Back To Top
Hukukun muhakkak korunması gereken otoritesi

Hukukun muhakkak korunması gereken otoritesi

 - Son Güncelleme: 27.12.2018 Perşembe 09:41
- A +

Siyasetin konusu olan her şey; siyaset yapmanın tabiatı gereği ait olduğu sektörün gerçeklerinden uzaklaşmaya mahkumdur. Küçük ya da büyük herhangi bir mesele siyasi tartışma alanına düştüğünde artık konunun gerçekliği değil siyasal güçlerin bilek güreşi başlar. Çoğunlukla da oradan sadra şifa netice çıkmaz…

Mesele, siyaset sınıfının, medyanın, sivil örgütlerin, akademinin ve sokağın müşterek maharetiyle mümkün olan en az konusu siyasal alana taşıyabilmekte… Her problemin ait olduğu yerde ve sınırlarda tartışılıp karara bağlanabilmesini temin edebilmekte…

Elbette, herkesin bilhassa da politikacıların her istediğini konuşup tartışma hakkı vardır. Ama, aynı zamanda buna karşılık bütün branşlarda insanların, uzmanların ve taraf olanların kendi mesleklerini temsil otoritesi de bir haktır. Eğitimci, doktor, yargıç, savcı, tarihçi, sporcu, sanatçı, itfaiyeci ya da sendikacı kendi meselesine cümle tesirlerden bağımsız olarak hakim olma kabiliyetini korumak zorundadır. Bunu bazen siyasetin gücü karşısında, bazen de medyanın baskısını rağmen yapabilmelidir. Sadece demokrasinin değil, kaliteli, güçlü ve nitelikli bir toplumun gereği budur. Kim hangi sektördeyse, o alanın gerektirdiği standartların hakkını vermekle sorumludur.

En başta da hukuk insanları bu sorumluluğu taşımakla mükelleftir.

***

Türkiye, içinden geçtiği süreçler gereği ağır bir hukuk ve yargı gündemiyle yaşıyor. Bir yandan on yılların terör problemi bir yandan da 15 Temmuz darbe girişimiyle hayati tehlikenin ötesine geçen FETÖ yapılanmasıyla mücadele, yargıyı gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. Adli takip ve davaların seyri, benzeri bir başka ülkede görülemeyecek boyutta yoğun bir yargı mesaisini kaçınılmaz kılmıştır. Elbette, hem teröre hem de devlet içindeki yapılanmaya karşı mücadele motivasyonu aynı zamanda siyasal bir faaliyettir. İktidar ve muhalefet, siyasetin her kesiminin bu motivasyonu üretme mecburiyeti de vardır.

Bununla birlikte ülkenin yargı gündemini daha fazla genişletmenin, daha çok alanı takibe almanın, maksadını aşan adli süreçler üretmenin faydası yoktur. Son günlerde gündeme gelen soruşturmalar dahil olmak üzere, bir süredir atılan bütün sansasyonel soruşturma ve yargılama adımları bunu açıkça göstermiştir. Birçoğu devasa boyuttaki davaları bile gölgede bırakacak gündem mesaisine yol açmış ve hukuk sistemimizi tartışma konusu haline getirmiştir. Yargı gündemi zaten yeterince ağır olan ülkede yeni soruşturmalar, yargılamalar, gözaltılar, ifadeler vs. toplamda hukuk devleti prensibine zarar vermekten başka netice doğurmamıştır.

Beraberinde demokratik atmosfer de zedelenmektedir.

Unutmayalım ki ifade özgürlüğü, sıradan ve genel geçer bir kavram değildir. Gerçek ve sınırları çok geniş bir fikir yelpazesinin yaşamasını garanti etmek zorundadır. Zira, herkesin kabul edeceği fikirler zaten ortak koruma altındadır. Dolayısıyla, ifade özgürlüğü ancak sarsıcı ve şaşırtıcı fikirler sözkonusu olduğunda işlerse anlamlıdır. Susturmak değil konuşturmak, yıldırmak değil tartışmak… Ne kadar çok kızdığımız, sinirlendiğimiz ve keyfimizi kaçıran fikre tahammül edersek o kadar çok güven içinde yaşarız. Bu ülkeyi ve herhangi bir ülkeyi sadece fikir zenginliği geliştirir ve güven içinde yaşatır. 

Bu prensibi kaybetmeyelim… Hukuku ve yargıyı sadece siyasetin konusu olmaktan çıkarmakla yetinmeyip, hukuk sektörünün otoritesini sarsacak bütün unsurlardan uzak tutmayı başaralım. Bir demokraside faydası ve gereği tartışılamayacak tek otorite hukuktur…

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kararlı okur 27 Aralık 2018 22:08
Sorun eleştiri değil, sorun algı operasyonları kapsamında bilerek yapılan ve halkta kutuplaşmayı amaçlayan nefret söylemi ve hakaretamiz rezil söylemlerdir. Siz de dahil bütün muhalif basın köpürte köpürte eleştiriyor, görmüyor musunuz?
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 22:35
0
demokrasi dikensiz gül bahçesi değildir. şu anki söylemlere sorun diyorsan abdde yaşasan kafayı yerdin herhalde. ben buraya robert de nironun trump için söylediklerini yazdım. yayınlamadılar.
Salih 27 Aralık 2018 20:52
Diyelim Moğultay tipi bir adam geldi. Bugünkü sistemin yetkilerine sahip oldu. Bir tane yandaş medya sahibi, yazarı, ihale alan, atanmış bürokrat, savcı hakim, müdüre varıncaya kadar, vali, emniyet müdürü, rektör, aklınıza ki gelirse hepsini cümbür cemaat göz altına alır mal varlıklarına tedbir koyar. Gerekirse yakınlarınida alır. Hatta seçimlere gerek yok başkan milletvekilinide, belediye başkanınida atar başkan ölünceye kadar başkan yasasını çıkartır. Bu şekilde bu ülkeyi yönetir. Çok saçma geldi ama olmayacağının garantisi var
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 14:47
Reis' in otoritesi hukuk' un otoritesinden ustundur Turkiye' de...
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 14:47
Her darbe ve ihtilalden sonra bu ülkede hukuk guguk olur.1925/ 1969/ 1971/ 1980/ 1997 / 2016.Önce sebep olanlar( çift taraflı sussun tövbe etsin).En başta kemalist darbeciler, sonra imaj butonunda seribasan fetöcüler.Vicdan muhasebeni yaptıysan.İtiraf et ve konuş.Yoksa otur günahına yan. Darbelerden emin olmayan ülkede hukuk guguk olmaya devam eder.Şimdiki hukuk faciasına şöyle de bakalım.En güvendiğin birileri gece evine baskın yaptı ve öldürdü yaktı.Evdekiler hukuk içinde mi nefsi müdaafada bulunacak.Tam hukuka dönmek uzadı ve ayar kaçtı bi kere.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 10:50
siz karar gazetesi yazarlarını şu andaki çabaları için takdir ediyorum, şu ortamda böyle yazabilmek için neleri göze aldığınızı da tahmin edebiliyorum ama eğer ilk haksızlıkları, ilk hukuksuzlukları, devleti devlet yapan değerlerden uzaklaşmaları ilk gördüğünüz zaman böyle ilkeli durabilseydiniz, davaya zarar vermemek adına bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeseydiniz muhtemelen güzel ülkem daha iyi bir durumda olurdu ve sizin de hala savunabileceğiniz bir davanız olurdu.
karar Okuru 27 Aralık 2018 09:47
Baskanlik referandumunda destek verenler hukuksuzluga onay verdiklerini daha yeni yeni anliyorlar. Son pismanlik fayda etmiyor. Yalvarin artik yalvarabildiginiz kadar.
Takipci 27 Aralık 2018 08:48
Rahmetli T.Ozalin siklikla tekrarladigi bir üçleme vardi: Ifade Ozgurlugu, Inanc Ozgurlugu, Girisim Ozgurlugu. Yeni Turkiyede ucu de agir yarali, maalesef...
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 08:32
Başkan portakal, müsvedde diyor savcı mesaj alındı ve kamu adına dava açıyor.
musto 27 Aralık 2018 02:26
Yargımız çağ atlamış leb demeden leblebiyi anlıyor.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:40
Madem yoğun bir yargı mesaisi var, niye havadan nem kapıp, akşam-sabah insanları yargıya şikayet ediyor da, savcı hafta sonu mesai yapmak zorunda kalıyor? Hem bu yoğunluğun mağduru, mahkeme bekleyen binlerce insan siyasilerin umurunda mı...
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:37
Bir zamanlar Kemalist yargı, sonra Fetullahçı yargı ve şimdi de şeyci yargı var. Ama hiç biri bu kadar açıktan emir almıyordu. 21,5 milyon GBT taraması yapılmış sanırım sadece Istanbul'da. Toplam dava sayısı, tutuklu sayısı, hükümlü ve denetimli serbestlikte olanlar dâhil acaba kaç kişi? Bunlardan kaçı siyasî terör tutuklusu acaba? Mesleği gazeteci, akademisyen, siyasi olanlar kaç kişi acaba? Mustafa Bey size de bir gün müsvedde derler elbet. Oraya doğru gidiyoruz.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:28
Hukuk bitti, bir sonraki rejime bekleriz.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:00
“Bir demokraside faydası ve gereği tartışılamayacak tek otorite hukuktur…“ Nokta.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:20
0
Tamam da bu ulkede ne demokrasi var, ne de hukuk. Mustafa Bey de bu ulkede yasadigina gore bu gercegi biliyordur. Boyle bir cumle yazmasinin ne anlami var?
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:33
0
Bir. Demokrasi değiliz, önceden de değildik ama şimdi hiç değiliz. İki. Önceden hukuk vardı ama adalet yoktu. Şimdi ise hem hukuk yok hem adalet yok. Hukuk otoritesi bitti. Kimse mahkemelere güvenmiyor artık. Mecbur kalmasa millet adliyenin sokağından geçmez.
Birol 27 Aralık 2018 00:28
Güzel bir temenni ancak gerçeklikle örtüşmüyor.Ortam dahada sertleşecek gibi görünüyor.Yine de umudumuzu yitirmeyelim.Her karanlık gecenin bir aydınlık sabahı vardır
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:28
1
Her karanlik gecenin bir aydinlik sabahi vardir...Geceler mecbur sabaha cikar...Nefes bitmeden umut bitmez...Atasozlerimiz cok guzel de gercek hayatta cogu zaman karsiligi yok maalesef. Bu icinde yasadigimiz karanlik omur boyu da surebilir.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:31
0
Bu sabah ne zaman doğacak bilinmez. Bu gazetenin yazarları dâhi kendilerine ne yapıldığını biliyorlar. Ama ellerinden bu kadarı geliyor. Bu ülkede rejim değişti. Türk tipi başkanlık sistemi bu. Birinin dediği olur. Diğerleri ise yanında ya da karşısındadır. Bunun ortası yoktur.
Karar Okuru 27 Aralık 2018 09:14
1
Denge ve denetim mekanizmasinin mumkun oldugu parlamenter sisteme donmekten baska care yok. Baskanlik sistemini denedik ve hayrini gormedik. Olan bu.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 00:28
Milli olmayan kararlari da dahil mi soylediginize?
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 01:29
0
Yok onları zaten hain savcı ve hakimler veriyor. Milli ve yerli olmayanlar kapsam dışı.
KARAR OKURU 27 Aralık 2018 10:45
0
kime göre yerli, neye göre yerli? yerli ve milliyi ölçen mihenk taşı ne? yoksa siz misiniz? sizin düşüncenize uyan yerli ve milli, uymayan hain ve işbirlikçi mi?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN