İran Savaşı…

Hazırlıkları uzunca bir süredir devam eden İran müdahalesi MOSSAD’ın zeminini hazırladığı CIA’nin farkına vardığı fırsat penceresinin açılmasıyla cumartesi sabah başladı. Dini Lider Hamenei resmi ikametgahında düzenlenen bir toplantı sırasında mahiyetindeki üst düzey yöneticilerle birlikte öldürüldü. İlk aşama için önemli görülen hedefler vuruldu.

Eğer İran bu güvenlik zafiyetini muhataplarına sunmamış olsaydı, savaş çok olasıdır ki başlamamış olacak, müzakereler sürecek, İsrail ve Amerika fırsat penceresinin açılmasını bekleyecekti. İranlılara göre Hamenei’in şehit olmaktan korkmaması, -bence tedbirsizleri- hem İran’ı hem de bölgeyi kaldırması zor bir yıkıma sürükledi.

Başlarına gelen onca olaydan ders çıkartmamış, sadece kendilerinden sonra gelecekleri belirlemiş olmaları İsrail’e ve Amerika’ya uzun süredir aradıkları imkanı sağladı. ‘Rejim değişikliği’ savaşın ilk vuruşuyla gerçekleşti. Üst düzey kadrolar yok edildi.

Bundan sonra İran, onlar açısından bakıldığında en kötü olasılıkla bir Devrim Muhafızı tarafından yönetilecek. Sistem ayakta kalsa bile seçilecek yeni dini liderin karizması, bütünleştirici ve kural koyucu gücü olmayacak. Amerika açısından bakıldığında daha iyi bir olasılık halk ayaklanması sayesinde 1979 sisteminin yıkılması, İsrail açısından çok daha iyi bir olasılık iç savaşın çıkıp İran’ın bölünmesi olacak.

Ama muhtemelen Amerika ilk seçeneği, yani en optimum senaryoyu tercih edecek. Böylece Venezuela’dan sonra İran petrolünü de kontrolü altında alacak, Çin’in enerji talebine ipotek koyacak. İran’ın savaşı yaygınlaştırıp acıyı dünyanın geri kalanının hissetmesi için yaptığı saldırılar da husumeti teorik ve ideolojik olmaktan çıkartması nedeniyle Amerika’ya Körfezin diğer ülkeleri üstünde daha sıkı bir hakimiyet kurma şansı tanıyacak.

ABD ve İsrail’in uluslararası normları bir kez daha çiğnediğine, savaş suçu işlediğine hiç şüphe yok. Ancak savaşı katlandıkları masrafa ve külfete rağmen şimdiden kazandıklarını, siyasi hedeflerini gerçekleştirdiklerini kabul etmemiz gerek. Biraz ağır bombardımanla, biraz da örtülü operasyonlarla daha fazlası elde etmeye çalışacaklarını da dikkate almak zorundayız.

Nükleer zenginleştirme programının altyapısını ellerinden geldiğince yok edecekler, İran’ın askeri yeteneklerini iyice hırpalayacaklar, ekonomik altyapısını mümkün olduğunca çökertecekler. Sonra da muhtemelen aracılar marifetiyle masaya oturup yeni yönetimden alabileceklerini alacaklar. Petrolüne bir şekilde el koyacaklar.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri çatışmaya, daha doğrusu İran’ı vurmaya fiilen katılmaz, İsrail ve dolayısıyla da Amerika’nın onlara oynatmaya çalıştığı oyunu oynamazlarsa, savaş yakında biter. İsrail’in de İran’ın da mecali kalmaz. Artan petrol ve gaz fiyatları Avrupalı liderleri Trump üstünde baskı kurmaya sevk eder.

Savaş uzarsa da en çok Amerika kazançlı çıkar. Kendine yeterli petrolü ve ihraç edebilecek kadar gazı olan Amerika, Avrupa ve Çin’le olan makası açar. Bir başka karlı çıkacak ülke de gaz ve petrolüne olan talebin kaçınılmaz patlaması ve fiyat artışlarıyla rahatlayacak Rusya olur. Üstelik ABD’nin Ukrayna’nın ihtiyacı cephaneyi İran’da harcaması da onun işini kolaylaştırır, cephede de masa da güç ve zemin kazanır.

Avrupa yaşam standartlarındaki enflasyon endeksli düşüş ise Trump ve ekibinin hayranlık duyduğu Avrupa sağının yükselişine, Macaristan ve Slovakya gibi ülkelerin Ukrayna’ya bakışının keskinleşmesine, AB içindeki merkezkaç güçlerin ivme kazanmasına neden olur. Almanya, Fransa, İngiltere’nin İran savaşı ve onun hukuki imaları karşısında takındıkları ikircikli tutum da Grönland sorununun yönetilmesinde bumerang etkisi yaratır.

Türkiye de savaştan, fakat asıl savaşın uzamasında olumsuz etkilenir. Başka tedarik kaynakları olsa ve yenilerini bulsa da enerji fiyatlarındaki artış enflasyonla olan mücadelesini zorlar. Çok zayıf bir olasılık olmakla birlikte İran’ın rasyonalitesini ve siyasi liderliğini kaybetmiş İranlı bir komutanın vereceği hatalı bir karar İncirlik, Kürecik ya da Katar’daki askeri varlığı yüzünden Türkiye’yi savaşa dahi sürükleyebilir.

Ayrıca İran’da iç savaş olasılığı Türkiye için göç dahil yönetilmesi ve taraf olunması gereken bir zemin de ortaya çıkartabilir. Diğer yandan savaş ve savaş sonrasının doğuracağı güvensizlik ortamı bölgede ve bölge ötesinde imkanlar da yaratabilir. Ben, Kıbrıs, Irak, Suriye, Libya tecrübesi olan Türkiye’nin askeri, sivil tüm kurumlarıyla bu savaşı yakından takip ettiğini, dersler çıkarttığını, yaratabileceği sorunlar kadar fırsatların da farkında olduğunu umuyorum…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.