Zamansız ve kendi içinde bile anlamsız bir çıkış...

28 Haziran’da İsrail bir hükümet kararnamesiyle 1915 yılında savaş koşulları altında yaşanan insanlık trajedisini 101 yıl sonra, üstelik de bir sonraki 24 Nisan’a aylar varken soykırım olarak tanıdı. Böylece Uruguay’ın 1965 yılında başlattığı kampanyaya katılan 34’üncü devlet unvanını kazandı. Ancak ne Türkiye’de ne de başka bir yerde bu deklarasyon önemsendi.

Azerbaycan kınadı, üstünde bir kez daha düşünün dedi. Ermenistan tarihin araçsallaştırılmasına karşıyız mealinden bir açıklama yaptı. Amerika’dan ya da Avrupa’dan hemen hiç bir tepki gelmedi. Sanıyorum Glendale’deki bir kaç radikal diaspora üyesi dışında kimse İsrail’i ciddiye almadı. Ama kaçınılmaz olarak herkes kendine neden şimdi sorusunu sordu.

Soykırıma uğrama tekelini yıllardır kimseye kaptırmak istemeyen İsrail’in politikasındaki ani değişimin nedeni genellikle Türkiye’ye karşı duyduğu husumeti başka şekilde ifade edememesine bağlandı. Netanyahu yönetiminin artık Türkiye’yi küstürmemek gibi bir amacı olmadığı için böylesi bir çıkış yaptığı söylendi. Çıkışın duygusal fakat zamanlamasının manidar olduğu vurgulandı.

Deklarasyon ABD-İsrail ilişkilerinin tatsızlaştığı, Netanyahu’nun Trump’ı cebren ve hile ile İran’la savaşta tutmak istediği dönemde, 10 gün sonra Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi öncesinde, İsrail’i verilerle ve delillerle çocuk katliamı üstünden soykırımla suçlayan BM raporunun yayınlanmasının beş gün sonrasında, Ermenistan ile Türkiye’nin barıştığı, tarihi husumetin tarihe mal edildiği zaman diliminde yapılmıştı.

İnsani bir trajedi bir kez daha araçsallaştırılmaya çalışılmış ama bu kez başarısız olunmuştu. İsrail belli ki Türkiye’nin artık bu tür açıklamaları ciddiye almadığını, siyasi ya da hukuki sonuç doğurmadığını, doğurmayacağını gördüğünü, 2014’den bu yana 24 Nisan günlerinde ülkesi vatandaşı Ermenilere yönelik taziye mesajı yayınlamayı adet haline getirdiğini, sorunu 1948 sözleşmesi kapsamında ele aldığını fark etmemişti.

Düşüncesizce yapılan açıklama Ermenistan’da bile tepki doğurmuş, maksadının sorgulanmasına yol açmıştı. Daha da önemlisi bu anlamsız ve zamansız deklarasyon İsrail’in ve İsrailli yöneticilerin Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde devam eden davalarına atıfla hatırlanmasına neden olmuştu. Siyasi tanımaların görünürdeki amacı olan tarihin tekrarlanmaması iddiası ters tepmişti.

Oysa şu sıralarda bu tür devlet sorumluluğunu ima eden açıklamaları en son yapması gereken ülke başbakanı, bir eski bakanı (ve dendiğine göre beş başka vatandaşı) hakkında olası soykırım suçu nedeniyle tevkif tezkeresi çıkartılmış İsrail olmalıydı. Ülkenin başında aklı başında bir yönetim bulunsaydı böyle bir açıklama yapmaz, açıklamadan siyasi sonuç üretebileceğini düşünmezdi. Zaten 7 Ekim 2023 Hamas saldırısını fırsat bilip soykırıma varan eylem, işlem ve niyeti açık eden beyanatlar da yapmazdı.

Görünen o ki artık karşımızda pusulasını iyice şaşırmış, siyasi duyarlılığını tamamen kaybetmiş bir İsrail var. Kendisi açısından kaş yaparken göz çıkartan politikalar benimsiyor. Eylemlerine bugüne kadar az da olsa empatiyle bakan ülkeleri dahi yabancılaştırıyor. Azerbaycan’ı zor durumda bırakmaktan kaçınmıyor. Amerika’yı yönetebileceğine inanıyor. Kendisine hiç bir şekilde güvenilemeyeceğini BAE örneğinde gördüğümüz gibi ispatlıyor.

Türkiye için bence en doğru yaklaşım İsrail’in kendi yarattığı bataklıkta siyasi olarak boğulmasını beklemek, bu tür açıklamalarını yok saymak, iki devletli çözümü tüm imkansızlığına rağmen bir çevreleme politikası olarak gündemde tutmak, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan ile geliştirdiği ilişkileri sağlamlaştırmak, Ankara zirvesi sırasında NATO’nun güneyden gelebilecek tehlikelere karşı hassaslaşmasını sağlamak, hepsinin ötesinde de caydırıcılığını güçlendirmeyi her alanda sürdürmek olur...

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.