Dünya bir nebze olsun rahatladı…

ABD Başkanı Trump’ın Çin ziyareti tatsızlık çıkmadan, kötü şakaların gölgesinde kalmadan tamamlandı. Trump Şi karşısında normal bir devlet başkanının davranması gerektiği gibi davrandı, kamuya açık fırsatlarda içinden geldiği gibi değil önüne konan metnin söylediği gibi konuştu. Koreografisi iyi hazırlanmış ziyaretinden belli ki memnun ayrıldı, arkasında da memnun bir lider, memnun bir yönetim kadrosu bıraktı.

Çok kesin olmamakla birlikte Çin’e en az 200 Boeing satılacağı, soya ve et ithalatı yapılacağı söyleniyor. Çin’in de yeni endüstrinin hammaddesi nadir metallerin Amerika’ya ihracında sorun çıkartmayacağı anlaşılıyor. Ticaret ve yatırımların düzenlenmesi için iki komisyon kurulduğu da biliniyor. Görünen ekonomik, siyasi ve askeri rekabetin süreceği ancak ilişkilerin yönetilmeye çalışılacağı, karşılıklı çıkar ve beklentilere saygı gösterileceği yönünde.

Dünyanın geleceği açısından sevindirici bir başka gelişme de Çin liderinin Trump’ın Rusya ile üçlü bir nükleer silahların sınırlanması anlaşması için bir araya gelelim teklifine sıcak baktığının basına aktarılması oldu. Eğer doğruysa şubat ayında miadı dolan son START’ın yerine yenisinin geçmesi, bunun için de Ukrayna savaşının bir şekilde bitmesi söz konusu olabilecek, dünya kontrolsüz nükleer silahlanma girdabından kurtulabilecek demektir.

Ayrıca iki ülkenin bölgesel sorunlar konusunda konuşması, İran savaşının sona ermesi için Çin’in şimdiden diplomatik inisiyatif alması önemli. Hepsinden önemlisi de daha birkaç ay öncesine kadar karşılıklı yaptırımlarla, yüzde 145’e varan gümrük vergileri ve Tayvan yakınlarında düzenlenen tatbikatlarla anılan ilişkilerdeki gerilimin düşürülmüş olması, iki ülkenin çatışma olasılığının azalması, tarafların Graham Allison’un Tukidides Tuzağı olarak adlandırdığı durumdan uzaklaşması.

Umarız bundan sonra hava değişmez, Trump boş bir vaktinde Çin’i ve Çin’deki muhatabını suçlayıcı, aşağılayıcı sosyal medya mesajları yayınlanmaz. Komisyonlar gerçekten kurulur, ilişkiler karşılıklı bağımlılık üstünden güçlenir. Amerika ve biraz da Avrupa Çin korkusundan kurtulur, üçüncü tarafları rahat bırakır. Çin de Amerika’nın sınırlarını zorlamaya, Tayvan hakkındaki beklentilerini bağımsızlığının tanınmaması ötesine taşımaya kalkmaz.

Aksi çok tartışılsa da iki ülke de bence bu ziyaretten kazançlı çıktı. Çin dünyaya Amerika ile artık eşit olduğunu gösterdi, Amerika Çin’den ticari imtiyazlar elde etti. Rekabet yine olacak fakat şarta bağlanacak, ilişkiler sıfır toplamlı bir oyun olarak sanırım görülmeyecek, kimin kazancı diğerinden fazla diye bakılmayacak. Çok olasıdır ki Uygur sorunu Amerika için sorun olmaktan çıkacak, Hong Kong’daki insani-siyasi gerilimler unutulacak, bundan sonra Tayvan’a da daha az askeri satış yapılacak.

Ancak ABD ile Çin yakınlaştı, sorunlarını yönetmeyi öğrendi diye dünya güllük gülistanlık olmayacak, BM’nin ortak güvenlik sistemi daha iyi çalışmayacak, siyaset normatif değerlerini ayrım yapmadan hatırlamayacak. Biz yine İsrail’in kayrıldığı, kimlik ve aidiyet üstünden ayrımcılığın sürdüğü, Amerika’nın arka bahçesi olarak gördüğü yerlere müdahale ettiği, kendine yakın rejimleri zorla veya teşvikle iktidara getirmeye çalıştığı bir dünyada yaşamaya devam edeceğiz.

Amerika ve Çin uzlaştı, bu uzlaşmaya belki Rusya da katılır varsayımıyla 1648’den bu yan geliştiği iddia edilen normlara, Grotius, Vattel ya da Bull benzeri insanların yazdıklarına, BM Şartı’nda ifadesini bulan ilkelere, Cenevre Konvansiyonlarına, Roma Statüsüne güvenerek caydırıcılığımızdan fedakarlıkta bulunmayacağız. Yunanistan, İsrail veya BAE bundan sonra daha iyi olur, daha adil davranır diye düşünmeyeceğiz. Amerika ya da Çin’e güvenmeyeceğiz.

Dünya bildiğimiz dünya olmaya devam edecek ama perşembe günü resmen başlayan yakınlaşma devam ederse en azından bir süre iki devlet birbirine meydan okuyup bizi küresel bir çatışmaya çekmeyecek, üçüncü ülkeleri zorlayan yaptırımlar uygulamaya koymayacak. Bazı sorunların çözümü çok olasıdır ki kolaylaşacak. Yani dünya bir nebze olsun rahat nefes alacak, o da sadece bir nebze…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.