Deprem, konut ve kira fiyatları asgari ücret...

Zaman zaman ülkemizde alevlenen asgari ücret tartışmalarında sık sık “Avrupa’da kiralar kaç Euro biliyor musunuz?” diye sesini yükseltenler olur ama bu ses yükseltenler Avrupa’nın pek çok ülkesinde hükümetlerin kira yardımı yaptığından ise bahsetmez. Tabi Avrupalının eve bakış açısı ile bizim eve bakış açımızda ciddi farklar var.

Bizde ev sahibi olmak bir başarı göstergesi iken Batı’da böyle bir bakış açısı yok. İstediğiniz kadar başarılı olun, paranız olsun kendinize ait bir eviniz yoksa eş, dost akraba sizi başarısız görür.

***

Ak Parti ve Erdoğan ülkeyi ekonomik göstergeler bakımından bugün ilginç bir yere getirdi. Biraz abartı olacak ama Başkanlık sistemi bizi kira ve yaşanan fakirlik seviyesi ile 2000’li yılların başına benzer bir konuma döndürdü.

Depremin yaralarının sarılması için düzenlenen ortak yayında havada uçuşan paralar çok açık bir şekilde toplumdaki gelir dağılımının uçuruma dönüştüğünü ve orta sınıfın yok olduğunu hepimize gösterdi.
Acun Ilıcalı’nın “rakamı yuvarlayalım”dan kastının rakamla 50.000.000, yazı ile elli milyon olduğu bir dünyanın yanında kumbarasında zar zor biriktirdiği 150-200 TL’sini bağışlayan çocuklar ve 50 TL’lik mesaj atabilen yurdum insanı vardı karşımızda.

Kürsüyü işgal eden ama imam olmayan bir vatandaşımız bazı bağışçıları beğenmediği için “500 bin ne ki, ben çaaat diye 500 bin koyarım” diyerek heyheylenirken cemaat içindekilerin çoğunun ‘Bu 500 bin için kaç yıl çalışmak lazım” diye düşündüklerine eminim.

Beni bağışlasın bir dostum, yakın bir zamanda ayrıldığı şirketten aldığı tazminatı duyunca yaşadığım şaşkınlığı “bizim işte bu çok az bir rakam” diyerek teskin etmiş, ben de “vallahi o rakamı kazanabilmek için benim en az 5 yıl çalışmam gerek” demiştim.

Allah herkese bol ve hayırlı kazanç nasip etsin…

Biz asıl mevzuya dönelim, ekonomik kriz ile tavan yapan ve yaşadığımız deprem ile daha da büyük soruna dönüşen kira fiyatlarını dengeleyecek bir politika nasıl üretebiliriz onun üzerine düşünmek gerekiyor. Pek çok ilde kiralar 10 bin ile 35-40 bin arasında salınıyor. İnsanlar nasıl ev tutacak? 25-30 bin kira verebilen insanların kazancı da muhtemelen ona göredir. Ancak, buradaki sorun çalışan nüfusumuzun %50’sinden fazlasının asgari ücrete talim etmesi.

Karı koca çalışsa 20 bin bandını mesai ile zor geçecek insanlar 10 bin ve üzeri kiraları nasıl

ÖDEYECEK?

Bunun çözümü için birkaç yol var. Ve belki de deprem felaketi bize bu yolda fikirler verebilir. Öyle kiralara sınır koymakla çözüm olmaz.

Önce en kolaydan başlayacağım. Deprem bölgelerinde başlatılacak olan konut projelerinde, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde yeni bir politika izlemesi gerektiği fikrindeyim. Evleri yıkılan depremzedelere ev yapmak dışında kiracıları da düşünecek bir ara yol bulunmalı. Liberal değerleri savunan biri olmama rağmen Türkiye şartlarında sosyal demokrat bir orta yol bulmamız gerekiyor. Hemen her şehirde devlet eli ile yapılacak konut projeleri içinde mülkiyeti devlette olacak konut havuzları ( geçmişteki lojmanlar benzeri) oluşturulmalı ve bu konutlar şehirlere dışarıdan gelecek kamu personeli başta olmak üzere, belli kriterlere uyan kimselere uygun fiyatlarla kiralanmalıdır.

Bugün İstanbul gibi pek çok büyük şehirde karı-koca memur-öğretmen ya da yüksek seviyede geliri olmayan insanların evleri yoksa kazandıkları ile rahat geçinebilmeleri mümkün değil. Büyük küçük fark etmeksizin pek çok şehrimizde de kiralardaki fahiş artışlara tayin yolu ile gelen öğretmen, polis, asker ve memurlar sebep olmaktadır.

Kamu çalışanlarına ayrıcalık gibi görünecek lojmanlar aslında genelin daha uygun şartlarda hem kiralık konut bulmalarını sağlayacak hem de konut fiyatlarını makul bir seviyeye çekerek ev sahibi olmayı da kolaylaştıracaktır. Lojmanları beğenmeyenler ve daha lüks konutlarda oturmak isteyenler de bütçelerine göre istedikleri yerlerde daha rahat oturabileceklerdir.

***

İkinci ve can alıcı nokta ise, ülkenin geleceğine talip olan partilerin Türkiye’nin geleceği için çok acil ve hızlı bir şekilde Marmara bölgesine yığılan sanayi alt yapımızı Anadolu’nun kurak, çorak ve dağlık ama ulaşım alt yapısı olan yerlere ekolojik düzeni bozmayacak şekilde parça parça taşıyacak bir plan-proje hazırlamaları. Beklenen Marmara depreminin yaratacağı yıkımın altından kalkabilmek ve milyonlarca insanımızı depremin olası sonuçlarından korumanın tek yolu bu gözüküyor.

Beraberinde de geçmişte iptal ettirilerek büyük hata yapılan bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesi gerekiyor. Asgari ücret kiraların çok düşük olduğu, işe yürüyerek dahi gidilebilen yerlerle kiraların maaşlarla yarıştığı, işe gidebilmek için saatler önce yola çıkılmak zorunda kalınan büyük şehirlerle aynı olmamalı.

Hal böyle iken takdir Allah’tan, tedbir bizden diyerek önlem almak zorundayız. Kader diyerek yola devam etmek bile bile aynı çukura tekrar düşmek anlamına gelecektir.

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum