‘Post-AK Parti dönemi’ ne demek?
ABB eski başkanı Melih Gökçek hakkında daha önce pek yazmamıştım.
Bir defa bahsettiğimi hatırlıyorum. O da ne zaman?
Hatırlarsınız, Cumhurbaşkanı Erdoğan İBB Başkanı merhum Kadir Topbaş’ı, ABB Başkanı Melih Gökçek’i, Bursa BB Başkanı Recep Altepe’yi ve Balıkesir BB başkanı merhum Edip Uğur’u görünürde ‘metal yorgunluğu’ sebebiyle görevlerinden almaya uğraştığı sıralarda ABB Başkanı Melih Gökçek’te metal yorgunluğu olamayacağını, olsa olsa Ankara halkında Melik Gökçek’in uzun süre belediye başkanlığına maruz kalmaktan dolayı bir yorgunluk olabileceğini yazmıştım. Niyetim de Melih Gökçek’e herhangi bir şey isnat etmek değildi. Sadece metal yorgunluğu tabirinin Gökçek’in tabiatıyla mütenasip olmadığını anlatmak istiyordum.
Bugünlerde de savcılığın Gökçek’i ifadeye çağırmasını fırsat bilip “şöyleydi, böyleydi” diye verip veriştirmeyi düşünmüyorum.
Toplumda Melih Gökçek hakkında oluşmuş bir kanaat var.
O kanaate bir itirazım yok.
Melih Gökçek’in ifadeye çağırılması ne anlama geliyor?
Malum iktidar CHP’nin kazandığı belediyelere yönelik çok kapsamlı bir çalışma yürütüyor.
“İktidar yapmıyor, yargı yapıyor” diyenler olduğunu biliyorum.
Diyorlar sadece, inanmıyorlar.
Şimdi, Melih Gökçek ifadeye çağrılınca bir denge sağlanmış oldu mu?
“Bakın, Gökçek de ifadeye çağrıldı, demek ki iktidar tarafgir davranmıyor, adil davranıyor, lüzumu halinde AK Partili belediye başkanları da sorgulanabiliyor.”
İktidarın adil davrandığını söylemek için güzel bir fırsat.
Ekranlara bakın, bu fırsatın mebzul bir şekilde kullanıldığını görürsünüz.
Butlandan sonra iktidar CHP’nin peşini bıraktı.
CHP’ye sevgiyle, şefkatle bakmanın sakıncası kalmadı.
Türkiye’deki herkesin Cumhurbaşkanlığı seçiminde favori gördüğü İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da hapiste.
Yani siyaset sahasında iktidarın uykusunu kaçıracak aktörler eni konu kontrol altında.
Yeni Parti lideri Özgür Özel’i saymazsak.
Özgür Özel CHP’nin dinamik tarafını beraberinde götürerek Yeni Parti’yi kurdu.
Bundan sonra Yeni Parti’nin takip edilmesi gerekiyor.
İktidara alternatif olur mu?
Cumhurbaşkanlığı seçimini riske sokacak bir seviyeye gelir mi?
Bu takip devam ededursun iktidar başka bazı işleri yoluna koymaya çalışıyor.
Köprüleri satışa çıkarmak bu önemli işlerden biri olabilir.
Malum, seçim öncesinde ekonomiyi hareketlendirmek için para lazım. Paraya sıkışmış bir iktidar alıcılar için iyi bir fırsat. Herhalde o fırsatı değerlendirirler.
Bu kadar mı?
Ben zaman zaman Etyen Mahçupyan ile arkadaşımız Yıldıray Oğur’un Serbestiyet’te yaptıkları programı seyrediyorum.
Geçen haftaki programın başlığı dikkatimi çekti.
“Şimdiden post-AK Parti döneminde olabilir miyiz?”
Ne demek ‘post-AK Parti dönemi?’ AK Parti bitiyor mu?
Hayır, bitmiyor.
Etyen Mahçupyan “AK Parti yok olmayacak, yeni döneme uygun bir AK Parti inşa edilecek” diyor.
Yani?
AK Parti kendisini AK Parti sonrası döneme hazırlıyor.
AK Parti sonrası, Erdoğan sonrası anlamına geliyor olabilir mi?
Mahçupyan böyle bir şey söylemiyor.
“Post-AK Parti Türkiyesi ortaya çıkacak” diyor ve rejimin bu döneme hazırlanma konusunda muhalefetten daha hızlı olduğunu söylüyor.
Belediyelere, partilere yapılan operasyonlar ve o operasyonlara yapılan hukuki itirazlar?
“Hukuk şöyle diyor, böyle diyor” şeklindeki itirazlar gerekli olabilir.
Etkili olabilir mi?
“Hukuksal her şeyi aşabilecek bir iktidar iradesi kullanılıyor. AK Parti yapılanları hiçbir şekilde sorgulamıyor.”
“Yapılacakları kendi ihtiyaçları belirliyor. Kendi dışında, kontrol edemediği her noktaya müdahale ediyor.”
‘Kontrol edemediği her nokta’ya Süleymancı cemaatine yapılan operasyon dahil mi?
Şu soru açıklayıcı olabilir:
“Süleymancıların parası olmasaydı bu işler başlarına gelir miydi?..”
Aynı cümle başına Melih Gökçek getirilerek kurulabilir mi?
Kurarsan kurulur.
Mahçupyan’ın muhalefete de tavsiyesi var.
İtirazlar, hukuki mücadele boşuna değil, gereksiz de değil.
Ama muhalefetin “Bu devleti yönetebilecek gücü de göstermesi lazım."
ABD-İran savaşı nasıl sona erecek?
Simon Johnson
Zangoçluk Edenler
Ali Barskanmay
İş yaşamı ve mutluluk
Raşit Yıldırım
Dini bayramlarda bedava geçiş The End
İbrahim Kahveci
‘Post-AK Parti dönemi’ ne demek?
Yusuf Ziya Cömert
Bu ittifak Netanyahu’nun işini bitirebilir mi?
Mehmet Ocaktan
Bu güzel vaatler artık niye heyecan vermiyor?
Mustafa Karaalioğlu
Gökyüzünde büyük dönemeç: Kaostan düzene, yüzeysellikten derinliğe
Aynur Taş
İsmail - Aziz İnadı
Gökhan Aktürk
Milli eğitim müdürünün hanımı
Kerime Yıldız
Bir kaşığı bile yetiyor mu? Elma sirkesi hakkında doğrular
Gamze Demirel
Dermanı dertte arayan ses
Bekir Fuat
Dergi okur musunuz?
Mensur Akgün
Milliyetçilik bitmiş
İskender Öksüz
Gladio’yu hatırlar mısınız? Artık o yok, ama…
Fehmi Koru
