Dibacemiz olmalı. Bu seviyede olan Kişiler, Toplumlar niye Korksun. Ama köşe kapalım, sonra yatalım, herkes kendince Bahaneler(maskeler) üretirse Kimi Dini, kimi ideoloji vb.büyük sıkıntı. Çalışan, Gelişen, Üreten, faydali olanlar niye korksun. Kimse çorak yerde Barinmaz. Boş dükkana girmez. İnsan güzele, berekete gider. Gitmeliyiz. .!
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 09:51
Sizin şu türban özgürlüğüne verdiğiniz çabanın keşke yüzde 10’nu da onların ekonomik, çevre ve aile baskısından bağımsızlığı için verseydiniz.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 12:09
2
Sadece türbanlıların değil de tüm kadınların bağımsızlığı için mücadele etsek daha iyi olmaz mı? Daha geçenlerde meşhur bir şarkıcı hanımefendinin erkek arkadaşından nasıl dayak yediğini gördük, mahekemelik oldular. Kadın katilleri türbanlı türbansız ayırmıyor... Bir de başı açık kadınlara uygulanan aile baskısı daha yoğun gibi. Örneğin CHP'li bir ailenin başı açık kızı kendi kişisel tercihiyle başını kapatsa ailesinde nasıl bir baskı görür düşünmek bile istemem :):)
Enes AlperTunga 13 Eylül 2019 13:40
1
Allah'a sorunsuzca isyan edebilme özgürlükleri için yani... Müslümanlardan istenen şey bu. Ne trajikomik durum Yarabbi... Suyu tersine akıtamazsın. Senin söylediklerin kadınları korumak şöyle dursun ölümlerinin artışına yol açıyor. Arzu edilenle gerçekleşen aynı değil maalesef...
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 14:54
1
Bari artik suna turban degil de basortusu diyebilin.. baydiniz!
Enes AlperTunga 13 Eylül 2019 15:49
2
Ha türban ha başörtüsü, farketmez. Allah'ın emrettiği hüküm, isimlerle değil, cisimlerle sağlanır. O cisim Allah'ın istediği tesettürü sağlıyor mu, sağlamıyor mu? Önemli olan bu. Bu yüzden, hinlik peşinde koşanların söylediği 'Kuran'da başörtüsü yoktur' iddiasının içi tümden boş değildir. Ha bir de erkekler başörtüsü takmıyor lakin tesettür emrinden tamamen de bağımsız değiller. Nadana kendini setr etmek, hem kadına hem erkeğe gereken bir husustur. Bu da sadece başörtüsüyle yapılmaz.
Son cümledeki soruya cevap veriyorum : Derin Devlet iktidar ortağı olduğundan beri. Başka bir ifade ile, Erdoğan devletin başına Devlet'i getirdiğinden beri. Şöyle de söylenebilir : Derin Devlet, Erdoğan'ı başkan yaptığından beri. Sonuç : AKP bugün % 30'larda. Yani, Erdoğan derin Devlet olmadan bir hiç !
ÖzgürDinç 13 Eylül 2019 08:20
Hatice Babacan ŞuleYüksel Şenler ile canan kaftancıoğlu kıyaslaması. Ayıp olarak bu sana yeter. Tabi anlarsan
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 12:25
1
Neden ayıp olsun? Özgürlük bir tarafa olunca iyi de diğer tarafa olunca kötü mü? Hak ve adalet herkes için varsa bir anlam ve kıymet taşır eğer sadece bir tarafa, bir görüşe, bir inanca, bir mezhebe, bir dine mensup olanlara hak ve adalet varsa buna faşizm denir. Nokta.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 12:31
1
beyin ve ahlak yoksunluğunun ayıp olmadığı yerde, hatice babacan, yüksel ve kaftancıoğlunu bir tutmak gerçekten de ayıp. Halbu ki, yazarda, senin gibi beyin ve ahlak yoksunu olsaydı ne güzel olurdu. kaftancıoğlunun hangi kötülüğünü gördün de iftira atıyorsun. iftira sizin için gayet ahlaklı bir davranış. sizin mayanız bu ahlakı kaldırıyor.
Alparslan Tekin 13 Eylül 2019 06:44
Daha önceki yourmlar aynı bu yazıdaki bağnazlığı anlatıyor. Kendini vatansever zanneden ama yaptığının küstahlık olduğunu bilmeyen bu kişilerin toplumu götüreceği bir yer yoktur. Türkiye siyasal islam altında patinaj yapmaktadır.
Lafı çarpıtma Kaftancıoğlu "seri katil derin devlet" demedi. "Seri katil devlet" dedi. Biz de merak ediyoruz Ocaktan gibiler ne ara hangi saik ile devlet düşmanı oldular?..
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 01:00
Şule Yüksel'in hanım efendiliği ile Kaftancıoğlu'unun çirkefliğini aynı kefeye koymaya utanmıyor musun?
KARAR OKURU Ömer Faruk 13 Eylül 2019 04:14
14
işte bu kaftancioglu çirkefliği güncellemisti sayın yazar tecahul i arifaneyi güzel kullanmış
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 08:09
4
Araya bir de babacan ekleyecek ki maksat hasıl olsun. Bizim bütün gazeteciler mi operasyonel anlamadım gitti.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 08:52
1
çirkef derken aynaya baktın mı yoksa daha elini yüzünü yıkamadan mı yazıyorsun. kaftancıoğlunun tweetlerinde çirkeflik yok. millete "çok ayıp şeyler yazmış" diye yutturuyorsunuz. hergün onun yazdığının birkaç katını kendiniz ahlaksızca, heryerde söylüyorsunuz.
KARAR OKURU 13 Eylül 2019 09:36
8
İnsan merak etmiyor da değil: bu kadar muhteremlik yüklenilen bir hanımefendinin sosyal hayatı İslami değerlerden neden ve nasıl batakladı?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN