​​​​​​​Elektrikli otomobil pazarında neler oluyor?

Öyle karışık bir dönemden geçiliyor ki herkes bir şekilde bir adım öne geçme, kendini bu cendereden kurtarma derdinde… Ve fakat tek başına ayrışmak çok da kolay değil sanırım… İttifaklar, iş birlikleri bu noktada çok değerli elbet…

Şöyle bir etrafımıza baktığımızda görüyoruz ki her yerde, her alanda rekabet kızışıyor doğrusu… Hiçbir alan boşluk kabul etmiyor. Hamleler ardı ardına geliyor. Hem de hiç durmaksızın…

Tam da bu süreçte, son dönemde dünyanın en değerli otomobil markası Tesla’daki gelişmeler başımızı döndürdü doğrusu... Her an bir gelişme, her an bir kazanç… Gelişmelerin peşinden koşuyoruz desek yeridir.

Örneğin, 21 Aralık tarihli gazeteler Tesla’yla ilgili şu cümleleri yazdı:

Tesla hisselerinin bu yıl değeri % 731 artarak rekor seviyeye ulaştı ve birikimlerini Tesla markasına yönlendirenlerin cüzdanlarını doldurdu.”

On yıl önce halka açılan Tesla markasının piyasa değeri 659 milyar dolara kadar ulaştı ve Amerika pazarındaki en büyük altıncı şirket oldu. Ayrıca şöyle takvimleri Mayıs 2019’a çevirecek olur isek, Tesla’nın piyasa değerinin o dönemde 32 milyar dolar olduğu görünüyor.

Bu noktada, en son Tesla’nın piyasa değeri ilgili yazdığım yazıyı da hatırlıyorum. Temmuz 2020’deki rakamlar şöyleydi:

Tesla piyasa değeri: 205 milyar $ / Toyota piyasa değeri: 200 milyar $”

Kısa süre içinde ulaşılan bu devasa rakam bir marka için çok büyük bir başarıdır. Öncelikle bulunduğu pazarı altüst ettiği aşikârdır. Ardından gelen diğer markaların açık ara önüne geçmiştir. Aslında pazarı bir anlamda felç etmiştir de denilebilir.

Öte yandan Tesla hisselerini alan yatırımcılar markaya o kadar inanıyor ki…

Örneğin bir yatırımcının şu cümlesi dikkat çekicidir:

"Ne pahasına olursa olsun Tesla'yı satın almanızı tavsiye ederim.” Bu kadar yüksek bir marka bağlılığı… Her markaya nasip olmaz sanırım…

Gelinen bu noktada, pazarın geride kalan markaları eminim şu an kara kara düşünüyordur. Bir an önce yeni teknolojileri yakalama gayreti içine girmişlerdir.

Ama nasıl olacak?

Bu noktada, Nisan 2020’de Volkswagen’in CEO’su Herbert Diess’in şu sözlerini hatırlamadan olmaz sanırım… Diess, özellikle düşen petrol fiyatları, ucuz ikinci el araç bolluğu ve nakit sıkıntısı çeken hükümetlerden elektrik satın almak için daha az teşvik alınabileceği sebebiyle, koronavirüsün elektrikli araçları yavaşlatabileceğini fakat raydan çıkarmayacağını ifade etmişti.

***

Buraya kadar bir marka için olabilecek en mükemmel senaryo… Sanki bir rüya gibi… Gerçek olamayacak kadar büyük tutarlar, büyük rakamlar… Ve rakipler de felç olmuş durumda…

Tam da bu yazıyı hazırlarken Tesla hisseleri Apple'dan gelebilecek potansiyel rekabet haberlerinden sonra aşağıya doğru düşüşe geçti. Apple'ın 2024'ü kendi çığır açan pil teknolojisini içerebilecek bir binek araç üretmeyi hedeflediğini bildirdikten sonra, Tesla hisseleri yaklaşık % 5 oranında değer kaybetti.

Böylesine büyük kazançların sadece bir markanın ya da birkaç markanın tekelinde olması beklenemez elbet… Hatta en son, LG markasının da elektrikli otomobil piyasasına gireceği haberi duyuruldu.

O zaman buyurun cümbüşe... Her alanda rekabet…

Tabii bu rekabetin içinde olmanız için inovasyonda, araştırma geliştirmede başat olmanız gerekiyor. Bir anlamda ne kadar inovasyon o kadar kazanç ya da ne kadar araştırma-geliştirme o kadar rekabette üstünlük denilebilir.

Ayrıca, konuyla bağlantılı olarak şu bilgiyi de belirtmek isterim:

Ön 2019 verilerine göre, Çin'in şu anda toplam Ar-Ge harcamalarında Amerika’yı geçtiği ifade ediliyor.

Nasıl bir yarışın içindeyiz varın siz düşünün!

Son olarak, elektrikli otomobil pazarında rekabetin bu denli kızıştığı bir dönemde yerli otomobil TOGG markasının 2022 yılında pazarda olacağı bilgisini de hatırlatmak isterim. Diliyoruz ki bu rekabette bizim markamız da en kısa sürede yerini alsın.

Bir taraftan da TOGG CEO’su Gürcan Karakaş’ın son dönemde elektrikli araç piyasasında yaşananlar ile ilgili yorumunu merak etmiyor değilim doğrusu…

Keşke şöyle dünya genelinde yaşananları anlattığı bir röportajını izleyebilsek, belki bize TOGG ile ilgili yeni gelişmeleri de anlatır, kim bilir…

Öte yandan, TOGG markasının lansmanıyla birlikte ülke genelinde nasıl bir bayram havası esmişti. Zira hepimiz istiyoruz ki, ülkemizin markaları dünya rekabet yarışında yerini alsın. Savunma sanayisindeki teknoloji geliştirme çalışmalarındaki olumlu gelişmelerin diğer alanlara da sirayet etmesi hepimizi mutlu edecektir doğrusu…

Bu noktada, son dönemde kullanılan kavramlar da değişiklik yapılarak başlanabilir belki…

Örneğin kutuplaşma yerine inovasyon konuşularak ya da güvenlik konusunun merkezde olduğu bugünlerde özellikle stratejik bilgilerin güvenliği için açık kaynak yazılımlar daha çok konuşularak başlanabilir mesela…

Dünya genelinde her alanda rekabette üstün olabileceğimiz alanlar üzerine zihin açıcı, fikirlerin uçuştuğu tartışmalar yapılabilir mesela…

Velhasıl, dönem markaların yenilikçi fikirlerle sürekli kendisini besleyeceği ve marka değerinin öneminin daha da arttığı bir dönemdir.

MARKA DEĞERİ ÜZERİNE

Bu kadar marka ve marka değeri üzerine yorum yapınca kısaca bu kavramları da belirtmek isterim:

Marka ile ilgili literatürde birden fazla tanım yer almaktadır. Bunlardan en yalın tanımı David Ogilvy yapmıştır. David Ogilvy, markayı, tüketicinin ürün konusundaki düşüncesidir şeklinde ifade etmiştir. 1980’li yıllar marka anlayışında bir dönüm noktası olarak belirtilebilir. Bu dönemde, firma yöneticileri, firmanın temel varlığının aslında kendi marka isimlerinin olduğunu fark etti. Tam da bu süreçte marka değeri kavramı tartışılmaya başlandı ve markanın asıl değerinin potansiyel tüketicinin kafasında oluşan değer olduğu ortaya çıktı bir anlamda… Firmalar için önemli olan marka değeri kavramını David Aaker, kısaca, bir varlıklar topluluğu olarak ifade etmiştir.

Bu bağlamda, kaliteli bir ürün ile başlayıp, sonrasında marka imajının ve tüketici zihninde olumlu değerlendirmelerin oluşturulması; markanın tüketiciler nezdinde kolay hatırlanmasının sağlanması ve tüketiciler ile marka arasında özel bir bağın oluşturulması, ayrıca markanın güçlendirilmesi önemlidir. Dolayısıyla, marka değerinin oluşturulması ve yönetilmesi özellikle bu dönemde çok değerlidir.

Tam da marka değeri üzerine yorum yaparken yazıyı şu cümleyle bitirmek isterim:

Optimar araştırma şirketinin yaptığı ankete göre, KARAR, Kasım ayında basılı veya internetten takip edilen haber portalları arasında en fazla okunan 5. gazete oldu.”   

YORUMLAR (14)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
14 Yorum