Dostluk ve arkadaşlık
Dost ve arkadaş kelimeleri günlük dilde çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da anlam derinliği ve ilişki düzeyi açısından aralarında belirgin farklar vardır.
Arkadaş, ortak bir ortamda bulunan, birlikte vakit geçirilen, aynı amaç veya ilgi alanını paylaşan kişidir.
Dost ise güvene, samimiyete ve karşılıksız bağlılığa dayanan; insanın zor zamanlarında yanında olan yakın kimsedir.
Dostluğu arkadaşlıktan ayıran en temel unsur güven ve sadakattir.
Bir diğer fark duygusal bağlılıktır. Dostlukta bağ derin ve güçlüdür; arkadaşlıkta ise çoğu zaman sınırlıdır.
Arkadaşlık geçici olabilir; dostluk ise zamana ve sınavlara karşı dirençlidir.
Özetle her dost arkadaştır; fakat her arkadaş dost değildir.
En yüce dost
İnanan insanlar için en yüce dost Tanrı’dır. Tanrı dışındaki bütün dostluklar dünya ile sınırlıdır. Âşıklar için ise ölüm, en yüce dost ile buluşma anıdır. Hz. Peygamber’in (sav) Refik-i Âlâ’ya kavuşması, Mevlana’nın dilinde “düğün gecesi”dir.
Yunus Emre ise ölümden sonraki ödüllere değil, doğrudan dostun cemaline taliptir:
Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri,
İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni.
En yüce dost olan Tanrı’nın dostluğuna layık olmanın şartlarından biri de insanlarla ülfet etmektir. Ülfet; insanların birbirine ilgi ve sevgi duymasını, destek olmasını, toplumsal uyum ve birlikteliği güçlendiren kaynaşma hâlini ifade eder.
Resûlullah mümini “başkalarıyla ülfet eden kimse” olarak tanımlamış; ülfet etmeyen kimsede hayır bulunmadığını bildirmiştir (1).
Ramazan ayının bereketinden istifade etmek isteyen inananlar olarak, ülfetin konusu olan dostluk ve arkadaşlık ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmekte fayda vardır.
İyi arkadaşın özellikleri
İmam Gazali kardeşlik (dostluk) seviyesine gelmiş arkadaşlığın sekiz özelliğini şöyle sıralıyor (2):
1.Maddi ihtiyaçların giderilmesi.
2.Hastaların ziyaret edilmesi, bedenen veya zihnen yardımcı olunması, ilişkinin sürdürülmesi.
3. Kusurların dillendirilmemesi, bilmezlikten gelinmesi; sert cevaplardan ve münakaşadan kaçınılması. (İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma gibi durumlar bu kuralın dışındadır.)
4.İyi yönlerin dile getirilmesi.
5.Sürçme ve hataların bağışlanması.
6.Arkadaş için dua edilmesi.
7.Vefalı olunması.
8.Arkadaşa yük olunmaması, külfete sokulmaması. Kendisi yük olmazken arkadaşın verdiği sıkıntılara sabırla katlanılması.
Gazali’nin bu çerçevesine şu hususlar da eklenebilir:
· Dostluk güven, saygı ve açık iletişime dayanır; sır saklamak bu güvenin ayrılmaz parçasıdır.
· Empati kurulmalı, anlayışlı olunmalıdır.
· Hata edildiğinde özür dilemek erdem sayılmalıdır.
Mükemmel dost var mıdır?
Bu noktada şu soruyu sormak gerekir: Mükemmel dost var mıdır?
Kısa cevap: Hayır yoktur.
Çünkü mükemmel insan yoktur. Dostluk insani bir ilişkidir; zaafları, hataları ve kırılganlıkları vardır. Mükemmel dost beklentisi, dostluktan çok kusursuzluk talebidir. Bu talep ilişkiyi sürdürülemez kılar.
Kusursuzluk sadece Yaratan’a ve Yaratan’ın koruması altında olan peygamberlere mahsustur.
Mevlana’nın ifadesiyle:
Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
Hatasız kimse yoktur ama niyeti temiz, sadakati güçlü dost vardır
Dostluk, kusursuzlukta değil; kusura rağmen bağlı kalabilmede anlam kazanır.
İş yaşamında dostluk
Peki, iş yaşamında dostluk kurulabilir mi?
Olabilir; ama nadirdir ve şartlıdır.
İş hayatı doğası gereği çıkar, yetki, performans, rekabet üzerine kuruludur.
Dostluk ise eşitlik, gönüllülük, karşılıksızlık ister.
Bu iki zemin tam örtüşmez.
Şu şartlar sağlandığında dostluk mümkün olabilir:
· İşletmede adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri uygulanıyorsa,
· Roller, yetki ve sorumluluklar netse,
· Karar süreçleri katılımcıysa.
Ancak şu durumlarda dostluk hızla bozulur:
· Dostluk performansın önüne geçtiğinde,
· Eleştirinin yerini suskunluk aldığında,
· Dostluk kayırmacılığa dönüştüğünde.
Bu hâliyle dostluk hem işletmeye zarar verir hem de ilişkiyi tüketen bir yüke dönüşür.
…
Mükemmel dostluk sıfatı sadece Tanrı’ya özgüdür.
İnsanlara özgü iyi dostların sayısı ise oldukça azdır.
Necip Fazıl Kısakürek bu gerçeği şöyle dile getirir:
Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam;
Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam...
Kusursuz dost yoktur; ama kusurlarıyla birlikte sevilmeyi hak eden insanlar vardır.
Tanrı’nın dostluğuna layık olmanın yolu, başkalarında kusur aramak yerine, kusurlarıyla birlikte insanlarla ülfet edebilmekten geçer.
Belki de Ramazan, dost aramaktan çok dost olmaya çalışmanın zamanıdır.
(1)Mustafa Çağrıcı. İslam Ansiklopedisi. Ülfet maddesi.
(2) İmam Gazali. İhya’ul Ulum’id Din. Tercüme: Sıtkı Gülle. Cilt 2. Huzur Yayınevi, İstanbul, 1998. S 261-476.
