Gazi hayatta olsaydı...

Atatürk’ün dünyasında olmayan binlerce on binlerce gelişmenin hayata hükmettiği bir dünyada yaşıyoruz. Bilimden sosyal hayata, hukuktan demokrasiye, teknolojiden jeopolitiğe kadar herşey değişti. Değişti demek yetmez, o tarihten bugüne birçok şey birden fazla kez değişti. İhtiyaçlar, fırsatlar, riskler ve en nihayet insanlığın gelişimi değişimi zaruri kıldı. Yüz yıl öncesine kıyasla hayal edilemeyecek bir dünyada yaşıyoruz. Bütün büyük liderlerin olduğu gibi O’nun fikirleri de prensip ve yöntem olarak bazen referans olacak ama açık ki bugünü 20. Yüzyılın ilk yıllarındaki politikalarla yönetmek imkansızdır. Dönemin siyaset, ekonomi, sosyal hayat, eğitim, kültür, tarih görüşleri dünyada olduğu gibi bizde de artık uygulanamamaktadır. Atatürk, bugün yaşıyor olsaydı kendisi de bazı politikalarını uygulamaz, bazı tercihlerine ısrar etmezdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bahisle ilgili ama daha çok CHP’yi hedef alarak 10 Kasım münasebetiyle şunları söyledi:

Eğer bu ülkede Gazi’nin siyasi, diplomatik, ekonomik, askeri mirasına sahip çıkan birisi varsa o da biziz. Atatürk isminin arkasına sığınanlar, Allah aşkına soruyorum ne yapıyorlar? Maalesef kendi ülkeleri ve milletleri aleyhine hangi faaliyet varsa onun değirmenine su taşıyan, garip olmanın ötesinde çarpık bir Atatürk istismarcısı kesimle karşı karşıyayız. Düşünün, bizi gidip Avrupa’ya şikayet edenler bir şey olur mu? Batı’nın büyükelçilerine bizi şikayet edenlerden bir şey olur mu? Şayet Gazi hayatta olsaydı, bunları o partiden sopayla kovalardı.”

Evet o günkü Atatürk, o günün zihin dünyasındaki Gazi, bugün yaşasa sadece CHP’yi değil bütün partileri sopayla kovalardı. Ama bu anakronik cümle siyasi olarak hiçbir anlam ifade etmez. Yüz yıl, bin yıl, iki bin yıl önce yaşamış her büyük insan, zaman tünelinden geçip bugüne gelirse ve o günkü zihinle bakacak olursa herkesi kovalar. Bunun politik ve sosyolojik kıymeti yoktur… Kıymeti ve anlamı olan şey, dünyanın 20. Yüzyıl ile 21, yüzyılın ilk çeyreğine kadar muazzam şekilde değiştiğidir. Bundan sonra da bu değişimin daha seri, güçlü ve belirleyici olacağıdır. İnsan, bilim, hukuk, demokrasi ve tarih her geçen yıl daha hızlı akmakta, daha hızlı değişmektedir.

O günün dünyasında demokratik değerler geriydi. Bütün temel haklardaki insanlık tecrübesi bugüne kıyasla yetersizdi. Bazı haklar henüz doğmamıştı bile… Doğal olarak toplumların talepleri ve beklentileri de sınırlıydı. Dünya içe kapalıydı ve iki dünya savaşı arısındaki muazzam gerilim yönetimlerin hakla ilişkilerinde son derece belirleyiciydi. Ulus devlet modeline dayalı ulusçuluk en güçlü paradigmaydı. NATO, AB gibi yapılar dahil dünyayı şekillendiren hemen hemen hiçbir örgüt kurulmamıştı. Dünyayla münasebetin belirleyici faktörleri bugünkü kadar çeşitlenmemişti.

Doğal olarak Atatürk’ün yaptığı birçok şey de yıllar içinde birçok kez değişmiştir. Kaçınılmaz olarak değişim devam edecektir. CHP de -biraz geç kalsa bile- bunu yapmaktadır ve gelişmenin tabiatı gereği yapmaya devam edecektir. Bu gerçeği ve ihtiyacı reddedip Atatürk’ü sabit, donuk, durağan bir fikre hapsetmenin anlamı yoktur. Kaldı ki Atatürk de siyasi hayatındaki değişim aşamalarına kayıtsız kalmamış, birçok kez kendi fikirlerini, yaklaşımlarını değiştirmiştir. Aksi takdirde önderlik etmek, değişimi yönetmek ve bilhassa da kurucu lider olmak mümkün olamazdı.

YORUMLAR (79)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
79 Yorum