Back To Top
Zor zamanlarda bile hukuku savunabilmek...

Zor zamanlarda bile hukuku savunabilmek...

 - Son Güncelleme: 22.09.2019 Pazar 08:50
- A +

Sadece çağdaş toplumlarda değil, yüzyıllardan beri bütün toplumların devlet felsefesinde hukuk hayati bir öneme sahip olmuştur. Devletlerin en karanlık dönemlerinde, beka sorunu yaşadıkları zamanlarda bile devleti yönetenler ve hukuk insanları, hukuku yaşadıkları zor günlerin hamaset rüzgarlarına feda etmemek için önemli mücadeleler vermişlerdir.

Eğer hak, hukuk ve insanların doğuştan gelen özgürlükleri zor zamanların getirdiği şartlara feda edilebilir bir teferruat haline dönüşürse o toplumda ortak bir millet anlayışının ve güçlü bir devletin oluşması mümkün değildir. Böylesine zor zamanlarda “vatanın bekası” gibi bazı kavramların dayanılmaz bir cazibesi olsa da, esas olan her şartta “adalet” ve “özgürlük” gibi değerlerin korunabilmesidir.

Unutmayalım ki kendisiyle barışık, özgüven sahibi milletler bir yandan vatanın bekasına önem verirken, bir yandan da sloganların cazibesine kapılmadan toplumu barış içinde bir arada tutan değerleri, adaleti ve hakkaniyeti en üstte tutmayı bir vecibe olarak görürler.

Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı tecrübeler, hukukun üstünlüğünün hepimiz açısından ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Bu açıdan bakıldığında özellikle Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde yaşanan hukuk cinayetlerinin Türkiye’nin hukuk sistemine ne kadar ağır bir maliyet yüklediğini görmek mümkün.

Ancak talihsizlik o ki Türkiye gibi ülkelerde, bazen bu tür tecrübeler bile hukukun ve demokrasinin güvenli bir limana ulaşması için yeterli olmuyor. Yapılan hataları görüyoruz, çünkü bedellerini bizzat ödüyoruz ama sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi geri dönüp aynı yolları yeniden yürümek zorunda kalıyoruz.

Düşünün ki dünyada eşi benzeri görülmemiş bir 15 Temmuz ihaneti yaşadık ve ağır bir bedel ödemek zorunda kaldık. Hiç kuşkusuz bu ihanetin Türk demokrasisinde ve hukukunda yarattığı tahribatı görmezden gelemeyiz. Ancak hiçbir şartta hukukun üstünlüğünü böyle bir ihanete de feda edemeyiz. Eğer FETÖ ile mücadele sürecini “kurunun yanında yaşında yanması” gibi bir yanlış anlayışa feda edersek, bu mücadeleden sağlıklı sonuçlar üretme fırsatını heba etmiş oluruz.

Çünkü hukuk, demokrasi ve şeffaflık huzurlu ve kendi toplumuyla barışık bir devletin olmazsa olmaz şartlarındandır. Dolayısıyla demokrasiye ve hukuka karşı tehdit oluşturan yapılarla mücadele ederken doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edecek tek gerçek adaletin terazisidir. Bu konuda son dönemde “keşke daha hassas davranılsaydı” dediğimiz pek çok örnek var. Meselenin daha net anlaşılması için son haftalarda gündeme ara ara girip çıkan işadamı Fettah Tamince meselesine yakından bakmakta yarar olduğu kanaatindeyim. Tamince davasının önce sembolleştirilip ardında da özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden siyasallaştırıldığı açıkça görülüyor.

Fettah Tamince Türkiye’nin en başarılı işadamlarından birisidir. Turizmci olarak Rixos zinciriyle ülkenin uluslararası markası olmayı başarmıştır. FETÖ’ye henüz FETÖ denilmediği dönemde, seçimler yapılmamışken bu grupla ilişkisini kestiğini açık ve net bir şekilde ilan ederek tavrını ortaya koymuştur. Sadece tavır koymakla kalmamış ülkenin bu çalkantılı döneminde, herkesin bir gözü yurt dışına bakarken yurt içi yatırımlarını da istikrarlı şekilde artırmıştır. Antalya’da kurduğu üniversitenin yönetimini de bahane üretmeden değiştirerek desteğe devam etti. Şimdi binlerce öğrenci orada okumaya devam ediyor ve Tamince de desteğini sürdürüyor. Bu süre içerisinde FETÖ yargılamalarına da muhatap oldu ve bunlardan aklandı. Şimdi, Adalet Bakanlığı yeniden yargılama talebinde bulundu ve Yargıtay kabul ederse ilgili dava yeniden görülecek. Tamince buna da açık ve yargıya güvendiğini ifade ediyor.

Hal böyleyken acaba bazı çevrelerin özellikle ön plana taşıdığı gündemi mi izlemek gerekiyor? FETÖ’ye tavrını açıkça koymuş ve sonrasında da ülke için yatırım yapmaktan geri durmamış hesabını vermiş ve yine vermeye de hazır bir işadamını sadece Erdoğan’a sıkıntı vermek için yıpratmak FETÖ ile mücadeleyi anlamlı hale mi getirecek? FETÖ sürecinde at izi iti izine karışıyor diye şikayet ettikten sonra izleri tekrar karıştırmak mı amaç? Başkaları mağdur mu evet, mağdur. Ama bundan çıkmanın yolu herkes aynı torbaya girsin demek değildir. Tersini yapabilmektir. Ergenekon ve Balyoz davalarında herkesin aynı torbaya konmasının bu ülkeye nelere malolduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 19:46
Bir hukuk adamı 3 yıldır hapiste kendi savunamıyor, dönemin adalet bakanı suçsuz olduğuna dair tanıklık yapıyor, hukukçu hala içerde. Bir yaşlı şoför geceyarısı dayakla ölüyor, öldürenler berat ediyor, üstelik sicilleri bozuk. Adaletin bittiği yerdeyiz, nokta.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 17:43
Önerim çok iyi bilmediğiniz konularda yazmamanız. Emanetçilik sadece siyasette değildir.
KARAR OKURUMürsel 22 Eylül 2019 14:15
60 yıldır karıncayı incitmez izlenimi verenler.61in 15 temmuzunda tepene bomba yağdırsa tepkin ne olmalı?Dünya tarihinde böyle bir olay var mı?Soğukkanlı olmak mı?!..
BK 22 Eylül 2019 13:31
Sayın yazar merak etmeyin Cumhurbaşkanımızın avukatları savunuyor büyük işadamamızı zaten bu zor zamanda,size gerek yok.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 13:04
FETO sadece planın bir parçası.Türkiye ne zaman uyananacak?15 yillik bir yapi değil 40 yillık bir yapi dan bahsediliyor ve Beyin takımı Yurt Dışinda.Olanlar buradaki garip gurebaya oldu.ADALET terazisi şaşmamalı.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 12:30
yahu tamamda, niyeki bunu one cikariyorsunuz,yani simdi bu fetoden hapiste olan ogrenciler, bir suru hayatini zorluklarla surduren insan hapisteyken, bu nu one cikaruyorsunuz, yarginin zengine farkli, fakire farkli davranmasini istiyorsunuz,hele hele is kurtlere gelince gikiniz cikmiyor.Ne dersin? haksizlikmi yspiyorum,hapse mi atarlar beni, niye baskalarida fetoyle zamaninda hasir nesirken , simdi feto dan dolayi digerlerini iceri tikiyor .Niye ne istedilerde vermedik sozu ortada dururken, hic bir savci sesini cikartamiyor.Neymis de alniniz secdeye degiyormus, haram secde de ne cikacakki.
kaan 22 Eylül 2019 12:17
Amaç,üzüm yemek mi,yoksa bağcıyı dövmek mi?Herkes ülkem için çalıyorum diyor.Ama çözümsüzlüğe ne gerekiyorsa o yapılıyor.Basit çözümler bile uzun yıllara uzatma makinelerine atarak uzatıyorlar.Maliyetleri artırıyorlar.Uzayınca çözümsüzlük artıyor.Her şeye bumerang etkisi yapıyor.Hepimiz sonuçtan etkileniyoruz.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 10:38
Mesele Fettah Tamince meselesi değildir,mesele faaliyet izni kaldırılana kadar yasal bankacılık yapan bir bankanın tabiri caizse önüne geçenden hesap sorulması meselesidir.Bu bankanın elindeki devlet tahvillerini alarak batmaktan kim kurtardı!(Abdulkadir Selvi yazısı-Yeni Şafak), Devletin verdiği izne dayalı olarak Türkiye’de faaliyet icra eden bir bankanın bu faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmiş olabilir. Bu durumda ancak somut suçu işleyen banka yöneticilerinin ve sair kişilerin ceza hukuku bakımından sorumluluğu yoluna gidilebilir,tabiri caizse bankanın önünden geçenler değil.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 09:22
Fettah tamince’yi Erdoğana yakın diye hedefe koydular. Öyle olmasa adı geçmezdi.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 11:41
0
Ticari hayatı köy köy dolaşarak kumaş satmakla başlayan ve kısa sayılacak bir sürede süper zengin kategorisine ulaşan birisinin, devletin en güçlü adamıyla nasıl/niçin yakın olduklarını çok merak ediyorum. Yarenler beraber olduklarında, o, köy köy dolaştığını, Erdoğan da, bayat simitleri ısıtarak sattığını konuşmuyorlardır, herhalde.
Takipci 22 Eylül 2019 09:13
FETO isi cok karisik, 'asagi tukursen sakal, yukari tukursen biyik' durumu var. Eskiden 'muhterem hocaefendi' idi, simdi 'sumuklu imam' oldu...
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 09:09
Ben bu işlerden hiç birşey anlamadım devleti yönetenler 17_25 Aralık milat dese de maalesef 2008 yılında sohbetlere gitmekten yargilaniyorum ve ihraç oldum.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 08:29
sayın yazar terör suçlarında zaman aşımı 15 yıldır. bilmemek mazaret değildir
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 06:16
huuu! egemen prag'a büyükelçi oldu. duymadınız mı daha...
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 01:31
Yüzbinlerce mağdurun olduğu bir meselede aman Fettah beyin canı sıkılmasın. Gerçi sağolsun onun bu meselesi olmasa at izinin it izine karıştığını bile ifade edemeyecektiniz. Yıllardır hukuk, insan hakları deyip durdunuz ama meselenin hep çeperinde dolaştınız. Mahalle olarak bu insanların şeytanlaştırılmaması için ne yaptınız? Hep at izi it izi deyip durdunuz ama açık açık yazmadınız hangi durumda at hangi durumda it olunur diye.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 01:15
Fetö ne zaman tam olarak fetö oldu? Sakın 17-25 aralık demeyin, sakın devlet yetkililerinin bu örgütle ilgili beyanları demeyin. Çünkü bu söylem sizin de sık sık dile getirdiğiniz 'hukuk devleti' kavramına ters. Hukuk devletinde mahkeme kararına göre yürür işler, genel çoğunluğun ya da iktidarın kanaatine göre değil. Madem milat 17 aralık, neden ilgili sendika ve bankayı 15 temmuz öncesi kapatmadın? Ya sen de bilmiyordun terör örgütüne dönüşeceğini ya da biliyordun da vatandaşına tuzak kurdun, hangisi?
Okur ve Sorar 22 Eylül 2019 11:16
0
Milat diye yeri göğü inlettiler. Madem milat 17-25 Aralık 2013 idi ta 2016 ya kadar niye bekledin sendikayı kapatmak için. Tarih vereyim: Aktif Eğitim Sendikası 23.7.2016 da kapatıldı. Bu sendika milattan önce kapatılıp tekrar açılmıştı. İlkinde üye olup ikinci kere açıldığında olayı anlayıp Fetöyle bağlantısını keserek tekrar üye olmayanı niçin ihraç ettiler? Kanaatimce tuzak kuran ve ihraç eden devlet değildir. Bana göre parti eşittir devlet değildir. Partiler geçicidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalıcıdır. Şimdi, devletten devlet olduğunu ispatlamasını beklemekteyiz. "Tuzak mı kuruldu, b
Okur ve Sorar 22 Eylül 2019 11:22
0
Tuzak mı, bilmemek mi? Söylenen şu: "Bilmiyorduk, aldatıldık." İnsan olan yanılabilir, aldatılabilir. Kabul. Ama yönetimin en tepesindekinin yanılma, aldatılma hakkı var idiyse, en alttakinin yanılma aldatılma hakkı yok mudur?! Tüm istihbari bilgilere sahip olan, tüm askeri, polis, MİT istihbari bilgilerine sahip olan aldatılabilmekteyse, hiç birşeyden haberi olmayan en alttaki aldatılamaz mı, yanılamaz mı ? İnsaf bre!
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 01:10
“kurunun yanında yaşında yanması” İnsanlar aidiyetlerini kaybetti bu mesele yüzünden.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN