Eski tebessümler kayboldu gitti

En ağırı Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasıydı. Cebren, taammüden, göz göre göre.

Şehir Üniversitesi’ni kapatmak Gelecek Partisi’nin lideri ve eski başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na yapılmış bir kötülük müydü?

Görünürde öyle.

Görünmeyen tarafı var mı?

Var.

Uzaktan bakınca görünmeyen taraflarını görmek için biraz gerilere gitmemiz gerekiyor.

Yakın tarihte mütedeyyin olan ve olmayan, değişik meslek, mezhep ve meşrepteki insanlar tarafından envayı çeşit vakıf kurulmuştur.

Kurucularının dünya görüşlerinden bağımsız olarak hepsinin iyisi, az iyisi, kötüsü, faydalısı faydasızı, lüzumlusu lüzumsuzu vardır.

Bunları birbirleriyle kıyaslamak niyetinde değilim. Yine dünya görüşlerinden bağımsız olarak memlekete değer katan, insanlara iyilik yapan, insanımızın kalitesini yükseltmeye katkıda bulunan bütün kuruluşlara, vakıflar dahil, teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum.

Burada odaklanmak istediğim, AK Parti’nin kurulduğu, mütedeyyin, muhafazakar mahalle.

Bu mahallede de yukarıda saydığım vasıflarla vasıflandırabileceğimiz çok sayıda dernek, cemiyet, vakıf ve saire kuruldu.

Bunlar arasında Bilim ve Sanat Vakfı’nın mümtaz bir yeri vardı.

İlim irfan sahibi faziletli insanlar tarafından kurulmuştu.

Bilhassa üniversite gençliğine, o gençlik içindeki okul müfredatıyla yetinmeyen, daha çok öğrenmek, ilimde, düşüncede ve sanatta derinleşmek isteyen öğrencilere destek oluyorlardı.

Para pul vererek değil. Para, yani burs veriyorlar mıydı? Bilmiyorum.

Alanında ehil bilim ve sanat adamlarının bu genç adamlara ilim ve irfan verecekleri bir ortam oluşturuyorlardı.

Her biri pek kıymetli ders programları, seminerler, konferanslar, okuma ve çalışma grupları, atölyeler.

Bunu yıllarca yaptılar. (Hala da yapmaya devam ediyorlar.)

90’lı yıllardı. İstisnaları kaide dışı bırakarak o yıllarda yolu Bilim ve Sanat Vakfı’na düşenlerin düşmeyenlerden vasıflı olduğunu söyleyebilirim.

Biz basın sektöründeydik.

Bilim ve Sanat Vakfı’nın faaliyetlerini pek haber yapmazdık.

‘İyi saatte olsunlar’dan (28 Şubatçılardan) birinin kulağına gider de vakfa musallat olurlar endişesiyle.

Zamanla bu vakıf üniversite kurabilecek imkanlara ulaştı.

Şimdi bol bol örneklerini gördüğümüz köksüz, tepeden inme, “aha parayı buldum, binayı da buldum, üniversite kuruyorum, gelin” zihniyetiyle işe girişmediler.

Üniversite kurmanın, öğrenmenin ve öğretmenin nasıl bir iş olduğunu biliyordular.

Açılışına gitmiştim.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu açılışta bir aradaydılar.

Üçünün de yüzü gülüyordu.

Şu anda üçünün de yüzü gülmüyor.

Muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan bulunmak istediği mevkide.

Ama onun da kaşları çatık.

Eski tebessümler kayboldu gitti.

Sonra Şehir Üniversitesi’ni kapatmanın bir yolunu buldular.

Üniversitenin borçlarını yapılandırmasına bile müsaade etmediler.

Borç, alacak falan bahaneydi, yok ettiler.

Şehir Üniversitesi’nin kapatılması sadece AK Parti’nin eski genel başkanı ve başbakanı Ahmet Davutoğlu’na yapılmış bir kötülük değildi.

AK Parti’nin kendi doğduğu mahalleye yaptığı büyük bir kötülüktü.

Hiçbir şekilde izah edilemez.

Oldu bitti. Tarihe geçti.

Telafisi yok.

Dün, dört sene önce yaptığı siyasi bir eleştiriyi arşivden çıkarıp Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaretten soruşturma açmışlar.

Bu da mı bir kötülük?

İyilik olmadığı aşikar.

Neden dört yıl sonra sorusu her zaman anlamlı.

Fakat Şehir Üniversitesinin kapatılmasının yanında bunlar ayrıntı sayılır.

***

Dün bir şey daha oldu. Üsküdar Belediye meclis üyelerinden dördü gözaltına alındı.

Diğer üçünü tanımıyorum. Ama Ekrem Baki’yi tanıyorum.

İyi hukukçudur. Tecrübeli siyasetçidir. Hukuki açıdan yanlış yapma ihtimali yok diye düşünüyorum.

AK Parti’den meclis üyesiydi. İki yıl kadar önce CHP’ye geçmişti.

Onun ve diğer dört üyenin gözaltına alınmasının belediye başkan vekili seçimlerinde AK Parti’ye avantaj sağladığı söyleniyor.

Eğer öyleyse AK Parti Üsküdar’ı kazanır.

Hollywood’un adalet temalı filmlerinde bir avukat repliği vardır.

Avukat son bir soru sorar.

Cevabını yeterince manidardır. Avukat heyete döner.

“Başka sorum yok.”

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.