Back To Top
Acı duymak ruhun fiyakasıdır

Acı duymak ruhun fiyakasıdır

 - Son Güncelleme: 17.08.2019 Cumartesi 10:38
- A +

Hayatımın merkezinde yer alan çok özel ve değerli bir insanın birkaç gün önce WhatsApp’tan gönderdiği kısa bir metinde, “Acı, yaşama coşkusuna gerçek değerini veren bir kontrapunto [noktaya karşı nokta, notaya karşı nota] gibi yer alır yaşamın içinde. Yaşam sadece gerçekten geçici, tehdit altında olduğu için değerlidir” şeklinde çarpıcı bir ifade okudum. Bu ifade David Le Breton’un “Acının Antropolojisi” (çev. İsmail Yerguz, Sel Yayıncılık/Yaşam Kitapları, İstanbul 2010) adlı eserden alıntılanmıştı. Breton’un acıyla ilgili ifadesi bir taraftan İsmet Özel’in “Esenlik Bildirisi” başlıklı şiirindeki, “Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır” dizesini hatırlattı; bir taraftan da “Acının Antropolojisi” isimli esere dair ciddi bir merak uyandırdı. Derken, çok zengin bir dijital kütüphanesi bulunan Abdullah Bulut kardeşime bir mesaj yazıp “Bu esere ulaşma imkânımız var mı?” diye sordum ve birkaç dakika sonra esere ulaştım. Breton’un hem duyusal hem duygusal yönden acının mahiyetini sorguladığı ve bu bağlamda kültür, din, cinsiyet, etnisite ve dinî aidiyet gibi çok farklı açılardan acı olgusunun nasıl kavrandığı meselesini irdelediği “Acının Antropolojisi” adlı eserinin özellikle “Eyub ya da Anlam Arayışı”, “Acı ve Kötülük: Tevrat ve İncil’den Kur’an’a”, “Ahlak Olarak Acı” gibi başlıkları altında yer alan tahliller ve tespitler İsmet Özel’in “Acı duymak ruhun fiyakasıdır” dizesinin adeta şerhi gibiydi.

Hiç kuşkusuz acı insan hayatının en yalın gerçeklerinden biridir. Hatta derin ruhlu insanlar için hayat belki de yoğunlaşmış acılar kümesidir. Aslında hayata anlam kazandırma çabası acıyla başlar ve acıyla sonlanır. Hayat sanki acının farklı bir tasarımıdır. Bu noktada Nietzsche’nin “İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki canlılar arasında yalnız o gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır” sözünü hatırlatmak gerekir. İnsanın çok acı çekmesi hafıza, hatıra ve hatırlamayla ilgilidir. İnsan hatırlar ve çoğu zaman geçmiş tarihinde oluşan hatıra galerisi içinde yaşar. Hatırlayan insanın belleği çoğunlukla acı yüklü bir geçmişte ifadesini bulur. Çünkü insan öncelikli olarak acı olanı hatırlar ve tarihle birlikte yaşayan insan için katıksız mutluluk zordur. İnsanın hep bir geçmiş yükü vardır ve hafıza insanın hayvani mutluluğa erişmesinin önünde duran bir mâniadır.

Breton’un tespitlerine göre acı sıkıntı veren bir durumdur ama aynı zamanda dünyanın/hayatın kaçınılmaz zorluklarına ve acımasızlıklarına karşı çok önemli bir savunma aracıdır… Acı, etkisini ancak kendisine karşı negatif bir yargıyla birlikte hissettirebilir. İnsanın tepkisi bir duruma karşı değil, bu durumla ilgili düşünceye karşıdır… Acı insanı kendisinden koparması ve sınırlarıyla yüz yüze getirmesi anlamında kutsal bir yaradır. Ama kaprisli bir biçimdir bu bağlamda, ad koymanın mümkün olmadığı bir acımasızlıkla yakar. Bununla birlikte acı, ahlaki bir denetim altında tutulduğu ya da aşıldığı takdirde insanın bakışını genişletir, yaşamın bedelini, geçip gitmekte olan anın tadının çıkarılması gerekliliğini hatırlatır. Her şey insanın ona yüklediği anlama bağlıdır. Vurduğunda yaşama zevki diye bir şey bırakmaz; uzaklaştığında ise bu zevki yeniden harekete geçirir. Yaşama coşkusunu hatırlatır. Acı insanı esasa götüren bir “memento mori”dir. Bu Latince özdeyişin Kur’an’daki karşılığı “Her nefis/canlı ölümü tadacaktır” (Ankebut 29/57) mealindeki ayettir.

Tevrat ve İncil geleneğinde hastalık ve acı Âdem ile Havva’nın yılana kanıp iyilik-kötülük ağacının meyvesini yemelerinden sonra ortaya çıkar. İlk başta acıdan habersizdir insan; dünyayla arasında hiçbir kopukluk yoktur. Istırap cennete yabancıdır. İnsan başlangıçtaki birliğini bozarken yeni yaşam biçiminin kırılganlığını tanır. Acı bilincin ortaya çıkışının bir sonucudur. Tanrı’dan kopan insan kendi kaderinden tamamen sorumlu olur. Sembolik bir boyut, yani anlam ve değer ama aynı zamanda ayrılık ve belirsizlik boyutlarını da kazanır. Böylece kötülük insan hayatına girmiş olur. İnsan cennetten sürgün edilmeden önce ne acı ne hastalık ne ölüm vardır. Özellikle Hıristiyan geleneği insanın kendisini bir din kurbanı olarak ya da kendi yaşam biçimi doğrultusunda teslim ettiği acıya büyük önem verir. Pavlus’un mektuplarında acı tercihe dönüşür. İnsanlığa leke getiren bir rezaletten ya da işlenen günahların cezalandırılmasından bir kurtuluş umuduna dönüşür.

Pavlus’un çerçevelediği Hıristiyan gelenekteki “acı” algısı bir tür “dolorizm”dir. Kişiyi ruhsal arınma ve olgunluğa eriştirecek tek yolun acıdan ibaret olduğunu varsayan görüş, hedonizmin (hazcılık) karşıtı olarak dolorizm diye isimlendirilir. Aslında samimi dindar bir Hıristiyan için acı çekmek, sırf sevgiden ibaret bir Tanrı inancıyla birlikte düşünüldüğünde izahı güç bir meseledir. Fakat İslam ve müslümanlar için böyle bir meselenin mevcudiyeti söz konusu değildir. Çünkü İslam acıyı ilâhî plan dâhilinde beşerî varoluşun ve dünyevi hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olarak kabullenir; bununla birlikte dolorizme onay vermesi söz konusu değildir. Bir müslüman nazarıyla hayata bakıldığında acıya katlanmak ve fakat abartmamak gerekir. Acı insan için istenen, arzu edilen ve sözüm ona ruhsal arınma/olgunlaşma adına kendisine davetiye gönderilmesi gereken bir şey değildir; ancak başa geldiği zaman da sızlanıp isyana soyunmak yerine pişme fırsatını kaçırmamak gerekir. Acının can yakıcı olduğu müsellemdir; fakat aynı zamanda da pişirir. İnsandaki hamlık bazen pişmekle giderilir; acı denen şey de insanı iyi pişirir. Bu vesileyle İslam tasavvvuf tarihinde “çile/çihle” ve/veya” erbâîn” (kırk) diye isimlendirilen sıkı perhiz ve mahrumiyet geleneğinin dolorizmle değil, nefsin pişirilip hamlığın giderilmesiyle ilgili olduğunu da not etmek gerekir. Meşhur sûfî Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın “çile-i ma’kûse” (kendisini bağ aşağı vaziyette kuyuya asmak ve bu halde zikir çekip namaz kılmak) diye anılan garip uygulaması istisna kabilindendir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 23 Ağustos 2019 15:46
Spinoza
M.Evci 23 Ağustos 2019 03:24
Yazıyı okurken Of Not Being A Jev'i okur gibi oldum adeta. O'na endirek çok atıf var yazıda. Öyle Esenlik Bildirisi ile açıklanabilecek bir "diaspora"dakika acı değil bu! M.Evci
KARAR OKURU 23 Ağustos 2019 01:37
Hocayı acıları ile başbaşa bırakmalı, azâb ı mukaddesi ile :) tenhâya çekil,çok daha mukaddes olur zannımca...
KARAR OKURU 23 Ağustos 2019 01:32
Kabir ve Cehennem azâbına ne dersiniz? Fiyakalı olur mu ki?
hacı murat 21 Ağustos 2019 23:16
amma da sinemaskop bir yazı. hem de acılı ve renkli.
kemal 21 Ağustos 2019 23:14
ne kadar acılı entel bir yazı kardeşim. biraz hrisiyan biraz yahudi biraz müslüman. israilden aşırdığımız fikirlere biraz da bol bol yandım bol bol aman. ordunun dereleri yukarı bile aksa bilmişliği vermemiş kimselere.
Adıyamanlı mehmet 21 Ağustos 2019 06:04
Namaz namaz namaz, insani insan yapan, anlamlandiran namaz dir, insanın ve hayatın ve acıların vede Özel fiyakali sözlerin başka da bir anlamı yoktur.
KARAR OKURU 20 Ağustos 2019 03:50
SİZİ SEVİYORUZ HOCAM....Yola devam...Acı çeke çeke devam....Fiyakanızdan bu yüzden.
İsimsiz, resimsiz. 19 Ağustos 2019 07:43
Gurbet o kadar acı ki, Ne varsa içinde, Her şeye bana yabancı, Herşey başka biçimde, Ben gurbette değilim, Gurbet benim içimde. Yaşamak yeterince acı. Allah (cc) başka acılar göstermesin ...
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 22:12
yıllarca samsundan adana ya tayinini ,selam verene zulüm diye anlatan kıymetli hocamız -ki dogrudur her haksızlık zulumdür-bu dönemde yaş kuru demeden yaşatılanları,feryad-ı figanları görmeyerek ve hatta savunarak ilmin ,islamın ve müslümanlığının hakkını vermiştir.(!).Böyle olduktan sonra akşama kadar Razi anlatsan ne Zemahşeri desen ne Taberiden örnek versen ne ..yazık
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 07:44
0
En çok görenlerden birisi. Bu konularda fazlasıyla hassas ve duyarlı.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 10:48
Bu kadar yorumda Ahmet Kaya 'nın "Acı çekmek özgürlükse özgürüz işte " şarkısı olmayınca eksiktir.
hasan 18 Ağustos 2019 04:38
Aci ile ilgili yazi olurda n.f k nin cilesi olmaz mi maddi aci mi manevi acimi gercek aci sonsuz olandir o da ahirette aciniz her neyse demekki tasiyabilirsiniz Allah sabir ve dayanma gucu versin bir gazi vardi mayin patlamis elleri ayaklari ve gozleri ni kaybetmis ..........
Türk oğlu ! 17 Ağustos 2019 23:50
Allah kimseye acı çektirmesin. Diyerek kapasak mı konuyu.
Halil 17 Ağustos 2019 20:55
Hocanın geçenlerde bir TV kanalındaki sohbetinde, din alanında yanlış yapanları tenkit ederken dönüp dönüp laikliğe methiye dizmesi, onu faziletli bir rejim diye iştahla sunması beni bir mümin olarak derin acılara gark etti.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 22:28
0
Niçin acılara gark oldunuz, gerçekten anlayamadım. İslam adı konulmuş bir yönetim modeli sundu da Hoca onu mu beğenmemiş yoksa... ilk dört halifenin dördü de ayrı şekillerde iş başına geçmiş, muaviyenin yaptığı iş zaten malum. Osmanlı babadan oğula, suud ortada, iran molla faşizmi... oturun kalkın bence cumhuriyete ve laikliğe şükredin
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 23:06
1
Laikliği anlayamadiysaniz, bu sizin eksiniginiz
Feldefe öğretmenini ve Öztürk hocamı candan kutluyorum.Deist/ şaşkın bir insanın mümin olmasına vesile olduğu için.Resulullah buyurdu;" Biriniz vesilesiyle bir kişinin imana gelmesi; güneşin üzerine doğup battığı her şeyden hayırlıdır." Öztürk hocamın öfkeli söz ve hatalarına müsamaham arttı.Demekki hocamı çetin cevizler daha iyi anlıyor.
KARAR OKURU 19 Ağustos 2019 07:45
0
En kısa sürede alıp okuyacağım. Çok teşekkür ederim.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 16:59
Hocam çok teşekkürler, gerçekten îyi bir yazı olmuş
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 15:49
Bu konuda üst okuma için acizane Miguel D Unamuno; Hayatın Trajik Duygusu adlı kitabını öneririm konunun takipçisi okuyuculara. ALESTA
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 14:25
♥️
Mustafa Hocam, olur da bizi bırakıp giderseniz, veya bir köşeye çekilirseniz oksijensiz kalırız. Sizin gibisini ben daha önce görmedim. Ne kadar bilgi sunarsanız o kadar memnun oluruz. Sizin için çok dua ediyorum. Lütfen yapabiliyorsanız daha fazla video yayınlayın hocam, daha fazla yazı yazın. Saygılarımı sunarım Mustafa Hocam, sizi çok seviyorum.
Zuhal 17 Ağustos 2019 14:04
15 lira verip o kitabı alabilirdiniz :)
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 13:12
1
Merak etmeyin, Hoca o kitabı mutlaka almıştır; çünkü onun dünyadaki tek varlığı kitaplarıdır. bildiğim kadaıryla arabası hariç
4. Kanalınızda tarihselcilik konuşmalarınızda en son "muzice" konusunu işlemiştiniz, bu konuyu devam ettirmeniz mümkün müdür? Denizi yarma meselesi, ateşin serinlik olması gibi durumlara da değinir misiniz? Hocam, sizden istifade edebildiğim kadar istifade etmem gerekiyor. Siz olmasaydınız bu topraklarda ben Müslüman olamazdım. Allah'ın varlığını kabul ediyordum, ateizmi hiçbir zaman benimsememiştim ama sıkı bir deisttim. Şükürler olsun ki sizinle tanıştıktan sonra İslam'ı benimsedim ve yeniden doğmuş gibiyim. Namazlarımı da kılıyorum, Asr suresini de mümkün olduğunca uyguluyorum.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 16:20
0
Hocanın Kıssaların dili kitabını okumadiysanız muhakkak okuyun.Çok farklı açılımlar veriyor..Kafama bir türlü oturtamadığim, icinden çıkamadığım kıssa anlatımlarıyla ilgili beni çok aydınllattı.Allah razi olsun hocamdan.Uzun ömürler versin inş.
Bu fiyakanın da bir anlamı olmalı.Kendinden öte kendinden yukarı kendinden ahir ve ezeli..
Hocam, sizi tanıyınca, sizin videolarınızı ve eserlerinizi izleyip okuyunca gerçek İslam ile tanıştım. Detaylara çok fazla girmeyeceğim fakat şunları da yazmalıyım size: 1. Bir felsefe öğretmeni olarak sizin sosyoloji, felsefe, antropoloji gibi bilimlerden de konuşmanız beni mest ediyor. Sizin gibi bir ilahiyatçı tanımadım. 2. Filozoflardan, özellikle Kierkagaard ve eseri Korku ve Titreme'yi de barındıran uzun bir video veya yazı yayınlar mısınız? Sizin bilginize çok ihtiyacım var. 3. YouTube kanalınızda hata çok video yayınlamanız mümkün müdür?
Hocam, bu topraklarda doğmama rağmen ne yazık ki yanlış İslam tasavvurundan ötürü İslam'ı benimseyememiştim, ta ki sizi tanıyana kadar. Gördüklerim duydukların İslam olamazdı, sonra kafamda bir ton soru işareti vardı ama hangi hocaya danıştıysam, üstelik Kuran'dan da cevap vermiş olsalar da bir türlü sorularımı gideremediler, kendileriyle çelişiyorlardı üstelik, her biri farklı şeyler söylüyordu.
Selamlar Mustafa Hocam, Size birkaç bir şey yazacağım. Karakter sınırlaması olduğu için yazacaklarım buraya yetmeyebilir, hemen ardından tekrar yazacağım. Buradaki yazılanları okuduğunuzu biliyorum. Hocam öncelikle, hemen hemen tüm YouTube videolarınızı izledim, izlemeye devam ediyorum. Tefsirinizi de okuyup bitirdim, kitaplarınızı da okumaya devam ediyorum, Tefsir dışında henüz iki kitabınızı okuyabildim, şu an üçüncüsünü okumaktayım.
Muhtefi. . 17 Ağustos 2019 13:48
Hangi Acı acaba ve Hangi Açıtan yaklaştığını kadar Ruhun fiyakasi olur. Eroinmanda aci cekiyor.Sarhos ta acı çeker veya Bir HİNDU o da acı çekerek Bedeni bi şekle sokuyor. :))))..Sonucunu mutlaka Insanlara Satmak icin..işi gucu bu Aci satmak...Satılık Acı. .Sokaktaki Dilencide Acı satarak Ekmek yiyor.!..Bir fark olmalı sanki. !...
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 13:21
Derin bir konu. Acı normal birine haz verir mi. Acı da haz var mı. Ya da haz vermeyen acı var mı. Haz veren acı mıdır yoksa onun düşünce ile yorumlanması ile meydana gelen birseymidir. Belki de acı ayrı birşey haz ayrı birşeydir. Bir den sonra ikinin gelmesi gibi acı dan sonra haz gelse bile bunlar farklı kavramlar olup insan zihni bunları iliskilendiriyordur.
Melike Demiryürek 17 Ağustos 2019 12:42
Viktor Frankl'ın İnsanın Anlam Arayışı adlı muhteşem kitabını aklıma getirdi bu yazı. Acı çekmeye değer bir adanmışlığın olduğunda anlamı oluyor acının. Onun dediği gibi.
KARAR OKURU 24 Ağustos 2019 23:14
0
Acı , adanmışlık durumunda hafifliyor diyor ,Emil Frank
Hocam yazilarinizi okuyoruz bazen cok uzun oluyor.Konular guzel ama ikiye nolunmezmi
Zehra Âli Yılmaz 17 Ağustos 2019 09:15
Öyle ki yaşamdan zevk alanlar ve yaşamayı sevenler acıyı bir ihtiyaç olarak görür. Onların bu hayatta bir gayeleri vardır. Acı, sinir uçlarını uyarır. Bu uyarılmışlığın en üst makamı eylemdir. Kaleminize, yüreğinize sağlık Mustafa Hocam...
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 09:10
İşin özeti sayın yazar Yüce Allah Kuran’da sizi imtihan edeceğim sabredenleri müjdele diyor. Başka bir ayettede onların diyar diyar gezmesi refah içinde olması seni üzmesin diyor ben onları adım adım cezaya yaklaştırıyorum diyor . Günahkarları zevk ve sefa içinde görünce bunlar aklıma geliyor
ELÇİ 17 Ağustos 2019 09:02
acıyı istememek ama başa geldiğinde de sızlanmadan ona katlanmak hatta bunu pişmek için bir fırsat bilmek, Hocam faydalı olan her ne kadar bu ise de gerçekten zor bir durum. Evet medeniyet kaos ve acıdan beslenir, terakki hep bu sayede olmuştur ancak beden yine de rahat ve rehavet düşkünü. Rabbim hedonist iştahlarımızın altında ezilmediğimiz bir hayat nasip etsin inşallah. Selâm ve dua ile..
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 08:56
Acı duymak ruhun fiyakasıdır Çok güzelmiş.Hocam sizin de yüzünüzün herbir çigisine sinmiş , acılarınız ruhunuzu fiyakalı yapmış.Dünya oyun ve eğlence yeriyse mutlulukları abartmamak gerektiği gibi aciları da çok abartmamak gerek, demişti bir büyüğüm...
cüneyd 17 Ağustos 2019 08:29
Acı duyuyorum,o halde varım.
Hasan 17 Ağustos 2019 06:44
Bu güzel yazıyı okuyunca, dertsizliği dertlerin anası gören Feriduddin Attar ve şu sözleri aklıma geldi: “Aşkta ilk adım serden geçmektir / can vermektir, belayla uzlaşmaktır... Meleklerde aşk olur, dert olmaz / insandan başkasına dert yakışmaz...Bana senin derdin gerek derdin / ama benim çapımda değil, senin çapında...Ey saki! Doldur kadehe hun-i çiğeri / derdin yoksa ödünç al bizden...Küfür kafire, din dindara / derdinin bi zerresi Attar’a... Dert ehlinin hallerini, sözlerini aktarmak yol adamı olmayanları adam, adamları aslan yürekli, aslan yüreklileri ferd ve ferdleri derdin ta kendisi yap
Hasan 17 Ağustos 2019 14:59
0
Tarihçi ve yazar Hüseyin Zerrinkup, Simurg’un Kanat Sesi adlı eserinde Attar’ın derdini şöyle betimler: “Bu bireysel bir dert değildir, cismani de değildir; manevi, insani ve evrensel bir derttir. Alemin bütün parçalarında bu dert vardır ama insan varya insan, zalim ve cahil insan her şeyden daha çok ona mudriktir. Kainatın tüm eczası onun dürtüsüyle kemale doğru hareket eder. Dert, isteme coşkusudur, eksikliği hissetmektir, maksadı görmektir. Onun için dert değil, dermandır, eksikliğin, pişmemişliğin dermanıdır”.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 00:08
Acı yada haz vb tüm hisler, duygular sanatı ilahinin nakışları olsa gerek, madem ki insansın hepsine adaysındır, yazı beni yordu hocam, hakikatin dili basit olsa gerek ...
Spinozacı 16 Ağustos 2019 23:47
Sayın Öztürk. Geçen hafta Spinoza örneği verdiğim için kızdığınız okurunuz olarak, Kuran la ayetle katıksız ilişkilendirdiğiniz bu makaleniz için teşekkürler.
Pianist 17 Ağustos 2019 01:59
2
Kur’an’a ağrı kesici muamelesi yapmayı bırakın artık. Her derde devayı, her soruna çözümü Kur’an’dan referansla ele almak Kur’an’a haksızlık olur en başında. Hocanın her köşe yazısının altına “katıksız” biçimde kırılgan, ajitatif ve saldırgan yorumlar yazmak yerine enerjinizi yazının maksadını anlamaya harcasaydınız bunu anlamakta güçlük çekmezdiniz.
Spinozacı 17 Ağustos 2019 07:19
3
Pianiste ; "Kuran a ağrı kesıci muamelesi yapmak" cümleniz bile entellekçüelci yaklasım içinde oldugunuzu gösteriyor. Oysa sorunumuz zaten felsefi düşünceleri mutlak tespitmiş gibi kabul edip, Kuran ı yetersiz sanmak. Yani bazı tarikatçıların yanmaz kefen satması Kuran ı anlamada neye denk geliyorsa, benzer etki. Sadece farkınız modern ve batı felsefesini şeyh yerine koymanız.
Kul 17 Ağustos 2019 07:30
1
Pianistin yorumu buyurucu tarz. Bırakın artık. Olur sen önceden söyle biz öyle düşünelim. Tumturaklı ve derin düşünme izlenimi verme gayretleri cabası.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN