Muhalefete kalk borusu yerine…

İlk bakışta birbiriyle çelişkili görünen iki farklı senaryo siyaset alanına sürüldü. Hangi senaryoyu ele alsanız kendi içerisinde tutarlılığı var. Ancak yine de birbiriyle çelişkili bu iki senaryo…

Soru şu: İktidar elini çabuk tutmaya başladı; birbiri ardına önemli kararlar alınıyor ve ülke bir şeylere hazırlanıyor. Hazırlık ‘post-Erdoğan’ diye adlandırılan süreçle mi ilgili, yoksa iktidar seçimin tarihini bayağı erkene mi çekecek?

‘Post-Erdoğan’ senaryosu boşuna ortaya atılmıyor. Anayasasında iki kez cumhurbaşkanı seçilebilme kısıtlaması bulunan ülkemizde, Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olarak üçüncü döneminde; anayasadaki bir istisnadan yararlanarak dördüncü dönemi de düşündüğünü belli ediyor…

Erdoğan bir kez daha cumhurbaşkanı seçildiğinde AK Parti ne olur?

Turgut Özal cumhurbaşkanı seçilip başından ayrıldığında Anavatan Partisi’nin hali ortada. Süleyman Demirel’in Doğru Yol Partisi de benzer bir akıbet yaşamadı mı?

AK Parti’yi ayakta tutan, ilk fırsatta sistemin değiştirilmesi oldu: Cumhurbaşkanı ama aynı zamanda AK Parti’nin genel başkanı Tayyip Erdoğan

AK Partili dönemin siyaset yürütme kodları parti içerisinde neler olup bittiğinin dışarıdan tam anlaşılmasına izin vermiyor. Bu sebeple, eğer parti içerisinden alınan izlenimlerle ‘post-Erdoğan’ dönemi için hazırlık yapıldığı ileri sürülüyorsa, bunu doğrulatmak kolay değil.

Kendisine ikinci bir cumhurbaşkanı yardımcısı aranması, AK Parti’nin başına bir isim telaffuz edilmesi, bazı eskimiş isimlerin üzerine yargının gitmesi yeni gelişmeler…

Bu gelişmelere bakanlar ‘post-Erdoğan’ senaryosunu dillendiriyorlar…

İkinci senaryo olan, seçim tarihinin gecikilmeden erkene alınması ihtimalini dillerine dolayanlar da AK Parti’nin fazla uzağında bulunmayan isimler. Onlar, özellikle İran’a savaş açılması sonrasında Türkiye’nin ve onunla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da uluslararası arenada yükselen profilinin güncel siyasete bakan yüzünü önemsiyorlar.

Son bir ankette sorulan “Olası bir savaş durumunda Türkiye’yi kim yönetsin?” sorusuna cevap verenlerin yarıya yakını -%48.1’i- “Erdoğan” demiş…

Anketi yorumlayan Abdülkadir Selvi, ‘Seçimin ucu gözüktü’ başlıklı dünkü yazısında, şu notu da düşüyor: “Özgür Özel diyenlerin oranı %12.5.”

Yarın seçim olsa sandıktan çıkacak sonucu etkileyebilecek bir görüntü bu.

[60 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açan İkinci Dünya Savaşını ve sonrasında yüz yüze gelinen büyük mağlubiyeti Almanya’ya yaşatan Hitler deneyimi, o ülkenin sonraki yol haritasının farklı oluşmasını getirmişti. Önemli bir eyaletinde Pazar günü yapılan seçimde ‘aşırı sağcı’ etiketiyle anılan AfD Partisi’nin sandıktan geleneksel partilerin önünde çıkması dikkat çekici. Tarihi farklı gelişmiş Alman halkı bile zayıf liderlerden bıkmış olmalı ki, güvenlik algısını ön planda tutan bir tercihte bulunmaya başladı.]

Erken seçimde bizde de insanlar, önemli konuları geri plana itip güvenliği önemseyen bir tercihte bulunabilir.

İlk bakışta palyatif görünseler bile, ekonomik sıkıntıları daha az hissettirecek geçici çareler neden bulunamasın? Halen üzerlerinden para ödenmeden geçilen köprüler ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınarak özel kullanıma sunulmak istenmeleri böyle bir arayışa cevap olabilir… Mekke Mutabakatı ile birbirine yaklaşan ülkelerin de bir diğerine yararı dokunabilir…

Ekonomik sıkıntıları, demokrasiye ters düşen uygulamaları, adalet kavramını ön planda tutan muhalefetin söylemi ile aynı terazide tartıldığında, günümüzün savaş ortamında tercihin ne yönde olabileceğini öngörebilmek kolay değil.

CHP-YENİ Parti ayrışması, muhafazakar partilerin geniş kitlelere ulaşabilecekleri bir formül bulamamaları da muhalefetin iktidara ulaşma iddiasını zayıflatıyor.

Günümüzde ülkemiz siyaset alanında ortaya sürülen AK Parti’de ‘post-Erdoğan’ hassasiyetine cevap verecek gelişmeler bekleyen senaryo ile seçim tarihinin erkene alınabileceğine dair senaryo arasındaki çelişki meydanda: İlki, -post-Erdoğan senaryosu- zaman alabilecek bir süreç gerektiriyor da ondan…

Bir de yeni-eski bazı isimlerin, o süreçte bugün bulundukları konumdan cumhurbaşkanı yardımcılığı veya parti genel başkanlığı gibi daha ileri bir mevkiye çıkmalarının etrafta uyandırabileceği yadırgatıcı hisleri de hesaba katmak gerek.

Hiç kuşkum yok, yarım asır boyunca edindiği siyasi deneyim ile partisinin çeyrek asır iktidarda kalmasını sağlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özal-Demirel örneğindeki gibi yanlış adımları atmaktan geri duracaktır.

Toplumda tartışılmaya başlamış, benim de bu yazıda ele aldığım senaryolar sınama amaçlı birer ‘deneme balonu’ bile olabilir.

Yine de konunun bu boyutlarıyla tartışılmaya başlanmasının, ‘kalk borusu’ yerine geçerse, bir bakarsınız, muhalefete hayrı dokunur…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.