“Biz hazırız, Edirne hazır, Türkiye hazır…”

İstanbul’a döndükten sonra şöyle kısa bir süre gözlerimi kapattım ve Edirne ziyaretinden bana kalanları düşündüm. 

Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camisi, Edirne’nin tarih kokan dar sokakları, çarşıları, Meriç nehri, el sanatları, yaprak ciğeri, badem ezmesi, deva-i misk helvası ve Sayın Babacan’ı Edirnelilerin sıcak bir şekilde karşılaması… 

Ah memleketimiz ne de güzel, her yerinde ayrı hikâyeler… 

Bastığımız her toprak parçasından sanki tarih fışkırıyor. Köklerimiz dile geliyor belki de… Her ne kadar birbirimizden farklı olduğumuzu düşünsek de kolektif hafızamız her yerde bizleri buluyor. Hepimizin sahip olduğu tüm zenginlikler bu topraklarda yoğrulmuş belki de… 

Ve ilk sorumuz geliyor; 

Unesco dünya mirası listesinde yer alan ve yıllara meydan okuyan Selimiye Cami’yi incelerken ya da Meriç Nehri’nin yanında gün batımını izlerken derinlere dalmadan nasıl olur? 

Tam da şu an Cahit Sıtkı Tarancı’nın dizelerini hatırlamadan da olmayacağı gibi… 

“Memleket isterim 

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun. Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.  

Memleket isterim  

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun. Kış günü herkesin evi barkı olsun…” 

Ve özellikle belirtmek isterim ki; 

Tüketim alışkanlıklarımızın, çalışma alışkanlıklarımızın, iletişim yöntemlerimizin ve en önemlisi hayata bakışımızın değiştiği, her alanda dengelerin alt üst olduğu ve arka arkaya krizlerin yaşandığı böylesi bir dönemde birlik olmak hepimizin ortak noktasıdır.  

Ve tam da bu yüzden; 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. 

*** 

2019'daki en büyük 100 firma raporuna göre, dünyanın en değerli 10 şirketinden 7'sini dijital teknoloji üzerine yoğunlaşan firmalar oluşturuyor. Bir anlamda teknoloji devleri dünya sahnesinde yerini bir bir alırken, eskinin büyük firmaları da sahneden geri çekiliyor.  

Öte yandan, The Wall Street Journal Gazetesi’nde (28 Ekim tarihli) dünyanın en iyi teknoloji şirketlerinin piyasa değerinin yıllar içindeki değişimini belirten bir haber dikkatimi çekti. 

Haberin detaylarına bakacak olur isek; teknoloji devlerinin yıllar önceki ve şu anki piyasa değerleri gösteriliyor. Örneğin; 

Amazon piyasa değeri: 0,4 milyar dolar (1997) / 1,61 trilyon dolar (2020) 

Apple piyasa değeri: 1,2 milyar dolar (1980) / 1,99 trilyon dolar (2020) 

Alibaba piyasa değeri: 168 milyar dolar (2014) / 832 milyar dolar (2020) 

Bu rakamları özellikle belirtmek istedim. Zira şu an yaşadığımız değişimi en iyi gösteren tablo belki de… Çoğu sektör yerle bir olurken teknoloji devlerinin piyasa değerleri gittikçe katlanıyor. Hatta çoğu ülkenin milli gelirinden daha da fazla...  

Dolayısıyla bizim ülke olarak, bu yarış da yerimizi almamız için Sayın Babacan’ın da son dönemde ve kongrede de vurguladığı üzere; soru soran gençlere, sorgulayan gençlere, girişimcilere ihtiyacımız var.  

Bu noktada, Edirne İl Kongresi sonrasında, Babacan, basın mensupları ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. 

Sohbette Babacan’ın kısaca üzerinde durduğu konular; 

Özellikle gençler ve teknoloji konularında yapılması gereken çok fazla işin olduğunu söyledi. Sonrasında parti programını ve dijital dönüşüm ve teknoloji başlığını detaylı olarak inceledim. Girişimcilik konusu her yerde geçiyor neredeyse… Ve bu noktada dijital dönüşüm ve teknoloji konu başlığındaki aşağıdaki madde ayrıca dikkatimi çekti: 

“Yenilikçi ve sürdürülebilir iş modeli girişimlerini teşvik ederek, dünyada yaklaşık 3 trilyon dolar olan girişimcilik ekonomisi içinde ülkemizin payını arttırmayı hedefliyoruz.” 

Biliyoruz ki, Jeff Bezos ya da Elon Musk gibi girişimciler bulundukları sektörleri alt üst ediyor. Dolayısıyla, parti programında ve Babacan’ın konuşmasında diğer konular ile birlikte özellikle “dijital dönüşüm ve teknoloji” başlığına bu denli önem verilmesi sevindirici bir gelişmedir. 

Ayrıca, Babacan, ilk “unicorn”umuz olan Türk oyun şirketi Peak Games ile gururlandığını ve bu gibi başarılı girişimlerin sayısının daha çok olması gerektiğini belirtti. 

Tabi tüm bu gelişmelerin, ilerlemelerin gerçekleşmesi, aslında hepimizin nefes alması için özgürlüklere, adalete, demokrasiye, sorgulayan gençlere, dürüst ve işinin ehli kadrolara ihtiyacımız var. 

Aslında bu durumu Babacan, kongrede belirttiği şu cümlesiyle çok güzel özetliyor: 

“Eğer siz bir ülkede özgürlükleri askıya alırsanız, insan haklarını askıya alırsanız, adaleti askıya alırsanız, demokrasiyi askıya alırsanız, ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız.” 

Babacan’ın üzerinde durduğu diğer konular arasında; 

Üniversite sayılarından ziyade nitelikli eğitimin çok daha önemli olduğu, 

Önümüzdeki dönemde partinin genel söylemleri ile birlikte daha mikro söylemlere de yer verileceği, 

Ve şu anki ortamda yatırımcılar konusunda ülkemizin cazibesini kaybettiğini, aslında düzgün giden hiçbir şeyin kalmadığını belirtiyor Sayın Babacan… 

Son olarak, tüm bu karamsar tablonun çabuk toparlanabileceğini belirtiyor. Yeter ki ülkeyi ehil ve dürüst kadrolar yönetsin diyor. 

** 

Babacan, şehir merkezinde Edirnelilerin sorunlarını dinlerken, bir anlamda şehrin nabzını tutarken, yanına Roman kadınlarımız geldi ve bir gencimiz bir çırpıda şu sözleri söyledi: 

“Her zaman arkandayız Başkanım. Genceciksin maşallah, yardımcı ol bu millete, var sen kurtar…” 

Bu sözün üzerine, Sayın Babacan’ın kongre konuşmasındaki son cümlesi geldi aklıma doğrusu… 

“Artık Türkiye’nin DEVA’sı var, Edirne’nin DEVA’sı var ve biz hazırız, Edirne hazır, Türkiye hazır.” 

ali-babacan-roman-kadinlar.jpg

 

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum