Dini bayramlarda bedava geçiş The End
Farklı bir açıdan konuyu aktarmaya çalışacağım. Hadi başlayalım.
Gidilen yolun uzunluğu köprü dahil 280 km. (Bilişim Vadisi’nden Soma gişeler çıkışı)
Benzinli aracın yakıt tüketimi ortalama 100 km’de 6,5 litre.
280 km yolda tüketilen benzin 18,2 litre. Litre başına fiyat 77 liradan hesaplarsanız yolun toplam yakıt tüketim gideri 1.400 TL.
Peki, yolun ulaşım gideri bu mu?
Elbette hayır.
Osmangazi Köprüsü, 1.170 TL.
Köprü sonrası (Ovaakça-Bursa), 370 TL.
Bursa Batı-Soma Gişeler, 800 TL.
Kısaca yakıt parası 1.400 lira olan yoldan Hazine garantili müteahhidinin aldığı para 2.340 TL.
Bu arada bu meblağ geçen kişinin ödediği para. Bir de Hazine geçen adına müteahhide ekstra bir para daha ödüyor. Bu ekstra para sadece Osmangazi Köprüsü için minimum 1250 TL. Geçmeyenin ise tüm parasını Hazine ödüyor.
Diyeceğim o ki, Hazine garantili müteahhitler sizden yakıt parasından daha fazla yol ve köprü parası alıyor.
Bu müteahhitlere, bu hizmet imkanını veren iktidarımıza minnettar olmalıyız!
Ne de olsa yol yaptılar, köprü yaptılar.
Hizmet aşkı ile ülkeye müthiş eserler kazandırdılar. Sadece hizmet aşkı ama…
Para derseniz hemen söyleyelim. “Kasadan tek kuruş çıkmadı” diyorlar.
DEMİREL VE ÖZAL YAPTI
Şimdi Cumhurbaşkanlığı yeni karar aldı. Eski köprü ve otoyollar da satılacak.
Yani Hazine garantili müteahhitler her yerde olacak. Kaçacak yer yok.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel “İktidara geldiğimizde gişeleri yıkacağız” dedi. Bence çok önemli ve çok doğru.
Bakın, bu iktidar çok dindar ama kutsal dini bayramlarda kendi yaptırdıkları köprü ve otoyollar yine paralı. Ne Ramazan Bayramı’nda ne Kurban Bayramı’nda hizmet aşkı ile yapılan köprülerinden ve otoyollarından bedava gidemiyorsunuz.
İslami bayramlarda bugüne kadar Demirel ve Özal’ın yollarından para almadan geçebiliyorduk. Yani İslami bayramlarımızı bize köprü ve otoyollarda Erdoğan değil Demirel ve Özal yaşatıyordu.
Artık bu devir de sona eriyor.
Bayrama gidiyormuşsun kimin umurundaki! Ödeyeceksin köprü ve otoyolun parasını.
Yapan ile satanı bileceksin, gişelere öyle gireceksin.
BAKIM GİDERİ BAHANESİ
2016 yılı hayatımızda milat. En önemlisi 15 Temmuz sonrası Başkanlık Sistemi’nin yola çıkmasıdır.
Başkanlık Sistemi öncesi 2015 yılında ortalama asgari ücret 975 TL ve Boğaz Köprüleri’nden gidiş-dönüş parası 3,40 lira.
2015 yılında asgari ücret alan biri köprüleri 276 kez geçebiliyordu.
Ve 2026… Asgari ücret 25.075 TL iken köprüler gidiş 59, dönüş 59 olmak üzere gidiş-geliş 118 TL. Asgari ücretli köprülerden 238 kez geçebiliyor.
2016 yılından sonra köprülere ve otoyollara zam yağmuru yağmaya başladı. Çünkü Hazine garantili müteahhitlerin köprüyle yolları açılıyor ve çok pahalıydılar. Farkı azaltmak için Özal ile Demirel’in yaptırdığı köprülere ve yollara yüklendiler. Mesela 15 Temmuz sonrası adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirilen köprüye bir anda yüzde 40 zam yaparak ücret 3,40 liradan 4,75 liraya yükseltildi.
Zam furyası hızla eserken ortaya da “Bakım onarım gideri” bahanesini sürdüler.
08 Ekim 2019 tarihli köşe yazımdan alıntı yapayım:
“Karayolları Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre Boğaz Köprüleri’ne büyük bakım onarımların yapılması, işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artışlar ile bakım-işletme maliyetlerindeki yükselmeler de göz önüne alınarak yol standartlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için, otoyol ve köprülerdeki geçiş ücretlerinin asgari düzeyde artırılmasının zorunlu hale geldiği vurgulandı. Bir başka gerekçeleri: ÜFE oranında zam yapıyoruz. Oysa 2015-Eylül 2019 ÜFE artışı %80 iken bu dönemde köprü ve otoyollara yapılan zam oranı %210.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve FSM Köprüsü bakım onarım gideri 21 milyon 789 bin TL. Otoyolların ve Karayolları 1. Bölge’nin köprüler dahil toplam bakım onarım gideri 227 milyon 667 bin TL. Lakin köprülerden ve otoyollardan toplanan gelir 1 milyar 562 milyon 336 bin TL. Bakım onarım giderinin gelire oranı %14,5… Ve kalan net kâr 1 milyar 334 milyon 669 bin TL.”
İşte bu yazımdan sonra Karayolları Genel Müdürlüğü internet sitesinden bu verileri kaldırdı.
Artık ay ay hangi köprüden ne kadar araç geçti, ne kadar gelir elde edildi göremiyoruz.
2025 yılı rakamlarına bakıyorum. Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), 1. Bölge için bakım onarım gideri dahil toplam 3.912.365 bin TL harcama yapmış.
Eskiden iki boğaz köprüsünden elde edilen gelirin 1,55 katı otoyollardan elde ediliyormuş. (Bu katsayıyı unutmayın)
2025 yılında Boğaz Köprüleri’nden yaklaşık 240 milyon araç geçmiş. Bu geçen araçların yarısı motosiklet olsun. Otomobilde 59 TL olan ücret, motosiklette 25 TL. Bu durumda ortalama geçiş ücreti en az 42 TL ediyor.
Böylece sadece 2 Boğaz Köprüsü’nden ele edilen gelirin en az 7,2 milyar TL olduğunu söyleyebiliriz. Bunun 1,55 katı olan 11,3 milyar liranın da otoyollardan geldiğini kabul edersek toplam gelirin 18,5 milyar TL olduğunu not düşebiliriz.
Bakım onarım gideri 3,9 milyar lira ise (Gelire oranı %21) KGM’nin 1. Bölge net kârı 14 milyar 561 milyon lira demektir.
Şimdi bu hesabı bir başka şekilde daha yapalım: Geçen her 3 aracın 2’si otomobil iken 1’i motosiklet olsun. O zaman toplam gelir 21,1 milyar liraya çıkarken kalan net kâr ise 17,2 milyar lira olur (435 milyon $).
Bu kadar rakama boğmamın tek nedeni var: Söyledikleri ile açıklanan veriler birbirini doğrulamayınca sürekli verileri yayından kaldırıyorlar. O yüzden ince ince, ilmek ilmek giderek gerçekleri bulmaya çalışıyoruz.
İşin sonu şu: Demirel ve Özal’ın yaptırdığı Boğaz Köprüleri’nin ve otoyolların satışında bakım gideri gerekçesi gerçekçi değil.
Peşin gelir için satış yapılıyor.
SATABİLİRLER AMA NASIL?
Türkiye’de bilimsel tartışma ortamı maalesef çok zor. Şimdi bir başka zorluğa geleceğim.
Hatırlarsanız Turgut Özal ile Necdet Calp arasında köprü satışı tartışması yaşanmıştı. Özal “Satarım, hem de bal gibi satarım” derken Necdet Calp “Sattırmam” diye diretiyordu.
Türk halkı o seçimde “Satarım, hem de bal gibi satarım” diyene oy verdi. Unutmayın.
Gelelim bugüne.
Boğaz Köprüleri de satılır, otoyollar da.
Tek şartı var: Daha uygun fiyata ve daha iyi hizmete.
Eğer bu satışta yukarıdaki iki temel şart sağlanırsa neden satılmasın? Mesela köprü ve otoyol geçiş ücretleri ülkedeki asgari ücrete endekslenir ve tekrar denir ki “Bir asgari ücretli köprülerden en az 276 kez geçebilmelidir ve bu alt sınırdır” denirse ilk şart yerine gelir. Yani özelleştirmeden buraları alan firmalar bilirler ki, kafalarına göre geçiş ücretine zam yapamayacaklar.
İkinci şart ise kalite.
Bu iki şarta bağlı satış yapılırsa ben itiraz etmem. Hatta bal gibi de satılır.
Peki, bu yönden bir umut var mı? Zerrece yok. AK Parti’nin KÖİ Köprü ve yollarını zaten yazının girişinde o yüzden verdim.
Size Karayolları 1. Bölge 2025 işletme giderlerinden bir bilgi vereyim:
943 memur çalışıyor ve aylık memur gideri 72.478 TL
7.039 işçi çalışıyor ve aylık işçi gideri 145.383 TL.
2025 yılında ülkemizde net asgari ücret 22.105 TL iken ortalama ücret 37.072 liradır. Hadi ortalama ücreti brüt üzerinden alalım: Burada da karşımıza 49.810 TL çıkıyor. Yani karayollarında ortalama işçi ücreti ülke ortalamasının 3 katı ve memurların da 2 katı.
Bu yazıdan sakın ama sakın işçi düşmanlığı gibi ucuz kahramanlık çıkartmaya çalışmayın. Torpille işe girilen yer varsa işe girememiş olanların hakkının da savunulması gerekiyor.
Ülkemizde 2025 yılı aylık GSYH geliri 61.366 TL ediyor. İşte ilk yapılması gereken şey ücretlerin bir dengeye getirilmesi ve toplam ücret gelirinin bu denge etrafında en az yüzde 65 artırılmasıdır.
(Bu ayrı konudur ve bunu da ayrıca detaylı yazacağım)
PARA ODAKLI YÖNETİM
Trafiğe bakın. Güvenlik odaklı yönetimi kırıntı şeklinde görürken para odaklı denetimi her yerde görebilirsiniz.
Bu anlayışı maalesef her konuda görmekteyiz. İnsan odaklı yönetim yerine para odaklı yönetim anlayışı kamuyu kaplamış durumda.
Siz siz olun İslami bayramlardaki bedava geçişin bile biteceğini şimdiden düşünün. O yüzden “para” ve “The End” diyorum.
Hatırlarsanız; Hazine garantili müteahhitlerin mahkemeleri Türkiye’de değildir. “The End” işte burada. Yani Hazine garantili müteahhitlerin mahkemelerinin olduğu Londra’da.
Siz anladınız onu!..
