Mecnun’un gözüyle bakmak: Perspektif ve empatinin gücü

Mesnevi’de anlatılan meşhur bir hikâye vardır.

Padişah, Mecnun’u huzuruna çağırır ve Leyla’yı görmek ister. Leyla’yı huzura çağırırlar. Padişah Leyla’yı görünce hayretler içinde kalır. Bakar ki, kara kuru, sıradan bir kızcağızdır. Padişah Leyla’ya sorar:

- “Mecnun’u aşkıyla deli divane edip dağlara, çöllere düşüren Leyla sen misin? Hayret, senin öyle fevkalade bir güzelliğin yok. Sıradan bir kadından hiçbir farkın görülmüyor. Hal böyle iken nasıl olur da Mecnun senin için deli divane oluyor?”

Leyla hiç tereddüt etmeden cevap verir:

- “Padişahım susunuz. Çünkü siz Mecnun değilsin. Bendeki güzelliği görebilmeniz için sizde Mecnun’un gözlerinin olması lazım ve bana Mecnun’un gözleriyle bakmanız gerekir.”

Bakmak ve görmek

Padişah’la Leyla’nın diyaloğu, insanın hakikatle ilişkisini anlatan güçlü bir metafordur. Çünkü bakmak ile görmek aynı şey değildir. Bakmak fiziksel bir eylemdir; görmek ise insanın zihninden, kalbinden ve geçmişinden süzülerek oluşur. Aynı şeye bakan iki insanın bambaşka gerçeklikler görmesi, nesnenin değişmesinden değil, gözlerin ve gönüllerin farklı olmasından kaynaklanır.

Bugün bunu en net biçimde sosyal medyada yaşıyoruz. Aynı video, aynı cümle, aynı olay… Bir grup için “ahlaksızlık”, diğeri için “özgürlük”; bir kesim için “tehdit”, başkası için “hak arayışı.” Herkes aynı Leyla’ya bakıyor ama herkes başka bir şey görüyor. Tartışmalar büyüyor, sesler yükseliyor, kimse kimseyi ikna edemiyor. Çünkü kimse karşısındakinin hangi gözle baktığını merak etmiyor.

Bakış filtreleri

İnsanın bakışını şekillendiren şey yalnızca aklı değildir. Yetiştiği aile, inandığı değerler, yaşadığı hayal kırıklıkları, korkuları ve umutları, bakışı görünmez filtrelerden geçirir. Mecnun Leyla’ya aşkın penceresinden bakar; padişah ise mantığın, statünün ve alışkanlıkların. Biri gönül gözüyle görür, diğeri ölçü ve kıyasla.

Modern insanın temel yanılgılarından biri, gerçekliğin dışarıda, nesnel ve değişmez olduğuna inanmasıdır. Oysa çoğu zaman gerçeklik içeride inşa edilir. Aynı binaya bakan bir mimar statik hesapları görürken, bir çocuk pencerelerin adedini sayar. Aynı cümleyi duyan iki insan, biri tehdit, diğeri fırsat algılar. Çünkü insan, çoğu zaman aradığını görür, görmek istediğini seçer.

Bulanık bakış

Çatışmacı, keskin bakışın karşısına daha mütevazı ama daha derin bir kavram koymak gerekiyor: bulanık bakış!

Bulanık bakış, olayları net görememek değil; her şeyi siyah-beyaz kesinliğinde yargılamaktan bilinçli olarak kaçınmaktır. “Ben böyle görüyorum ama başka bir ihtimal olabilir mi?” diye sorabilme cesaretidir. Tasavvufta bu hâle “hayret” denir; felsefede ise kesinlik kibrine karşı bir uyanıklık hâlidir.

Bulanık bakış, zayıflık değil; hikmettir. Çünkü her şeyi fazlasıyla net gördüğünü iddia eden insan, çoğu zaman kendini merkeze koyar. Oysa empati, “onun yerinde olsaydım” demekten ziyade, “onun zihninde ve kalbinde olsaydım ne görürdüm?” sorusunu sorabilmektir. Bu da yargıyı askıya almayı, acele hüküm vermemeyi gerektirir.

Anlamayı denemek

Farklı bakış açıları iki şekilde sonuç verir: Ya çatışma üretir ya da zenginlik. Farklılığı tehdit olarak gören toplumlar kutuplaşır; farklılığı bir imkân olarak görenler ise gelişir.

Bugün yaşadığımız iletişim kopukluğunun temelinde, herkesin kendi Leyla’sını tek gerçek sanması yatıyor.

Belki de yapmamız gereken şey çok basittir: Bir tartışmada hemen cevap vermek yerine birkaç saniye durmak. Karşıdakini dinlerken kendi cümlemizi hazırlamamak. “Bu insan bunu neden böyle görüyor olabilir?” sorusunu alışkanlık hâline getirmek. Haklı çıkmaktan önce anlamayı denemek.

Çünkü dünyayı güzelleştiren şey nesnelerin kendisi değil, onlara yüklediğimiz anlamlardır. Padişahın kibirli bakışından sıyrılıp Mecnun’un gönül aynasına bakabildiğimiz gün, gerçek empatiyle tanışacağız. Dünyaya daha iyi bir gözle baktığımızda daha önce fark etmediğimiz güzellikleri de göreceğiz.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.