Adalet Bakanını istifa ettiren vatandaş...
Türkiye hukuksuzluk ve denetimsizlik nedeniyle bir yolcu gemisini bile sağ salim yüzdüremezken, İzlanda ekonomisinin kocaman bir bölümünü balıkçılık üstüne kurmuş bir ülke.
İzlanda bizim ülkemizde, NATO Zirvesi’ne katılan 38 yaşındaki kadın başbakanın karşılama töreni karşısındaki şaşkınlığıyla popüler oldu.
Zaten İzlanda tam bir kadınlar
cenneti…
Sadece başbakan değil, devlet başkanı, koalisyon hükümetindeki partilerin liderlerinin tamamı kadın. Piskopos, emniyet müdürü, bölge komiserleri, üst düzey yöneticiler kadın.
Bu sıralar İzlanda başka bir konu nedeniyle de dünya gündeminde:
İzlandalılar Avrupa Birliği üyelik planını ikinci kez ret etti. AB ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılması için yapılan referandumda %52,8 oranında “Hayır” dediler.
Brüksel’e mesafe koyma konusunda kendilerine göre haklı gerekçeleri var.
Refah yönüyle bakarsak İzlanda, kişi başına düşen 98.150 Dolar milli geliri ile dünyadaki en yüksek milli gelire sahip ülkelerden biri ve bu nedenle ekonomik olarak AB’nin fonlarına veya Avro para birimine (Euro) ihtiyaç duymayan bir ülke.
Kişi başına düşen aylık gelir ortalama 6400 Dolar.
Askeri barış ayağında NATO üyesi…
İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ayağında ise Türkiye gibi Avrupa Konseyi üyesi.
İzlanda, Avrupa Birliği üyeliğini kabul etmeyebilir…
Ama İzlanda’da Avrupa Konseyi üyeliği tartışılmaz. Zira Avrupa Konseyi’nin temel amacı insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğüdür.
Bu amacı gerçekleştirmek üzere AİHS üye devletler tarafından imzalanmıştır. AİHS’ne uyulup uyulmadığını denetleyen ve kararları bağlayıcı olan mahkeme AİHM’dir.
Biliyor musunuz 2025 yılında İzlanda aleyhine AİHM yapılan başvuru sayısı nedir? 14…
Peki Türkiye’den yapılan başvuru sayısı nedir? 18.464.
Ayrıcı İzlanda’nın tarihi boyunca, “hukuku ve yargı mekanizmasını muhalifleri susturmak için örtülü gizli amaçlarla” kullanmaktan ötürü aldığı bir tane dahi ihlal kararı yok ama bizim maşallah 6 yıl içinde 5 kez bu utançtan verilen ihlal kararımız var.
Ama İzlanda’nın uluslararası hukuk ve yargı bağımsızlığı literatürüne damga vuran bir AİHM kararı var. O karar aynı zamanda İzlanda Adalet Bakanının da istifasını getirdi.
Adalet Bakanı Andersen, temyiz mahkemesine komisyonun önerdiği yasal listeyi delerek en başarılı bulunan 4 adayı listeden çıkarmış, yerlerine uzmanlık puanı daha düşük olan, kendisine yakın 4 farklı ismi yargıç olarak atamıştı.
Bir İzlanda vatandaşı (Ástráðsson), “kendisini yargılayan hâkimin yasalara uygun atanmadığını, bu yüzden adil yargılanma hakkının çiğnendiğini” belirterek davayı AİHM’e taşıdı…
Ve AİHM, Adalet Bakanı’nın hiçbir objektif gerekçe sunmadan uzman komisyonunun listesini değiştirmesini “hukukun üstünlüğü ilkesine doğrudan bir müdahale” olarak yorumladı. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Karar sonrası Adalet Bakanı görevinden istifa etti.
Siyaset tarafından hukukun üstünlüğüne doğrudan müdahale edildiğini saptayan bir AİHM kararı İzlanda için yetmiş, AİHM’in bu kararı anlaşılan bir tokat gibi çarpmıştı İzlanda’ya. Bu tokat Adalet Bakanının istifasını, ardından da 2022 yılında İzlanda’da AİHM standartlarına tam uyum sağlayan yargısal reformunu getirmişti.
AİHM, bırakın “hukukun üstünlüğüne doğrudan müdahale edildiğini saptamak”, binlerce kez adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve de tam 5 kez Türkiye’nin hukuki ve meşru amaçlarla değil, siyasi muhalefeti susturmak ve çoğulculuğu boğmak amacıyla yargı düzenini kullandığına hükmetti.
AİHM Büyük Daire, Osman Kavala hakkında ihlal karar vereli 10 gün oldu ve karar hala uygulanmadı, Kavala hala özgür değil.
İzlanda’da olduğu gibi ne istifa eden bakan var ne de bağımsız ve tarafsız bir yargı reformu kararlılığı var.
Ne var peki? “AİHS’den çıkmayı düşünmek” tartışması var.
Aradaki muazzam fark kapanır mı?
Kapatabilmek için ne yapmalıyız?
Bu ülkede yaşayan “insanların” da İzlanda’da yaşayan insanlar kadar “insan” olduğunu anlamamız ve “insan haklarının” bizim de hakkımız olduğunu söylememiz gerek.
Ama bunu söylemeyi siyasetçilere bırakmadan önce biz söylemeliyiz.
“Biz de insanız… Bizim haklarımızı verin.”
