Back To Top
Başörtüsü, Madımak, Başbağlar!

Başörtüsü, Madımak, Başbağlar!

 - Son Güncelleme: 02.01.2019 Çarşamba 10:33
- A +

Takvimlerden bir yıl daha eksildi, eksilirken keşke dertlerimizde eksilebilse ancak hiç de öyle olmuyor. Maalesef kolay kolay da olacak gibi gözükmüyor. 1950’den beri kör topal ilerleyen demokrasimize rağmen toplumsal kutuplaşmaları mutedil bir noktaya getirebilmiş değiliz. Köylülüğümüz hayata hükmediyor. Hükmettiği ve yeni bir medeniyet tasavvuru üretemediğimiz için de ürettiğimiz her şeyde bir sakillik var.

Bundan en çok etkilenen de inanç dünyamız. Fikrin değil ön yargıların çarpıştığı bir dünya. İnanç derken sadece dini kastetmiyorum, ideolojiler de bunun bir parçası. İslamcılığımız ne denli sakilse Kemalistliğimiz de muhafazakarlığımız da … o denli sakil.

***

Ve dahası sanki bu topraklarda birileri gerçekten çok mutlu yaşamış gibi hepimiz birbirimizin günahları peşindeyiz. Elbette her dönem bir şekilde bir eli yağda bir eli balda yaşamış kesimler var ama halkın genelinin böyle bir durumu yok.

Hangi etnik ya da dini orijinden gelirse gelsin insanlarımız bir zamanlar bir şekilde düzenin darbesini yemiş ve hala da bir şekilde yemeye devam ediyor.

Dedim ya kimse geçmiş günahları unutmuyor. Kimseden de unutmalarını beklemiyorum ancak başkalarının günahlarını unutmadan önce kendi günahlarımızla da yüzleşmemiz gerekmez mi?

Hz. İsa’nın söylediği gibi “ilk taşı içimizde günah işlememiş olan atmalı” değil mi?

Öyle olmalı ama maalesef içimizde öyle sütten çıkmış ak kaşık çok fazla yok. Şahsi duruşları saymazsak hiçbir akımın eli öyle çok da temiz değil.

***

Yine bir seçim yaklaşıyor. Seçimler yaklaşınca sağlıklı bir toplumda ne beklersiniz? Projelerin yarışmasını değil mi? Kimin hangi sorunumuzu hangi yolla çözeceğini bilmek herhalde hakkımız ama bizde işler öyle yürümüyor.

Ne zaman bir seçim sathına girsek anında tribün ağzıyla söylersek “vur, kır, parçala bu maçı kazan!..” havasındayız.

Geçen günlerde bir büyükşehir belediye başkan adayı ile ilgili bir tartışmada muhafazkar-milliyetçi bir dostumuz içinde birikmiş tüm öfkesi ile o aday ve partisi hakkında çok sert eleştirilerde bulundu. İşin üzücü tarafı eleştirilerinin büyük bir kısmı haklıydı ama bu tavırda bir eksiklik vardı.

28 Şubat sürecinde yaşanan başörtüsü mağduriyetini eşi ve başörtülü akrabaları üzerinden şahsileştirirken; bu zulme bir şekilde ortak olmuş ve o gün olduğu gibi bugünde iktidara eklemlenmiş –içinden geldiği- siyasi kanada tek bir eleştirisi dahi yoktu.

Belki yaşı yetmiyordu ama bizler o günleri bizzat içinde yaşadık. Bir zamanlar Ak Partinin en üst kademelerinde görev yapan Sayın Beşir Atalay’ın kurucu rektörlüğünü yaptığı üniversiteyi dağıtmak için ulusalcı-Kemalistlerin yanında milliyetçi-muhafazakar-ülkücü kadrolar da kullanılmıştı. Pek çok Üniversitede başörtülü kızları derslerinden ilk kovanların kimler olduğunu herkes biliyor. Kemalist hocalardan bile daha Kemalist takılanlar vardı.

Gazi Ünv. Sosyal Bilimler Enstitüsünde girdiğimiz Osmanlıca dersinde aynı zamanda bölüm başkanlığı yapan milliyetçi-muhafazakar hocamız başörtülü arkadaşlarımızı sinkaflı küfürlerle aşağılayıp dersten çıkmalarını isterken koca sınıfta tek bir milliyetçi-muhafazakâr öğrenci ses çıkaramamıştı. O kız arkadaşlarımın sessiz gözyaşları herhalde bir tek beni üzdüğü için olaya müdahil olup “Hocam arkadaşlarıma hakaret edemezsiniz. Derse bu şekilde girmelerini istemiyorsanız bunu daha düzgün bir yolla da söyleyebilirsiniz?” dediğimde; devlet mevlet diye bir sürü şey sayıklamış, devletin emri karşısında boynunun kıldan ince olduğunu ifade etmişti.

Okullarda çalışan başörtülü öğretmenlere başörtüsü yasağı getirildiğinde de okul kapı önlerine ilk eşi başörtülü müdürler çıkmıştı.

Bugüne kadar bunlardan hesap sorulduğunu hiç duydunuz mu?

Kemalistlere kızarken kendi mahallemizi es geçmemiz ne kadar kolay değil mi? Bütün günahları yıkacak bir yerimiz var ama ne hikmetse bu zulmü içerden azdıranlara karşı tek bir sesimiz yok.

***

Sivas dedi mi Başbağlar diye kıyamet koparan ve acıları yarıştıranlarımız var ama.

Sollingen faciasını anmak için koşa koşa Almanya’ya giden siyasilerimiz ne hikmetse hala Madımak dendi mi lal oluyor.

Maraş, Çorum vb. katliamlar ne vakit anılmak istense en önde valilerimiz yüksek hassasiyet göstererek koşarak anma toplantılarına katılıyor?!..

Sonra da bu ülke niye bu kadar bölünmüş diye kendi kendimize kahve muhabbeti çeviriyoruz.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Tıgrısi Butum 06 Ocak 2019 13:52
Sayın Kaluç! Lütfen misyonerlik faaliyetlerine girmeyelim!!
En hastalıklı görüş milliyetçi muhafazakarlık.Kibirli olduğundan aynaya bakmaz.Çıkarcı mı çıkarcı.Devlet işaret etti mi ilkin o fırlar. Devlet işaret etti mi ilkin o tırsıp yelkeni indirir.O aslında çıkarcı ve hayalindeki devlete tapar.
ALİ KIZILYEL 02 Ocak 2019 14:02
çok vijdanlı ahlaklı bir yazı biz niye böyle olduk ne siyaseti yapabildik ne dini öğretiyi verebildik dini yobaz cahil softalara siyaseti hırsız çakal senin adamın benim adamım kollamaSI YAPAN KİFAYETSİZ MUHTERİSLERE BIRAKTIK A PARTİSİ B PARTİSİ BÜROKRATI HEP AYNI ÇIKARLARI OLDUĞUNDA NASIL HEMEN TEK VÜCUT OLANLAR
Ben 02 Ocak 2019 12:07
Sondaki listeye Roboski katliamı ve Gezi olaylarında ölen insanlarımıza karşı duyarsızlığı da ekleyebiliriz. Yani öldürülenler 'biz'den olmayınca ölsün gitsinler umrumuzda olmuyor, muhafazakar kesim olarak... Benciliz hem de herkesin gözüne soka soka... Sevin sevmeyin, her insanın yaşama hakkını ve özgürlüğünü savunamıyorsanız kendinize 'ahlaklıyım' demeyin.
KARAR OKURU 02 Ocak 2019 11:56
Bu ülkede tek mağdur , en mağdur , birinci mağdur, her mağdur, sadece ve sadece mağdur, yalnız siyasal islamcılardır. Allah'ın izniyle burada da birinciliği kimseye bırakmazlar ......
KARAR OKURU 02 Ocak 2019 09:48
Dünün mağdurları bu gün ne yapıyor, bakmak lazım. Toplum mühendisliği dahiyane yürütülüyor Sistem her kesimi mağdur etmiştir.
KARAR OKURU 02 Ocak 2019 09:44
Müthiş bir yazı. Tebrikler sayın yazar.
KARAR OKURU 02 Ocak 2019 06:09
türban bugün serbest oldu da ne oldu ., cemaatler hortladı da ne oldu ., dincilik ve din istismarı çoğaldı da ne oldu.. fetö oldu , kutuplaşma oldu .. bugün bekâ sorunu var oldu.. türbanın yasak olduğu dönemlerde bugünkü gibi iç savaş lafları bu kadar çok kulanılıyor muydu ? nereden nereye geldik .. inşallah daha kötü günleri görmeyiz..
Nurettin 02 Ocak 2019 04:45
Sadece üniversiteler değil, biz başörtüsünü her alanda da kaldıracağız denmedi.Şayet böyle söylense idi daha dürüstçe hareket edilmiş olurdu.Mesele ilkokulda,ya da kadın hakim ve savcılarında, kadın asker ve polislerinde yapılacak düzenlemelerle başlarını örtebilecekleri söylenebilirdi. Sadece başörtüsü üniversite kaldırılacak deyip sonra bütün alana yaymak bu tür konularda hep gizli bir ajandaları var kuşkusuna yol açıyor..
Karar Okuru 02 Ocak 2019 02:00
Turkiye'nin bir tek problemi var. Demokrasi islese geri kalan problemler kendiliginden cozume yonelir. Onun icin de parlamenter sisteme donup buyuk millet meclisinin islevini geri kazandirmak gerekir.
KARAR OKURU 02 Ocak 2019 00:39
Aynen dediğiniz gibiydi, Kemalistlerden bile daha çok Kemalist takılanlar vardı, her devrin kazananları. Başörtüsü sorununun yaşanmadığı tek üniversite olan Boğaziçi'ni de bir devletlimiz yeterince milli olmadığı gerekçesiyle hedef tahtasına oturttu. Bizim fani aklımız bu çelişkiyi anlamakta zorlandı tabii.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN