Ekonomi neden çok kötü…

Bu makaleyi dinle

00:00
00:00

Çok konuşuyoruz… Acaba konuşmalarımızın içi ne kadar dolu?

Mesela ekonomi kötü diyoruz ama bu kötülüğün mutlak rakamlarını net verebiliyor muyuz? Makro verilere göre zengin ülkeler sınıfına bile girecek kadar muhteşem rakamlar gelirken millet neden ekonomiden çok şikayet ediyor?

İzahı zor bir konu Ama biz yine işi çözmeye kararlıyız.

Biraz rakamı bol bir yazı daha olacak. Evet, konu zor ama çok önemli… Bu rakamları anladığınızda aslında 2018 yılından beri hiç ama hiç büyümediğimizi göreceksiniz. Şikayetlerin neden makro verileri yansıtmadığını gerçek durumun ne olduğunu anlamış olacağız.

Önce dolar bazlı veriler:

2018 yılında 793.527 milyon $ olan GSYH 2025 yılında 1.596.315 milyon $’a çıkıyor. Son 7 yılda dolar bazında %101,2 büyüme gerçekleştirmişiz.

Muhteşem bir büyüme. Adeta cağ atladık.

Ve yine dolar bazında kişi başına gelire bakalım: 2018 yılında 9.748 $ olan kişi başına gelir %90,7 artışla 2025 yılında 18.588 $ seviyesine çıkıyor.

Sanırsınız bu 7 yılda adeta uçtuk.

Hatta orta sınıf bir ülkeden zengin sınıf bir ülkeye geçtik hikayesine inanırsınız.

Hadi buna TL’nin değer kazanması sonucu dolar şişmesi diyelim.

Oysa TÜİK asıl büyüme rakamlarını sabit fiyat (2009 sabit fiyatları) üzerinden açıklıyor.

Gelin sabit fiyat üzerinden de bakalım: 2018 yılında 1 trilyon 771 milyar lira olan GSYH 2025 yılında 2 trilyon 410 milyar liraya yükseliyor. Böylece son 7 yılda gerçek refah artışımızı ifade eden reel büyüme oranımızın %36,1 olduğunu anlıyoruz.

Reel büyümenin kişi başına geliri de 21.755 liradan %29,0 artışla 28.058 liraya çıkıyor. Yani TÜİK diyor ki, son 7 yılda ülkede gerçek anlamda %36,1 büyüdük ama kişi başına refah artışımız %29,0 oldu.

Sadece 7 yılda 1/3 zenginleşme bile tek başına çok büyük başarı. Böyle bir zenginleşmede nerede ise hiç kimsenin ekonomiden şikayet etmemesi gerekir… Ama sokaklar açız, açız diye inliyor. Neden acaba?

Gelin şimdi gerçek hesaba geçelim:

Türk-İŞ verilerine göre 2018 yılında bekar 1 kişinin yıllık yaşam maliyeti 26.169 TL. Ve yine 2018 yılında TÜİK verisine göre Kişi Başına Gelir (KBG) 46.759 TL.

Bu hesaba göre ülke gelirinden yaşam maliyeti çıktığında kişi başına kalan para yaşam maliyetinin %78,7’si kadardır.

Ve 2025 yılı: Bekar 1 kişinin yıllık yaşam maliyeti 406.899 lira iken kişi başına gelir 733.838 liraya geliyor. Bu durumda yaşam maliyeti çıkınca kalan para %80,3 oranına ancak geliyor.

Ya da şöyle ifade edelim: Türk-İŞ verilerine göre ‘Yaşam Maliyeti Endeksi’ üzerinden gidersek son 7 yılda kişi başına refah artışı sadece ve sadece yüzde 0,93 seviyesindedir. Dikkat edin yüzde 1,0 bile refah artmamıştır.

Dolar bazında yüzde 101,2 büyümeyi bırakın reel oranda yüzde 36,1 büyüme bile sadece fiyat şişmesinden gelmektedir.

Ülkemizde gerçek anlamda refah artışı son yedi yılda SIFIR seviyesindedir.

Peki, neden TÜİK reel büyüme açıklıyor? Tek nedeni var: Enflasyon verisini gerçek anlamda açıklamadığı için…

Gelin başka bir açıdan daha refah artışının olmadığını test edelim:

2018 yılında aylık 1.603,12 lira olan asgari ücret yıllık 19.237 lira gelir demektir. Asgari ücretle çalışan 1 kişi yaşam maliyetinin sadece yüzde 73,5’ini karşılayabiliyordu.

2025 yılında 22.104,67 lira olan aylık asgari ücretten yıllık 265.256 lira gelir elde ediliyor. Oysa bekar 1 kişinin yaşam maliyeti için 406.899 lira gerekliydi. Yani artık asgari ücretli yaşam maliyetinin sadece ve sadece yüzde 65,2’sini karşılayabilir duruma düşmüştür.

Yaşam maliyetine göre asgari ücretlinin alım gücü son yedi yılda yüzde 73,5den yüzde 65,2ye gerilemiştir.

Ortalama ücretin yaşam maliyetini karşılama gücü ise 1,47 kattan 1,53 kata yükselerek ılımlı bir alım gücü sağlamıştır. Veya şöyle ifade edelim: Yaşam maliyeti 15,6 kat artarken ortalama ücret 16,3 kat artışla azda olsa reel bir refah artışı sağlamıştır (%4,6).

Hadi bu hesabı bir de emekliler için yapalım:

2018 yılında 1 emekli, dul ve yetimin SGK’dan aldığı ortalama yıllık ücret 19.433 TL. Bekar 1 kişinin yaşam maliyeti ise 26.169 liraydı. Bu durumda 1 emekli, dul ve yetimin yaşam maliyetini karşılama oranı %74,3 seviyesindeydi.

2025 yılında 1 emekli, dul ve yetimin SGK’dan aldığı yıllık ücret 221.881 liraya yükselmiştir. Lakin yaşam maliyeti de yıllık 406.899 liraya çıkıyor. Böylece emekli, dul ve yetim için yıllık gelirin yaşam maliyetini karşılama oranı son yedi yılda %74,3’den %54,5’e gerilemiş oluyor.

Refah artışını bırakın tam bir refah kaybı durumu yaşanıyor.

Bakınız, GSYH hesabına göre bile kişi başına gelir artışı refah artışına hiç yansımıyor. Asgari ücretli bile %73,5 olan yaşam maliyetini karşılama gücünü %65,2’ye düşürürken emeklilerde bu oran %74,3’den %54,5’e geriliyor.

Bir yanda GSYH 1,5 trilyon doları aşıyor, kişi başına gelir ikiye katlanarak 18 bin doların üzerine çıkıyor ve hatta reel anlamda yüzde 36 büyüdük diyoruz ama ülkede refah artışı olmadığı gibi ücretlilerin refah kaybı bile çok büyük hale gelmiştir.

Şimdi size başka açıdan bir hesap daha yapacağım: Emekli, dul ve yetimin yıllık ücreti 2018 yılında kişi başına gelir 9.748 dolarken yaşam maliyetinin yüzde 74,3’ünü karşılıyordu. Şimdi (2025) bu oran yüzde 54,5’e düşerek 302 bin lira olması yerine 222 bin lira olmuştur. Bu durumda emekli, dul ve yetim için kişi başına ülke geliri 9.748 dolardan 18.588 dolara çıkmadığı gibi 7.154 dolara düşmüş demektir. Çünkü aldığı gelir artık bu dolar seviyesine göre eline geçmektedir.

Lafta 18 bin doları geçen kişi başına gelir refah artışı açısından hiçbir anlam ifade etmiyor. Hatta asgari ücretliler ve emekliler için 9.748 dolarlık KB gelir seviyesi daha yüksek bir refah düzeyini ifade ediyordu.

Fakirleştiren büyüme için mükemmel bir örnek. Lafta büyüyoruz ama refahta fakirleşiyoruz.

refah-gostergesi.jpg

YORUMLAR (84)
84 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.