AK Parti Öcalan’a statü istiyor mu istemiyor mu?

Bu makaleyi dinle

00:00
00:00

Sürecin başladığı ilk günden bu yana, ülkede barışın ve kardeşliğin inşa edilebilmesi için “Terörsüz Türkiye” projesine ve de siyasetin demokratikleşmesine şiddetle ihtiyaç bulunduğunu söylemeye çalışıyoruz,

Her ne kadar iktidar ilk günden bu yana çözüm adımlarına biraz mesafeli dursa da siyasal fayda açısından, sürecin denetimli bir şekilde başarıya ulaşmasını istiyor.

Ancak AK Parti’nin bu kontrolcü yaklaşımı, çözüm için hayati bir önem taşıyan somut yasal adımların atılmasını geciktiriyor. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemelerin yapılacağı söylenmişti ama henüz çerçeve yasa taslağı ortaya çıkmış değil. Çünkü bu taslağın muhalefete de sunulup tartışılması gerekiyor.

İktidar medyasında yazılanlara göre, aslında AK Parti kendi açısından taslağı şekillendirmiş ve el altından bilgileri sızdırarak hem İmralı ve Kandilin hem MHPnin hem de toplumun tepkilerini ölçmeye çalışıyormuş.

Eğer ortaya çıkan bilgiler doğruysa, AK Parti’nin teklifinde “Öcalan’a statü” verilmesi yer almıyormuş. Doğal olarak böyle bir yasal düzenlemeden DEM, İmralı ve Kandil’in rahatsız olması kaçınılmazdır.

Nitekim Kandil’in tepe isimlerinden Duran Kalkan, Medyascope’den Ruşen Çakır’a verdiği röportajda, yasal düzenlemelerin geciktiğini ve Öcalan’ın siyaset yapmasının önünün açılması gerektiğini söylüyor.

Abdullah Öcalan’ın sürecin yürütülmesindeki rolünün altını özellikle çizen Kalkan, örgütün kongre kararlarının uygulamaya geçirilmesinin ancak Öcalan tarafından yönetilebileceğini savunuyor. Öcalan dışında hiçbir ismin örgüte bu ölçekte bir stratejik karar uygulatamayacağını öne süren Kalkan’ın şu sözleri, çözümün adresini net bir şekilde ortaya koyuyor: “Gerçekten bir barış isteniyorsa bunun yolu İmralı’dan geçiyor.”

Öcalanın siyaset yapmasının önünün acıkması gerektiğinin altını özellikle çizen Kalkan, var olan engellerin hukuki değil, siyasi olduğunu söylüyor.

Basının İmralı’ya erişimine izin verilmesi gerektiğini de söyleyen Kalkan, Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan konuşmasının toplumdaki bazı önyargıları değiştirebileceğini ileri sürüyor.

Duran Kalkan ayrıca, yasal düzenlemelerin gecikmesinden rahatsızlıklarını şu cümlelerle ifade ediyor: “Bayram geçti, aradan çok uzun süre geçti. Yasa adına herhangi bir sonuç ortaya çıkmadı. Gündemde tutuluyor, adım yok. En son işte dün akşam görüşmüş DEM Parti heyetiyle AKP yönetimi Efkan Ala ve diğerleri. Deniliyordu ki ‘Taslak verilecek.’ Yani oldu mu, olmadı mı bir açıklama yok. Eğer planlandığı gibi süreç işlerse bizim bir itirazımız yok. O taslak İmralı’ya giderse orada tartışılır, oradan görüşler bize gelir, bizim de görüşümüz sorulursa ona bir itirazımız yok. Zaten olması gereken buydu, biraz gecikti. Sadece bizim itirazımız buna.”

Hal böyleyken sürecin bundan sonraki yasal aşamalarının başarıyla sürdürülebilmesi için AK Parti’nin ortaya koyacağı siyasi irade belirleyici olacaktır. Bunun en bariz göstergesi de AK Parti gerçekten “Öcalan’a statü vermeyi istiyor mu, istemiyor mu” sorusuna vereceği cevap olacaktır.

Şu an itibariyle statü konusunda iktidarın, birtakım tereddütler yaşadığı muhakkak. Anlaşıldığı kadarıyla aslında AK Parti de “Öcalan’a statü” verilmesini istiyor ama bunun toplum tarafından bilinmesini istemiyor. Çünkü statü meselesinin, toplumda yaratacağı tepkilerden ve oluşacak siyasal maliyetten çekiniyor.

Ama unutmamak gerekiyor ki yaklaşık elli yıldır ülkeye büyük acılar yaşatan terör belasından kurtulmak için başlatılan “Terörsüz Türkiye” girişimi, öyle fayda-maliyet analizine indirgenerek çözülecek basit bir mesele değildir.

Bu yüzden AK Parti, terörsüz Türkiye konusuna gerçekten inanıyorsa, bir takım siyasi hesaplar yaparak çözümün kıyısından, köşesinden dolaşmayı bırakarak elini taşın altına koymalıdır.

Eğer bu beladan kurtulmak için Öcalan’a statü verilmesi gerekiyorsa, iktidar çıkıp açık yüreklilikle “Memleketin selameti açısından, siyaseten zor bir adım atıyoruz. Bunun iktidarımıza maliyeti ağır olabilir ama memleket kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız” diyebilmelidir.

Bu tür dönemler tarihin kırılma anlarıdır, ülkeleri için risk alabilen iktidarlar, siyasal liderler kaybetseler de gelecekte hayırla anılmayı hak edeceklerdir.

Eğer günübirlik siyasetin ‘rant’ rüzgarına kapılarak memleketin çıkarları yönünde adım atmayı başaramazlarsa, bugün kazansalar da kaybederler…

YORUMLAR (80)
80 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.