İbre yine müdahaleden yana…

İran ve ABD’den heyetler Salı günü Cenevre’deki Umman temsilciliği binasında yeniden bir araya geldi ve görece kısa bir görüşme yaparak ayrıldı. Genel izlenim nükleer zenginleştirme konusunda uzlaşmaya yakın olduklarıydı. İranlılar belli ki füzelerini ve vekillerini konuşmaya yanaşmamışlar, 2015 mutabakatı temelinde anlaşmaya hazır olduklarını vurgulamışlardı. Trump’ın özel temsilcileri Kushner ve Witkoff’un son teklifini dini ve dünyevi liderlerine sunmak için geri dönmüşlerdi.

Yapılan açıklamalardan 10-15 gün içinde bu sürecin sona ulaştırılacağı, ya bir anlaşma yapılacağı ya da ABD’nin İran menziline yanaştırdığı hava ve deniz kuvvetleriyle İran’ı vuracağı anlaşılıyordu. Daha da önemlisi İsrail’in tüm ısrarlarına rağmen Trump Yönetiminin rejim değişikliği fikrini benimsemediğini, sorunu gerçekten üç konuya indirgediğini, önceliği ise tam da Türkiye’nin önerdiği gibi nükleer zenginleştirmeye verdiğini düşündürüyordu. Sorun artık daha yönetilebilir hale gelmiş gibi görünüyordu.

Ama geçtiğimiz günlerde hem Beyaz Saray sözcüsünün açıklamaları hem de Foreign Policy gibi mecralarda yapılan yayınlar rejim değişikliği seçeneğinin hala masada olduğuna işaret ediyor, müzakerelerin cerrahi bir müdahale için en uygun zamanı kollamak amacı taşıdığı izlenimi doğuruyor. Denildiğine göre Trump yönetimi kendilerinden öncekilerin bir zamanlar Irak’a, Afganistan’a yaptıkları gibi İran’a karadan bir müdahale planlamıyor. Zaten bu yüzden de kara unsurlarını İran yakınlarına sevk etmiyor.

Yapılmak istenen hava unsurları ve seyir füzeleri marifetiyle önce İran’ın savunma ve saldırı yeteneğini çökertmek, zenginleştirilmiş uranyum depolanmasından şüphelenilen yerleri vurmak, geçtiğimiz yılki 12 gün savaşında İsrail’in, daha önce de kendilerinin yaptığı gibi üst düzey yetkililerini hedef alıp rejimin ana unsurlarını ortadan kaldırmak ve ülkede rejim değişikliği gerçekleştirmek. Engellemeye çalıştıkları ise savaşın yayılması, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve ülkenin kaosa sürüklenmesi.

Foreign Policy’de yazan George Washington Üniversitesi’nden Marc Lync’e göre Amerika dini liderleri hedef alıp Cumhuriyet Muhafızları’nın ülkeyi yönetmesini sağlamayı hedefleyebilir. Venezuela örneğini düşünürsek bence bazılarıyla şimdiden anlaşmış dahi olabilir. Lync İsrail’in pek sevdiği eski şahın oğlunun İran’da şansı olduğuna inanmıyor. Ayrıca Amerika’nın müdahalesi sonrasında ortaya çıkabilecek kaosu yönetmek ve bunun Suriye’de, Irak’ta doğuracağı sonuçlara katlanmak isteyeceğini de zannetmiyor.

Benim beklentim İran-ABD arasında kan davasına dönüşen sorunun aşama aşama müzakerelerle çözülmesi, İran’ın ve İranlıların daha fazla yıpranmadan aşılması yönünde. Umarım İran yine bir istihbarat boşluğu yaratıp Amerikalılara ve onlarla çok yakın çalışan İsraillilere olası planlarını hayata geçirme fırsatı vermez. Hepsinin ötesinde de Tahran durumun vahametini kavrayıp uzlaşma için samimi çaba harcar, nükleerleşme sevdasından vazgeçer, birlikte tatbikat yaptığı Ruslara güvenip yanlış hesap yapmaz.

Fakat her şey kötüye gitse, taraflardan biri diğerini suistimal etmeye kalksa dahi böylesi bir senaryoda Türkiye büyük olasılıkla Amerika müdahalesinden -ben de dahil pek çoklarının korkuttuğu gibi- çok etkilenmez. Rejim değişikliği Lync’in öngördüğü biçimde planlı olursa ve taşlar yerli yerine oturursa bölgenin geri kalanı da müdahaleden etkilenmez. Doğal olarak İran’a demokrasi ve insan hakları da gelmez. İran kökten değişmez. Sadece biraz daha mülayim, Amerika’yla daha senkronize bir ülke olur. Lync’in deyişiyle Suudi Arabistan’a benzer…

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.