Çözüm sürecinin ne getirmeyeceği belli olsa da

En temel meselemizin, temel meseleleri çözememek olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Yılları, on yılları kuşatan ve birlikte yaşanması zor ve maliyetli problemlerimizi çözemiyoruz. Sırtımızdaki ağır yükleri taşıyoruz, bedelini ödüyoruz, yılları kaybediyoruz ama çözemiyoruz.

Sadece hukuka, demokrasiye, insan haklarına veya bir arada yaşamaya dair olanları değil ideolojik kamplaşma içermeyen meseleleri de çözemiyoruz.

Mesela şehirleşmeyi ve buna bağlı depreme karşı hazırlık problemini. Asla çözemiyoruz. Son çeyrek yüzyılda inşaata, betona yapılan orantısız yatırıma rağmen ülke hala depreme karşı hazırlıksız ve hatta çaresizce bekliyor. Neye rağmen bekliyor? Birbiri ardına yaşanan ağır, yüksek ölçekli ve çok ölümlü deprem tecrübesine rağmen. Yenisini ve en muhtemel, en felaket olanını bekliyoruz ama çözüm için hamle yapamıyoruz.

Tarım… Şüphesiz insanlık için stratejik alanlardan birisi ve Türkiye’nin de bu istikamette imkanları geniş. Gelin görün ki her yıl ekilen alan azalıyor, her yıl tahıldan ete kadar ithalat artıyor. En kolay çözülebilecek mesele de böyle büyüdükçe büyüyor.

Eğitim sorununu da çözemiyoruz. Herkesin eğitimsiz bir dünyada geleceğimiz olmadığını ezberden söylemesine rağmen bu alanda dünyanın en geri ülkelerinden birisi olmaya devam ediyoruz. Ne klasik eğitimde ne de dijitalleşmede varız. Okumayan, okuduğunu da anlamayan nesiller birbiri ardına ekleniyor. İnanılmaz sayıda diplomalı gencimiz var hiçbiri iyi eğitimli sınıfında sayılmıyor. “Ev genci” diye bir kavram icat edildi bu ülkede. Okumuş, üniversiteyi bitirmiş ama ne iş bulabiliyor ne de o gençlerin aldığı eğitime ihtiyaç duyuluyor.

Saymakla bitmez… Tek bir teknoloji sektöründe dünya liginde olmayan ülke burası. Temel bir mesele de bu ama kapağını açıp ilgilenen bile kalmadı.

Geçelim…

Demokratikleşme meselemiz derinden daha derin ve çözmek şöyle dursun çukurunu kazmaya devam ediyoruz. En nihayet seçim kazanacak noktaya gelen ana muhalefet partisine kayyum atandı bu ülkede. Cumhurbaşkanı adayı da sadece “aday” olduğu için hapiste.

Demokrasi gerilerken ne ifade hürriyeti olur ne de hukuk. Her biri bir başka çözümsüz meseledir. Hepsinde en kötüler listesinde yuvarlanıp gidiyoruz. Daha kötüsü olmaz artık derken en kösünü göre göre...

Bir mesele de muhafazakar ve laik kesimler arasında bitmeyen gerilim ki o zaten malum siyasetin hayat kaynağı. Çözmek şöyle dursun köpürtmek lazım ki öyle de yapılıyor.

Çözümsüz meseleler listesinde elde bir umut, çözüm süreci kaldı. Yakın tarihi bir asra varan Kürt meselesinin çözümü için bu kez bir ihtimal belirdi. Üçüncü denemede hedefe ulaşma ihtimali var gibi. Ağır aksak da olsa, iktidar gönülsüz de olsa hala ihtimal var. Bu büyük meseleyi çözmek için mesai başlamışken muhalefeti hedefe koymak, muhalif liderleri hapse atmak gibi akıl almaz işler gösteriyor ki çözüm süreci asla tam bir çözüm getirmeyecek. Bir temel mesele gitse bile yerine yenisi, hatta daha büyüğü ikame edilecek anlaşıldı.

Yine de bir problemi çözebilmek ihtimali kıymetlidir.

Önümüzde çözüm sürecinin yasal düzenlemeleri var. Bu da siyasetin bitkisel hayata girdiği ortamda hiç olmazsa bir siyaset imkanı demektir. Bir devir kapanabilir ve oradan demokrasiye yol açılabilir.

Şu kadar senedir tek bir temel mesele çözülememişken, çeyrek asırlık kesintisiz iktidar da bu fırsatı heba etmişken hiç olmazsa Kürt meselesinde çözüm imkanını kaybetmeyelim.

Bir şeyi çözmeyi öğrenmiş oluruz da bakarsınız başka konularda işe yarar.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.