Oruç önce sosyal ahlâktır
Ramazan sevgi ayı, merhamet ve paylaşma ayıdır. Özellikle mütedeyyin kesimler, oruç tutanlar bu ayın belirtilen türden özelliklerini kendi şahıslarında temsil etmeli; bizler hepimiz, toplumumuzda hoşgörü, merhamet, dürüstlük, hakka hukuka saygı gibi erdemlerin canlı örneği olmalıyız; son yıllarda dinimiz ve dindarımızın itibarının aşınmasında bizim günah ve kusurlarımızın da katkısının olup olmadığını kendimize sormalı ve gereğini yapmalıyız.
Ahlâksız din ve dindarlık olmaz. Düşmanları Hz. Peygamber’i şair, mecnun, sihirbaz olduğu gibi saçmalıklarla itham ettiler. Fakat -Hıristiyan Prof. M. Watt’ın dediği gibi (Muhammad-Prophet and Statesman-1961, 234)- Hz. Muhammed’in düşmanları onda hiçbir ahlâkî kusur göremediler.”
Sonuçta ‘Ahlâk insaniyettir ve insaniyetsiz İslâmiyet olamaz’. Resûl-i Ekrem şöyle buyururlar: “Bütün insanlık Allah’ın ailesidir ve insanların Allah’ın en çok sevdikleri, ailesine en çok faydalı olanlardır.”
İnsanı umursamayan, merhametsizlik, haksızlık ve şiddet üreten bir din algısının, İslâmiyet’te yeri yoktur. Yumruk sıkan, öfke saçan bir Müslüman tipi, “Rahmeten li’l-âlemîn” modelinin uzağına düşmüştür. Kur’an-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde şunu görürüz: Allah Rahman ve Rahîmdir; Peygamberimiz “rahmeten li’l-âlemîn”dir; Kur’an “şifa ve rahmet”tir; Ramazan “rahmet ayı”dır.
Kötülük ve merhametsizlik ‘fıtrat’tan sapmadır; insanın özünü kirletmesidir. Kur’an’a göre “Nefsini, ruhunu arındıran kurtuluşa ermiş, onu kirletense zarar etmiştir.” Bu arınma ve kirlenme bireyler için olduğu gibi toplumlar için de mümkündür.
HHH
Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona “Temel hedefleri nedir?” diyerek okursak, bu hedeflerin iki noktada toplandığını söyleyebiliriz:
1. İnsanın zihnini ve kalbini Câhiliye döneminin batıl inançlarından arındırarak tevhidi yani Allah’ın varlığını ve birliğini esas alan bir iman toplumu oluşturmak;
2. Bencillik, acımasızlık, haksızlığa ve sonuçta güvensizliğe dayanan Câhiliye insan ilişkisinin yerine, kardeşlik, sevgi ve hakka hukuka dayalı ve güvenlikli bir sosyal ilişkiler düzeni oluşturmak.
Mesela İsrâ sûresinin 23-38. ayetlerinde on üç ilâhî emir sıralanmıştır:
1. Yalnız Allah’a kulluk etmek, 2. ana babaya iyi davranmak, 3. akrabaya ve muhtaçlara iyilik etmek, 4. hayır yapmak, 5. cimrilikten de israftan da kaçınmak, 6. çocukların hayatını korumak, 7. zina ve fuhuştan sakınmak, 8. adam öldürmemek, 9. yetim malı yememek, 10. verilen sözü tutmak, 11. ölçü ve tartıda dürüst olmak, 12. bilgisiz hüküm vermemek, 13. insanlara karşı mütevazı olmak.
İlhamını Kur’an’dan alan kültürümüzde haklar iki noktada toplanmıştır:
1. Hukukullah: Allah’a iman, ibadet ve itaat;
2. Hukuk-ı ibâd (kul hakları) / hukuk-ı âdemî (insan hakları).
Gazzâlî, ‘Kardeşlik Hukuku’ başlığı altında şu hakları sıralar:
1. İhtiyacı olanlara mal yardımında bulunmak; 2. Aynı durumda olanlara beden gücüyle yardım etmek; 3. Kardeşinin yayılmasından hoşlanmayacağı kusurlarını saklı tutup iyiliklerini anmak; 4. İhtiyacı olan konularda onu aydınlatmak; 5. Kusurlarını bağışlamak; 6. Yaşarken veya ölünce kardeşi için dua etmek; 7. Vefalı olmak; 8. Kardeşi hakkında kolaylaştırıcı olmak, onu zora sokmamak.
Gazzâlî, daha birçok kardeşlik hukukundan bahseder: Hiç kimseye söz ve davranışla eziyet etmemek, herkese karşı mütevazı olmak, söz taşımamak, küs durmamak, izinsiz kimseyi rahatsız etmemek, yaşlılara saygılı olmak, küçüklere şefkat göstermek, güler yüzlü olmak, sözünü tutmak, dargınları barıştırmak, selâmlaşmak; kardeşinin canını, malını, ailesini ve itibarını korumak; yoksullarla ve yetimlerle ilgilenmek, sıkıntılı olanları teselli etmek, hastaları ziyaret etmek, cenazelere katılmak...
Kuşkusuz dinimizde orucun farz olmasının hikmetlerinden biri, bu ibadetin hepimizde böyle bir ahlâkî ve insanî duyarlılık geliştirmesidir. Çünkü Allah’ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur; Kur’an-ı Kerim’de buyurulduğu gibi (İsrâ 17/7) aslında iyilik yaparsak da kendimize, kötülük yaparsak da kendimize yaparız.
