Foncular bu cesareti nereden buldu?
Fon skandalı bir büyük vurgun, ihmal ve dolandırıcılık olayı olmanın ötesinde bir ülkenin, bir kamu idaresinin işlerini nasıl yapmaması gerektiğinin pahalı bir örneği olarak da ortada duruyor. O kadar büyük bir skandal ve büyük bir yanlış ki bir yıla yakın süredir herkesin gözü önünde cereyan eden olayın ardından yapılanlar; yani iş işten geçtikten sonra alınan önlemler de kimseyi tatmin etmiyor. İnsanlar doğal olarak, saadet zinciri uzayıp genişlerken, bu kadar açık verildikten ve görmezden gelindikten sonra şimdiki takibin kalitesinden de şüphe duyuyor.
Ülkenin en saygın kamu finans kurumlarının başkanları, müdürleri ve uzmanlarının; yani tepeden aşağıya yüzlerce sorumlunun aylardır kolaylıkla farkedebileceği bir skandalın daha baştan görülmemesi asla izah edilemez. İzah edilemediği için de her türlü şüphe ve hatta komplo teorisinin yolu açık olur. Şimdi olduğu gibi…
Bir devlette, kamu idaresinde işlerin nasıl yapılmaması gerektiğini ilk defa fon skandalında görmüyoruz. Bunu ve böyle şeyleri, kişisel bilgilerin sistemden çalınması rezaletinden bugünlerde bir kez daha ortaya çıkartılan rüşvetle vatandaşlık dağıtan çeteye, yeni ve eski nesil mafya örgütlerinden Yenidoğan faciasına kadar her alanda tecrübe etmiştik. Hepsinde tıpkı fon olayında olduğu gibi kamunun ihmali, denetim eksikliği ve himaye vardır. Bazı insanlar, çıkar ve menfaat alanlarında kamu yöneticilerini de bağlayıp organizasyon kurarak, kamu üzerinden veya kamu imkanlarını kullanarak para kazanma cesaretini gösteriyorlar. Suç örgütü kurup düzenli şekilde suç işlemekte beis görmüyorlar. Bu ağır fiilleri işlemekten çekinmiyorlar, kanunları ise asla umursamıyorlar.
Cesaret, pervasızlık, açgözlülük, hırs ve himaye…
Meselenin en ürkütücü tarafı ise şudur. Böyle vakalar bir ülkede on yılda yirmi yılda bir olur; bizde ise akıl almaz bir sıklıkta yaşanıyor.
Çünkü sadece ahlak, dürüstlük, ortak fayda gibi kavramlar çökmedi aynı zamanda bunların ayakta kalmasının teminatı olan hukukun üstünlüğü ve kanun önünde eşitlik de buharlaştı. Sonuçta, gerçeklik sonrası bir toplum düzenine vardık demir attık. Yapanın yanına kar kalan her şey, kolaylıkla yapılabilir oldu. Hukuk, kanun ya da başkalarının hakkı umursanmıyor çünkü kanuna da kamudaki işleyişe de saygı kalmadı.
Fon skandalı bu yüzden sistemdeki çürümenin yüzeydeki görüntüsüdür. Bu işe karışan adamlar topluma, soygunun ve çeteciliğin herkesin gözü önünde, borsa tablolarında, anlık yayınlanan finansal raporlarda ve ülkenin saygın kurumlarının sözümona denetimi altında yapılabildiğini gösterdiler. Pahalı elbiseler giyerek, pahalı arabalara binerek, pahalı yatlarda tatil yaparak ve pahalı katlarda çalışarak çok önemli insanlarla aynı karede günlerini geçirerek yaptılar bunu. Kimseyi umursamadılar çünkü aklı olan ve adamını bulan herkes zaten öyle yapıyordu; onlar sadece bir adım ileriye gitmişlerdi.
Onları cesaretlendiren, pervasızlaştıran şeyin ne olduğunu artık biliyoruz. Denetim, şeffaflık ve kontrolün olmadığını gördüler, yol açıktı yürüdüler. Yıllardır peş peşe bütün sektörlerde bu kadar skandal ortaya çıktıktan sonra bir yenisi için örgütlenecek cesareti bulmaları bundandır. Ve biz hala sadece paçayı kaptıranları biliyoruz, bir başka alandaki denetimsizlikten istifade ederek yakalanmadan yoluna devam edenleri veya işlerini çoktan bitirip paralarını istifleyenleri değil…
Peki, fon rezaletinden sonra herhangi bir sektörde ya da yine finansta başkalarının böyle işlere tevessül etmeyeceğini, artık çekineceklerini düşünebilir miyiz? Sistemin denetim ve kontrol kapasitesine güvenebilir miyiz, artık himaye bitmiştir diyebilir miyiz? Ne dersiniz?
