Eşikleri, tabuları yıkan savaş

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in saldırıları ile başlayan Körfez savaşı dün varılan ateşkes ile şimdilik duruldu. Trump’ın dengesiz mesajları ile sürekli yüreği ağzına gelen dünya için nihayet rahat bir nefes alma şansı doğdu. Ama bunun bir ara durak olduğunu akıldan çıkarmamak gerek. İsrail gibi savaşla ayakta duran bir ülke ve yönetim oldukça işler her an rayından çıkabilir.

Evet daha savaş bitmedi. Nihai mutabakat da oluşmadı. Ancak bugünkü durum sürecin bugüne kadarki gidişatına dair genel bir durum raporu almayı mümkün kılıyor.

Kim kazandı kim kaybetti hesabını yapmak için erken. İlk söylenebilecek olan “İran kaybetmedi. İsrail de ABD de kazanmadı.” İran’da rejim kazandı ama ülkenin geleceğini varılacak mutabakat ve oluşacak yeni sistem belirleyecek. İran düne kadar tüm yaptırımlara rağmen Körfez ülkeleri ile ekonomik ve siyasi bir ilişkiye sahipti. Ayırt etmeden hepsini hedef alan Tahran’la ilişkilerin eskisi gibi olmasını beklemek kolay değil.

Son 40 günlük süreç, Soğuk Savaş sonrasında bir türlü zemin tutmayan, İsrail’in haydut devlet uygulamaları ile de hiçbir nirengi noktası kalmayan uluslararası sistemde önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Bölgesel ve küresel birçok eşik aşıldı, tabular anlamını yitirdi. Körfez Savaşı yeni bir normal üretti. Bundan sonra yaşanacaklar bu yeni normalin üzerine inşa edilecek.

Eşikleri ve tabuları hızlıca sıralamak mümkün.

İran vurulabilir mi? Neta nyahu on yıllardır bunu savunuyordu, bu sefer istediğini yaptı ama hedefe varamadı. Ne rejim değişti ne de göründüğü kadarıyla nükleer kapasite sıfırlandı. İsrail başarılı olamasa da ateşkes sonrasında bile İran’a saldırı daha normal bir algıya sahip. Tabii maliyetini göze almak kaydıyla.

İran gibi büyük bir ülkenin lideri savaşın ilk anında öldürüldü. Dünya savaşlarında ve sonrasındaki ikili savaşlarda bile liderler ancak savaşın sonunda benzer bir sonuçla karşılaşmıştı. Bu sefer üstelik bugün itibarıyla kaybetmeyen tarafın lideri suikasta uğradı.

İran’da Hamaney’in öldürülmesine rağmen rejim de ülke de savunma sistemi de ayakta kaldı. Venezuela sonrası devletlere müdahalede yeni bir eşik aşıldı derken İran konvansiyonel devlet sisteminin çökmediğini, ülkelere darbe ve suikast benzeri müdahalelerin sonuç almaktaki sınırlarını bir kez daha gösterdi.

Hürmüz kapatılabilir mi? İran’a her saldırı ihtimalindeki soru buydu. Hürmüz Boğazı kapatıldı. Artık İran her an bu silahı kullanabilir. ABD ve İsrail İran’a büyük bir silah hediye ettiler.

Hürmüz’ün kapanmasıyla, buna Rusya-Ukrayna savaşını da eklemek gerek, 1973 petrol krizi sonrası olduğu gibi dünyanın enerji tüketim alışkanlığı değişecektir. Bu da savaş bitse bile büyük bir yapısal dönüşüme işaret ediyor.

Barış ve güvenlik adası Körfez ülkeleri vurulabilir mi? Vurulabildiklerini gördük. Körfez ülkelerinin ABD’nin sigorta poliçeleri ile istikrar satın alabilecekleri dönem sona erdi. Katar, BAE başta olmak üzere bu ülkeler Lübnan gibi bir çöküşle karşılaşmayacaklardır. Nihayetinde bölge liderleri yıllardır “gaz ya da petrol bir gün bitecek” üzerinden bir gelecek planlıyorlardı. Ancak güvenlik algısı asla eskisi gibi olmayacak.

Savaş öncesinde yayınlanan uçak gemileri, füze bataryaları, uçak sayılarını içeren, ülkelerin güçlerini mukayese eden grafikler boşa gitti. Dev uçak gemisi ve onun ezici gücü metaforu büyüsünü yitirdi.

Konvansiyonel savaş mantığı Rusya-Ukrayna savaşında büyük oranda dönüşüm geçirmişti. İran savaşı ise tankların savaş sahnesine giriş-çıkışı kadar önemli bir eşiğin geçildiğini gösterdi. Milyon/milyar dolarlık savaş makinaları birkaç bin dolarlık dronlar karşısında etkisiz kaldı.

“Mükemmel füze kalkanı sonsuz koruma sağlar.” kabulü tümüyle yok olmadı ama büyük yara aldı. İsrail istediği gibi saldırıp evinde güvende olma ayrıcalığını kaybetti. Ancak Körfez ülkeleri ve tabii Türkiye de, füze savunma sistemleri olmasa idi daha zor durumda kalırlardı.

1979’da İran Devrimi büyük bir isyanın sesiydi. Uzun yıllar Tahran mazlum ve haklı görüldü. Soğuk Savaş’ın sonu ve Orta Doğu’daki güç boşluğu ile İran mezhepçi gündemiyle istikrarsızlık merkezine dönüştü. Suriye’de yüzbinlerin hayatını kaybetmesindeki sorumluluğu ile oluşan itibar kaybını son savaş bir ölçüde telafi etti. Uluslararası düzenin çöktüğü, İsrail ve ABD’nin kuralsız bir gözü karalıkla ilerlediği bir dönemde Tahran önemli bir direniş gösterdi. İran’ın geçmiş günahları kaybolmadı ama Trump’ın “Bu gece bir medeniyet ölecek” sözlerine Papa’dan başka bir Allah’ın kulunun ses çıkaramaması Ankara dahil herkesin utancı olarak tarihe geçti. İspanya tarihin doğru yerine adını yazdırdı.

En büyük yarayı dokunulmaz İsrail, mağdur Yahudi ulusu algısı ve eğer hala kaldı ise pax Americana aldı. ABD yönetimindeki İsrail ağırlığı son New York Times haberleri ile de ortaya çıkmışken Amerika ve dünyada yükselen tepki ile asıl artçı şokları burada görebiliriz.

Bir eşik de sosyal medyada her şeyden anlama iddiasında aşıldı. Azıcık dil hassasiyeti olan herkesin kulağını kanatacak yapay zekâ çevirileri üzerinden başkalarının emek ve uzmanlıkla ürettiği bilgilerine çökme cüretinde başka seviyeye gelindi. Son bir ayın İran ve bölge uzmanlarının üç vakte kadar çocuk sağlığı, cinayet soruşturmaları, uzay teknolojileri, deprem tektoniği ve aklımıza gel(mey)en her konuda ahkam kesmelerine hazır olmak gerek.

Türkiye’nin son dönemdeki savunma yatırımları ve ilerlemesi çok önemli. Ama son savaşta Adana ve Malatya’yı hedef alan İran füzeleri NATO sistemleri tarafından engellendi. Türkiye’nin böylesi bir bölgede kendi savunma sistemlerine sahip olamaması sebebiyle kamuoyu önünde bir özeleştiri yapmasını beklemek boş hayal. S-400’ün ne kadar büyük hata olduğunu görmek için anlaşılan çok fırsatımız olacak. Umalım ki kapalı kapılar ardında bunun hesabı yapılıyordur.

İnşallah her NATO zirvesinde had bildiren, ayar veren, aile fotoğrafında ABD Başkanının yanağını okşayan Türkiye saçmalığı da sona ermiştir. Bu sefer de “Allah NATO’yu başımızdan eksik etmesin” ucuna savrulmazsak tabii. Makuliyetin zor olduğu bir ülke.

Türkiye bu kadar yakından hissettiği ateş çemberinin dışında kalmayı başardı. Bu başarının maliyeti, taktik/stratejik performans değerlendirmesi, ilkesel tutarlılık hesapları ayrı mesele ama sokaktaki insan açısından Erdoğan güvenlik sunan lider etiketini tahkim etti.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.