Sanal hayallerle acı gerçeklerin çarpışması
Sanal gerçekliğin, realiteyle karşılaşmasından doğan büyük hayal kırıklığını yaşıyoruz. Sosyal medyanın algılar üzerindeki domine edici etkisi adına çok güzel bir örnek. Halkın ilgisini çeken konular, sosyal medyanın aktörleri tarafından konunun gerçek bağlamında değil, daha çok nasıl dikkat çekilir motivasyonu ile pompalanıyor.
Abartı konusunda ahlaki sınırlar da artık neredeyse ortadan kalktığı için köpürtmek, şişirmek, şaşırtmak ahlaksızlık değil marifet haline geldi. Dünya Şampiyonasında yaşadığımız hayal kırıklığı biraz da bu döngünün eseri.
Türkiye’de siyaset üstü ortak bir tutku olabilen çok az konudan birisi olan futbol, sosyal medya kazanında o denli pişirildi ki yemeğin yanması, suyun buharlaşmasını bile göremedik. Varlıkları sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlara bağlı olan kişiler birbirleri ile o denli mantıksız bir abartma yarışını girdiler ki, turnuvanın hemen öncesinde final, yarı final dışında bir alternatifin başarısızlık olacağı algısı tüm Türkiye’de hakim kanaat oldu.
Beklentiler arttıkça ilgi de arttığı için federasyon, futbolcular, medya ve kamuoyu bu sanal beklentinin sarhoş edici cazibesine kapıldı. Turnuva öncesinde, spor kamuoyunda ciddiye alınabilecek hiçbir şahsiyet, durun saçmalamayın, bu türden bir beklentiye karşılamaktan çok uzağız uyarısını yapmaya bile cesaret edemedi.
Gerçi hem turnuva öncesinde yaşanan coşku hem de şimdi yaşanan hayal kırıklığı en fazla üç dört gün süreceği için elenmeyi fazla da abartmanın gereği yok. Ancak Türkiye’de günden nasıl çalışıyor sorusuna ilginç bir örnek olduğu için üzerinde durmakta fayda var.
Turnuva öncesinde milli takımımızı en az final ya da yarı finale çıkaranlar şimdi de kılıçlarını çekip kelle istiyor. Başta teknik direktör Vincenzo Montella olmak üzere bazı futbolcuların artık milli takım ile ilişiğinin kesilmesi talep ediliyor.. Montella’dan vazgeçmek bu turnuvadan çıkartabilecek en büyük yanlış sonuç olur. Montella, bu turnuvada başarısız olmak ve eleştirilmeyi hak etmekle birlikte totalde Türk Milli Takım’ının en başarılı teknik direktörüdür. Milli Takım hem Avrupa Şampiyonasına hem de Dünya Şampiyonasına Montella sayesinde katılabilmiştir.
Turnuvadan bu şekilde elenmenin faturası ona kesilirse yeniden yılları belki de on yılları bulan bir kriz yaşanır ve bırakın başarılı olmayı büyük turnuvalara girmemiz bile hayal olur. Umarız Montella karşıtlığı turnuva sonrası yaşanan birkaç günlük heyecan sonrasında yavaşlar ve yeniden ayaklarımız yerine basar. Kuvvetle muhtemeldir ki dünyada birçok milli takım ve klüp takımı Motella’nın Türk Milli takımından ayrılmasını ve kendi takımlarını çalıştırmasını bekliyor.
Futbol camiasından sağduyu ve soğukkanlılık beklemek gerçekçi değil. Türkiye’de futbol hep akıl dışı bir düzlemde duygusal davranışların zirve yaptığı bir aralıkta irdelendi. Bahis olayı ile birlikte milyarlarca doların döndüğü bir sektör haline gelmesiyle de artık cinnet önü alınamaz bir olguya dönüştü. Sağduyu çağrısı yapmak anlamsız. Son hüsranın geçmesini beklemek ve bu hüsrandan pirim kasmaya çalışanların zırvalarını dinlemekten başka çaremiz yok.
Pek çoğu eski futbolcu ve antrenör olan yorumcuların sanki benzeri atmosferi kendi kariyerlerinde hiç yaşamamış gibi, izleyici kasmak adına yaptıkları çirkin hamaseti de kaydetmekde fayda var. Beğensek de beğenmesek de Türkiye böyle bir ülke. Yapılabilecek en doğru şey, bu türden hamaseti sadece futbolda değil, hayatın tüm alanlarında ciddiye almamayı öğrenmek.
