İsmail - Aziz İnadı

Kim yenilirse taraftarları ve yorumcuları tarafından eleştiri yağmuruna tutulacağı bir derbiydi. Beşiktaş tarafının bu yönde rakibine göre belirgin bir artısı vardı: Deplasmanda oynuyordu ve üstelik favori taraf değildi…

​Sarı-lacivertlileri yenilgi hâlinde bekleyen tehlike ise yine kadro mühendisliğindeki yanlışlıklar üzerinden gelecek sert eleştirilerdi: “Gol atan Talisca niye gitti?”, “Yedek stoper neden yok?”

​Sahi, Talisca alkışlarla gönderilmeyecek miydi? Alkışlayan oldu mu havalimanında?

Sözde form durumu tarafına döndüğümüzde; Fenerbahçe'nin en güçlü yanı savunmanın göbeği ile orta saha ikilisi Kanté ve Guendouzi’nin formuydu. Beşiktaş'ın bu savunmaya nasıl hücum edeceği kritik soruydu. Orkun ve Olaitan'ın yanı sıra taraftarın pek hoşuna gitmeyen Černý'nin çizgide ve içeri kat ederek göstereceği performans, belki de derbinin şifresiydi.

​Şifreyi kıran ise ikinci yarıda İsmail Kartal’ın maçı adeta bir taraftar gibi izlemesi oldu.

​Talisca-Asensio tartışmasının sonucu; dün iki oyuncunun da sezonun en önemli maçında sahada olmaması, yerlerinde Kasımpaşa Spor Kulübünün beğenmediği İrfan Can Kahveci'nin oynamasıydı.

Italiano’nun tek değişikliği, stoperde yavaş kalan Djaló'nun yerine Emirhan ile oyuna başlamaktı. Dün Chobani'de Italiano’ya göre 25 Eylül maçının orta saha provası vardı. İki Fransız ile iki Türk karşı karşıya gelecek, kimin daha iyi olduğu ortaya çıkacaktı… Sözde!

​Sezonun en tempolu maçına aday olacak kıvamda başladı derbi: Pozisyonu az, ikili mücadelesi bol.

​Sarı-lacivertliler zayıf halkası olan Semedo-Greenwood kanadı ile siyah-beyazlılar ise Rıdvan-Trossard hattı ile tehlikeli olma çabasındaydı. Fransa-Türkiye orta saha kapışmasının maç boyu özeti ise tek bir cümleden ibaretti: "Kanté her yerde!"

​Hatayı yapanın ilk golü yiyeceği maçta o hatayı siyah-beyazlıların defansı yaptı; yoktan bir pozisyonda golü kalesinde gördü.

Beşiktaş’ın belki de bu yıl eksikliğini en çok hissedeceği iki nokta var: Sol bek ve "baba" bir sol stoperin olmayışı. Rakiplerin defansında Sánchez, Škriniar, Aké tarzı yıldız stoperler var.

​Sarı-lacivertli takımın ilk yarı boyunca aksayan yeri Semedo’nun kanadıydı. Onun boşalttığı koridoru iyi değerlendiren sol bek Rıdvan ile gol geldi. Gol öncesinde bu koridoru Trossard üç ya da dört kere denemiş, sinyali vermişti.

​Fenerbahçe'nin tekleyen diğer tarafı ise İrfan Can Kahveci'nin bölgesiydi. İsmail Kartal geç de olsa ikinci yarıya Kerem değişikliği ile başladı. Ancak Kerem’den 10 numara çıkarmaya çalışmak ne kadar doğruydu? Bu hamle sarı-lacivertlilere hücumda üretememe olarak geri döndü. Sahada ne yaptığını bilmeyen Kerem; boş koşuları ve pas hataları ile takımını tamamen oyundan düşürdü. Düşürdüğü gibi Greenwood’u da oyuna küstürdü.

Lukaku-Nenê hamleleri maçın gidişatına göre mi yapılmıştı, yoksa kenar yönetiminin ezbere bir kararı mıydı?

​Kenara göre olduğu Beşiktaş’ın golünden sonra anlaşıldı. Golün provası ikinci yarının başında belliydi; İsmail Kartal orta sahayı güçlendirmek yerine kanatlara yatırım yaptı, bu da rakibin şahlanmasına neden oldu.

​Soralım o zaman sorularımızı:

Acun Ilıcalı transfer ettiği için mi Talisca gönderildi? Asensio’nun durumu belli değilken İsmail Kartal, eski talebesi İrfan Can Kahveci’ye yer mi açmak istedi?

Lukaku yıllar önce çok iyi bir forvetti; Cihan Kamer - Oğuz Çetin ikilisi Belçikalı golcüyü acaba güreş takımı için mi izledi?

​Fenerbahçe Spor Kulübü yıllardır ego ve inada göre yönetiliyor. Her gelen başkan kulübün sahibi gibi davranıp egosunu tatmin ediyor. Sonuç ise malum…

Kazanan takıma dönersek; Italiano’nun her anı yaşayan bir teknik direktör olduğunu daha önce de yazmıştım. Orkun’dan bir Asensio, Mertens, Kanté ya da Talisca beklemek hayali bir durum. Ancak siyah-beyazlıların sahadaki maestrosu Olaitan ve Trossard ikilisi ritim yakaladığında, Vlahović bu ligde daha çok gol atar.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.