Back To Top
Travmalarımızın ilacı özgürlük-hukuk güvenliği

Travmalarımızın ilacı özgürlük-hukuk güvenliği

 - Son Güncelleme: 15.01.2020 Çarşamba 00:20
- A +

Doğu toplumlarının, özellikle de Müslüman toplumların askeri, ekonomik ve kültürel olarak Batı’nın sömürgesine maruz kaldığı ve bu sömürgeciliğin Doğu insanının zihninde derin travma yarattığı bir gerçektir. Maalesef bu durum, İslam toplumlarında bütün kötülüklerin tek sorumlusunun “dış güçler” olduğu anlayışının yerleşmesi sonucunu doğurmuştur.

Evet sömürgecilikten kaynaklanan travma bir gerçektir ama, bu anlayışın kalıcı hale gelmesi ne yazık ki Müslümanların hem kendi yetersizliklerini görmesini engellemiş, hem de değişim ruhunu felce uğratmıştır.

Maalesef Müslüman toplumların geri kalmışlığı neredeyse tümden dıştan gelen etkilere bağlandığı için seküler bilinç gelişememiştir. Kısacası bilimsel ve teknolojik alandaki yetersizlikler, despotik yönetim anlayışı, siyasi kurumların zayıflığı, daha da önemlisi kronik demokrasi yetersizliği sürekli  “dış güçler”le perdelenerek kalıcı hale gelmiştir.

Yakın Çağ Tarihi profesörü Dan Diner, “Mühürlenmiş Zaman-İslam dünyasındaki durgunluk üzerine” kitabında, Müslümanların içinde bulunduğu hal konusunda dikkat çekici tespitlerde bulunuyor. Dan Diner, 2002 yılında Arap entelektüellerin, bilim insanlarının hazırladığı ‘Arap Human Development Report’ (Arap dünyası insani gelişme raporu)nun Arap ülkelerinde özellikle durağan ekonomi, özgürlüklerin her cephede kısıtlanması, giderek düşen eğitim seviyesi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerdeki dramatik durumun altını çizdiğini belirtiyor.

Bilimsel gelişmenin olabilmesi için kişisel özgürlüklerin ve ‘açıklık kültürü’nün el üstünde tutulması gerektiğine dikkat çeken Diner diyor ki: “Her tarafta geçerli bir açıklık kültürüdür gerekli olan, bilimin kendi varlığı için ihtiyaç duyduğu (tıpkı insanın nefes almak için havaya ihtiyaç duyduğu gibi), devlet ve başka herhangi bir otoritenin zorlamalarından korunmuş geçirgenlik ve saydamlıktır. Ve toplumsal oksijenin adı özgürlüktür. Bu alandaki sınırlandırmalar gelişimi duraklatan, hatta uç durumlarda tamamen durduran engellere dönüşür. Siyasi himayecilik ve idari sınırlandırmalarla dolu bir iklim, yaratıcılığı ve yarışmayı etkilemektedir.” (Mühürlenmiş Zaman, s.30)

Kuşkusuz Müslüman ülkelerin bugün içinde bulunduğu derin kriz halinin oluşmasında sadece kişisel özgürlüklerin yokluğu değil, aynı zamanda şeffaflık ve hukuk güvenliğinin bulunmayışının da büyük etkisi bulunmaktadır. Çünkü bu ülkelerdeki otoriter yönetim anlayışı, kurumları zaafa uğrattığı için yandaş ekonomisi, kayırmacılık ve yolsuzluk devletin bütün katmanlarını adeta kuşatma altına almıştır. Dahası bu yapısal çürüme aynı zamanda yargı bağımsızlığının da altını oymaktadır. Doğal olarak kamu alanının zaafa uğradığı bu tür toplumlarda, iktidarı kontrol edebilecek bir kamuoyunun oluşması da imkansızdır. İktidar erki bütün sivil alanı kontrol altında tuttuğu için de, demokratik toplumların en önemli denetim mekanizmalarından birisi olan özgür basının önü tümüyle kapatılmış durumdadır. Kısacası medya, doğrudan iktidarların görüşünü yazmak zorundadır.

Zaten Dan Diner de kitabında ‘Arap Human Development Report’taki nitel ve nicel araştırmalara dayanarak Arap ülkelerinin tüm dünyada özgürlük olarak bilinen değere en düşük oranda sahip olduğunun altını çizmektedir.

Aslında bütün İslam ülkelerinin, kuvvetler ayrılığı ve denge-denetleme prensiplerine dayalı bir hukuk düzeni inşa etmeden, özgürlük-hukuk güvenliğini sağlamadan, yani demokrasi olmadan yaşadıkları krizlerden ve de travmalarından kurtularak refah toplumu olmaları mümkün değildir.

Hemen belirtelim, büyük petrol gelirlerine sahip olan özellikle Arap ülkelerinin geri kalmışlıklarının İslam’la bir ilgisi yoktur, esas mesele adaletin önkoşulu olan halkın özgür iradesine dayalı, evrensel hukuk normlarıyla çerçevesi çizilmiş yasaların olmayışıdır.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 17:56
Bakın en çok yorum hangi yazıya yapılmış, Diyanet’in faiz konusundaki fetvası. Aç açık gezen insanlar kimsenin umurunda değil. Fetvayı veren kurumun durumu da ortada. Biz nasıl umutlu olalım sayın yazar?
KARAR OKURUMürsel 15 Ocak 2020 14:12
"Her tarafta geçerli bir açıklık kültürüdür gerekli olan, bilimin kendi varlığı için ihtiyaç duyduğu (tıpkı insanın nefes almak için havaya ihtiyaç duyduğu gibi), devlet ve başka herhangi bir otoritenin zorlamalarından korunmuş geçirgenlik ve saydamlıktır. Ve toplumsal oksijenin adı özgürlüktür. Bu alandaki sınırlandırmalar gelişimi duraklatan, hatta uç durumlarda tamamen durduran engellere dönüşür. Siyasi himayecilik ve idari sınırlandırmalarla dolu bir iklim, yaratıcılığı ve yarışmayı etkilemektedir.” (Mühürlenmiş Zaman, s.30)
Takipci 15 Ocak 2020 12:05
Deniyor ki: 1) Arap ülkelerinin tüm dünyada özgürlük olarak bilinen değere en düşük oranda sahip olduğunun altını çizmektedir. 2) Arap ülkelerinin geri kalmışlıklarının İslam’la bir ilgisi yoktur. 3) Biraz da farkli dusunsek, desek ki: Bu ikisi arasinda iliski varmidir. Nasil olur, gunah olur mu?
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 12:01
Hep müslüman dünyayı eleştiriyorsun hocam, Haklısın,eğitimimiz zayıf,sistemlerimiz bozuk.Ancak Batı medeniyeti de anlattigin gibi güllük gülistanlık değil.Kadin cinayeti oranları çok yüksek, uyuşturucu ve ahlaki yozlaşma bizden daha fazla,onların da gidişatı bozuk yani.Caz dinlemekle de olmuyor yani anlicagin.
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 12:50
0
Gördün mü yazar hep bizi elestirmekde ne kadar haklı.şapkanı önüne koyar gibi yapıp vazgeçtin.elestriyi dedikoduyu bırakıp harekete geçmek gerek.yoksa yerinde saymaya devam..
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 18:24
0
Müslümanlar kendi ülkelerinden kaçtığında neden Almanya'ya, Kanada'ya, İngiltere'ye, İsveç'e gidiyorlar? Neden bunca müslüman hayatlarını hatta çocuklarının hayatlarını bile tehlikeye atıp kaçak yollardan Avrupa'ya gitmenin çabası içinde? Neden kimse S.Arabistan'a, Mısır'a, Pakistan'a Endonezya'ya göç etmiyor? Neden Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin en zenginleri en eğitimlileri hemen Almanya'ya göçmenin yollarını arıyor? Cevabı kendinde aramazsan işin zor müslüman kardeşim.
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 11:32
Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin yıldönümünde kadınlarla ilgili Ankara’da program yapmışlar, binanın dışında her taraf açık olmasına rağmen etrafı bariyerlerle kapattılar, o programdan çıkan kadınlar -1 derecede sulu sepken yağarken şemsiyesiz vaziyette 20 dk bekletildi, binadan arabayla korumayla çıkan şahıslar alkışlatıldı. Hiç seslerini çıkarmadı o kadınlar, el salladılar alkışladılar. Siz neyin travmasından, kimin özgürlük isteğinden söz ediyorsunuz?
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 11:15
Bizim halkımız özgürlük istemiyor, peşine düşüşecek, eteğine yapılacak bir kurtarıcı istiyor. Verdiği verginin hesabını sormak yerine onu çarçur eden veya birilerinin cebine dolduran yönetim biçimlerini seviyor. Ne zaman bir yolsuzluk eleştirilse eleştirene saldırıyor, ilgili ilgisiz ya Kuran’dan ya da 1400 yıl öncesinden söz edip boş hamasete sarılıyor. Her gün batıya küfredip demokrasiden nefret ediyor batı icadı diye ama batının bilimini teknolojisini kullanmaktan hiç utanmıyor. Adam özgür olmak istemiyor ki köleliğe razı. Buraya özgürlük nasıl gelsin?
e.k 15 Ocak 2020 10:47
Muslumanların ve ozelıkle Arap ulkelerının gerı kalısının Islam ıle ılgısı yoktur demek ne derece dogrudur tartısılır. Muslumanların kadercı anlayısı sozu edılen emperyalıstlerın cok ısıne yaramıstır. Yuzyıllarca fen bılımlerı medreselere gırememıs. Hala Pakıstan da bınlerce medresede genc begınler sabah aksam Kuran ezberlemekle mesgul. Muslumanların gerı kalmalarında dının dogrudan ve onemlı etkılerı vardır. Hazın ama oyle. Ozgur ve sekuler dusunce dogmatık atmosferlerde gelısemez. Bunlar olmadanda bılım gelısemez.
Egeli 15 Ocak 2020 10:47
En makul sistem federasyon. Federal bir devlette otoriterliğin, opaklağın ve hukuksuzluğun olması, üniter bir devlete göre çok daha zordur. Eyaletler ve merkez arasındaki denge ve denetim, şeffaflık, özgürlük ve hukuk lehinde baskı yaratır.
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 18:43
1
Egeli Allah aşkına başka yorum yap. Seçimlerden önce atılan yemleri mi yemeye hazırsınız ben mi safım? Eski cumhurbaşkanına bile neler yapıldığını görenlerin sizin yaptığınızı yapması normal midir?
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 08:35
Akp hükümeti kendi iktidarını devam ettirebilmek için safları da daha da sıkılaştırmak suretiyle toplumu kamplaştırdı. Bu kamplaşma özellikle bizim gibi çağı geriden takip eden bir millete yapılacak en büyük kötülüktü. Ya Muktedirden tarafsın ya da ölü toprağınsın.Bu zihniyet yapısı adaletin , özgürlüklerin , bilimin ve grişimim tesis edilmesindeki en büyük engellerdendir.Hür olmayan bireyler ne adalet dağıtabilirler ne de başka birşey yapabilirler. İtaat ve biat bir toplumda kanıksanmışsa geçmiş olsun. O toplumdan bir değer üretmesini beklemek hayal olur. Maalesef bizim yaşadığımız durumda bu
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 08:28
‘Sömürgecilikten travma’ düşüncenize katılmıyorum. Ta Lehistan’a kadar gitmişiz, yani Osmanlı gitmiş. Lehistan bugünün Polonya’sı. İsteyen haritayı açıp bakar arada kaç ülke var. Onlarda kütüphanelerde, müzelerde, meydanlarda çokça Osmanlı’nın kendilerine ne yaptığına dair belge, bilgi, anıt, heykel var ama böyle bir travma, suçlama yok. Kin de yok.
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 08:19
Görevli adaleti sağlamak hukuku uygulamak olan yargı ne yazik ki hukuksuzluğu bizzat kendi eliyle meşrulaştırdı...Artık kimse adaletin var olduğuna inanmıyor .
HACI MURAT 15 Ocak 2020 08:08
"Batı’nın sömürgesine maruz kaldığı" değil,"Batı'nın sömürüsüne maruz kaldığı" daha doğru bir ifade biçimi olur bence."Müslüman toplumların geri kalmışlığının neredeyse tümden dıştan gelen etkilere bağlandığı" kanaatinde de değilim.Bir çok düşünür,yazar,fikir adamı kendi hatalarımıza da değinmiştir.Bu arada sömürgecilere de göndermede bulunmak bütün kabahati dışarı yıkmak anlamına gelmez.Türkiye özelinde çok uzun süre seküler anlayışa sahip yöneticiler tarafından idare edildiğimiz de göz ardı edilmemeli. Yani geri kalmışlığımızı islam ülkesi olmamıza bağlamak isabetli bir yaklaşım değil.
Yaw he he 15 Ocak 2020 08:01
Yine demokrasi yine yaşasin demokrasi
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 11:54
0
Yorum, ismiyle müsemma olmuş!
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 15:36
0
Olmayınca, insan sürekli arıyor tabi. Bildiğin daha iyi bir şey var mı?
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 05:19
Sayın ocaktan travma sadece Müslüman ülkelerde yoktur. Travma Batı toplumlarında da var. Yunanistan’ da, İtalya’da ağlayan çocuklarını susturmak için hala “susmasan Türk gelir” diye korkutuyorlar. Balkan ülkelerinin en büyük tarihsel kutlamaları Osmanlıdan kurtulduğu tarihlerdir. Müslümanlar işgale çıkınca fetih diyoruz bayram ediyoruz, Batı işgal edince emperyalist oluyor ve bizde travma yaratıyor...ilginç.
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 02:55
Maalesef ülke hukuksuzluğun hüküm sürdüğü, olağan hala geldiği, ekonominin kötüleştiği bir döneme girdi. Bundan sonra kitleleri ancak dinle uyutabileceklerini sanan iktidar artık siyasal islamın politikalarına daha sıkı bir şekilde bağlanacak, dini söylemi, politikaları laik düzeni takmadan daha çok gündeme getirecektir.
KARAR OKURU 15 Ocak 2020 02:22
tüm bu anlattıklarınızın hızlandırılmış bir halini bu dönemde yaşadık. o nedenle yazı çok yerinde ve kaynakları verilerek de somutlaştırılmış. ancak benim anlamadığım bu sorunun en önemli bir parçası olan dini neden temize çıkarıyorsunuz?
Sorgulayan 15 Ocak 2020 11:49
0
"...bu sorunun en önemli bir parçası olan dini neden temize çıkarıyorsunuz?" Yorumcu İslam diyememiş, din demiş. Haklı bir soru bir Hristiyan veya bir Musevi veya bir ateist için. Benim gibi Müslümanlar için İslam temizdir. Onu kirletmeye çalışanlar kirlidir. İslam'ı anlayamayan veya İslam'ın ne olduğunu bilmeden onu alelade bir din olarak görüp kirli zanneden 02:22 ler İslam'ı kirli yapmaya çalıştıkları oranda kendileri kirleneceklerdir. Ama her çabalamalarında kendi kirlilikleri daha bir ortaya çıkarken kendi kirliliklerini daha fazla göremeyecek hale geleceklerdir.
Kasım Özdemir 15 Ocak 2020 00:58
Kendi iç dinamiklerini hoyratça tüketen toplumlar, tesis edemedikleri hak ve özgürlükleri, evrensel hukuk ve adalet anlayışı neticesinde uğradıkları sıkıntıları kendi dışındaki aktörlere ihale ederek, bu açmazdan çıkamazlar. Asıl olan sahip olunan değerlerin yok olmasına neden olan toplumun içindeki negatif yaklaşımları, rasyonel bir refleksle bertaraf ederek, ülkelerin kendi iç dinamikleri ile çözüm üretebilmeleridir.
Ali AKAR 15 Ocak 2020 00:50
Uzun zamandır yazılarınızı takip ediyorum. Değindiğiniz konuları ve İfade ettiğiniz görüşleri mantıklı ve değerli buluyorum.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN