Back To Top
Sayın Ziya Selçuk’a açık çağrı

Sayın Ziya Selçuk’a açık çağrı

- A +

Reform süreçlerinin sancılı olması kadar doğal bir şey yoktur. Hele memnun edilmesi, ikna edilmesi gereken çok sayıda aktör olduğunda işiniz daha zor. Türkiye, son 40 yılda eğitim konusunda sayısız reform girişimine sahne oldu. Her reform paketi büyük ümitlerle açıldı ama bugün hepsi ürettikleri sorunlarla hatırlanıyor. Önümüzde devasa bir kitle var ve herkes bir mucize(?) beklentisi içinde. 

Aslında kimsenin mucize beklediği ve eğitimi çok da dert ettiği yok. 

Biraz sert olacak ama herkes kendi çocuğunu kurtarma gayreti içinde. Geçmişten bugüne ülkenin orta ve üst sınıflarının çocukları zaten hayata 5-0 önde başlıyor. Çeşitli vesilelerle katıldığım birkaç toplantıdaki ilginç bir noktayı paylaşmak istiyorum. Eğitim konusunu çok ciddi bir mesele olarak gören, eğitim sistemimizi yeterince milli ve çağdaş görmeyen katılımcı büyüklerimin hemen hemen tamamına yakınının çocukları çok iyi okullarda okuyordu. Dahası Ak Parti ile birlikte zenginleşen muhafazakar burjuvazi de bu sisteme dahil olmuş durumda. 

Dolayısıyla alt sınıfların çocukları kimsenin yeterince umurunda değil. Sanıyorlar ki her yerde iyi kötü bir kalite var. 

Şimdi bu hal içinde eğitimin ana sorunları gündeme gelebilir mi? 

Sayın Ziya Selçuk bir ara gündeme getirmişti; halbuki ben ve Özgür Eğitim-Sen çok uzun zamandır zorunlu eğitimin neden 12 yıl olduğunu sorguluyor. 12 yıl zorunlu eğitim, kime zarar kime kar artık bu ciddi şekilde tartışılmalı. Defalarca yazdım, siz bir çocuğu 6-7 yaşından 18-19 yaşına kadar okul denen ideolojik mekanizmanın içine tıkarsanız ürünlerin çoğu zayi olacaktır. Mesleki yönlendirme yapamayan bir sistemden ne fayda umuyoruz ki? 

Bakan yeni reformu açıkladı ve güzel şeyler de söyledi. Öğrenci lehine gibi gözüken birçok düzenleme var. En azından yıllardır söylediğimiz 15-16 farklı ders teröründen çocuklar kurutulacak gibi ve bu bile bir kazanım. 

Ama, koca bir aması var bu işin. Ders sayısı azalsa bile daha önemli bir sorun var. Eğitim felsefemizdeki en sakat noktalardan birine dokunulup dokunulmayacağı belli değil. Belki bir yıllık bu hazırlık döneminde bu nokta da dikkate alınır, nitekim sayın bakan da bu konuya geçenlerde değindi. 

Nedir bu nokta? Bazıları kızacak ama direkt mevzuya gireyim; bu müfredatın uygulanmasında baraj olacak mı yoksa eski tas eski hamam yine çocuklar yalandan sınıf atlayacaklar mı? 

Net soruyorum, ÖĞRENCİ HİÇ BİR ŞEY YAPMASA BİLE LİSEYİ BİTİREBİLECEK Mİ? 

Çünkü şimdiki not sisteminde bir çocuk elini kolunu sallaya sallaya 12 yılı bitirebiliyor. 

Bu soruya cevabımız “EVET”se geçmiş olsun. Değil İzlanda’dan isterseniz Japonya’dan en iyi hocaları getirin yine hiç bir şey değişmez. 

*** 

Bir devlet için her yıl iyi eğitim almış 30-40 bin kişilik bir beşeri sermaye yeterlidir, gerisi zaten hamallık işler için gerekli. Hamallık iş diyorum ama mevcut sistem tam da burada çuvallıyor. Çocuklarımız hamallık iş dahi yapamaz hale getiriliyor. 

Bir de bir portfolyo muhabbeti var. Çocuğun tüm etkinlikleri kayda geçecek. Peki, sonra ne olacak? Sanırım, üniversite yerleştirmelerinde bu dosyalardan da bir nebze faydalanılacak. İyi de MEB’in okullarında bu iş nasıl yürür? 

Söyleyeyim size, performans ve proje değerlendirmeleri nasılsa öyle. Yani, veli baskısı ile olmayan etkinlikler ile bu dosyalar şişer. 

Dahası bir eğitim sistemi, öğretmene saygınlık kazandırmadan işle(ye)mez. Öğretmene saygınlık nasıl kazandırılacak? O da çok zor. Öğretmenin hiçbir önemli aşamada karar mercii olamadığı bir sistemde bu zaten mümkün değil. Öncelikle öğretmenlere biçilen bakıcılık (!) rolünden vazgeçilmesi gerekiyor. 

İş dönüp dolaşıp yönlendirmeye geliyor. Evet, öğretmenler de yönlendirmelerinde yanılabilirler ama bu oranın çok çok yukarılarda olacağını sanmıyorum. Bütün çocukları kaybetmektense en az zarara razı olmalıyız. 

Her çocuk akademik eğitim alacak diye bir kaide yok, temel yeterliliğe sahip olamayan öğrencileri illa sistem içinde tutma hastalığından vazgeçmeliyiz. 

Yeni sistem için ya 8. sınıf ya da 9. sınıf baraj olarak belirlenmeli. Yoksa her şey yine boşa gider. Sonra da üniversitelere el atmalıyız. Yüzlerce üniversite olmaz. Adam gibi 15-20 tane ihtisas üniversitesi belirleyip gerisini ara eleman yetiştiren mesleki okullara dönüştürmeliyiz. Ve üniversite dediğiniz de taşrada olmaz. 

Yazılacak şey çok ama şimdilik bu kadarı yeter. 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
sistem.kotu 04 Haziran 2019 13:37
urfa da görev yaparken Kaç kişinin takdir teşekkür alacağına karar verirdik. notları sisirmekten bir hal olurduk.
KARAR OKURU 02 Haziran 2019 00:55
Veli baskısına dikkat çekmişsiniz. Afyonda merkezi bir ortaokulda çalışıyorum. İdareciler ve öğretmenler aman kimseyle yüz göz olmayalım, çocukların bütün notları 100 olsun diye azami gayret gösteriyoruz. Hatta milli eğitim müdürlüğü dahi düşük notlara müdahil olabiliyor. Söylediğiniz gibi öğretmenler bakıcı olmaktan çıkarılmalı.
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 18:33
Eğitimle ilgili, kısa öz biraz da eksikli ama makul ve mantıklı bir yazı. Eğitim konusu hiç de çetrefilli değil, bu kadar basit. Ama gerçeği görmek istemeyen görmüyor.
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 18:13
Bu acik mektuptan Sn. Ziya Selcuk un alabilecegi ne var acaba ?
Aykut Gürbüz 29 Mayıs 2019 15:40
Teşekkürler hocam gayet güzel yazmışsınız.İnşaallah dikkate alırlar
önder torunoğlu 29 Mayıs 2019 14:13
öğretmene güven saygı ve yetki … gel git 12 yıl okuma yazma dahi öğrenmeden mezun ol,üniversite kapısına dayan,gir bir yere ordanda mezin ol,sonra lahmacun dükkanı aç,onu bile çalıştıracak kapasite yok,sonra iş ara ne olursa yaparım,de … bir masa hayal et...Bakanlık aklını başına almalı, elemeli sistem gelmeli,(sınıfta kalma) bu gelmeden kaliteyi artıramazsın.Tünelin bir ucundan girip öbür ucundan çıkan.... eğitilmiş insanlar,öylemi. 18 yaşında hiç bir işe yaramayan zavallı gençlik.
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 12:54
çok doğru tespitler.
"Çocuğa nasıl düşüneceğini değil,ne düşüneceğini öğretiyoruz." Bu cümle Hintli bilge Krısnamurti'nin," Eğitim ve Yaşamın anlamı" adlı kitabından...Her dönemde bu yapılmış ve kalite diye bir durum da maalesef ortaya çıkmamıştır.Bu gerçekle "yüzleşmeden " yol almamız mümkün değildir.Kaldı ki ben de bu "sistemin" içinde 60 yıla yakın bulundum.
.......... 29 Mayıs 2019 12:39
Sayın yazar okulların açık cezaevleri gibi gençleri sokaktan uzak tutacak mekanlar olarak görülmesi de diğer bir sorun değil mi? Günde 8 saat, haftada 40 saat ders ne kadar biyolojik gerçekliğe uygun?..kaldı ki meslek liselerinde günlük 9 -10 saat ders var.gecici ve suni reformlarla eğitim yine bir sorun olmaktan öteye gidemeyecek gibi görünüyor..
Habib 29 Mayıs 2019 12:31
Gençler kobay olarak kullanılarak, deneme yanılma metoduyla sistem iyileştirilmelidir. Sınavlarını geçemeyenler, ödevlerini yapamayanlar sınır dışı edilmelidir!!!
Thales 29 Mayıs 2019 12:04
Eğitimin işi devlete insan yetiştirmek değildir. Kişinin kendini gerçekleştirmesi için ortam yaratmaktır. Önce bu 1930lardan kalma kemalist zihniyetten kurtulmak gerekli. Eğitimde özne öğrencidir, devlet değil. Devletin ihtiyacı değil, öğrencinin ihtiyacı dikkate alınmalıdır. (Devletin ihtiyacına kim neye göre karar verecek? Çok eski ve yanlış bu yaklaşımlar)
Thales 29 Mayıs 2019 15:16
0
Öte yandan zorunlu eğitimin 8 yıla inmesi grektiğine katılıyorum. 8 yıldan sonra devam edip etmemeye öğrenci ve veliler karar vermeli. Devlet üniversitesi sayısı da 20 ye değil 7ye inmeli. Her birine 500 milyon dolar civarı bütçe verilmeli.
külyutmaz 29 Mayıs 2019 10:56
Sayın Kaluç. Her bir başlığı ayrı yazılarda ve düzenli ele alsanız daha iyi olur.Slogan çöplüğüne bir slogan daha eklemek yerine belki daha tutarlı bir bütün oluşturmuş olursunuz.Sonuçta bu işe kafa yormuş liberal fikirli insanlar ancak ısrar, inat ve tutarlılıkla fikirlerini yayabilirler.
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 10:05
Ağzına yureginize kaleminize sağlık. Ne sağ duyulu yazmisiniz. Bir cogumuza tercüman olmuşsunuz. Bir sunum ve ozelistiri bu kadar güzel yapılır beyefendi
Yapılan her yeni reform daha da geriletti Eğitim aklını kullanmamak ve egitilmemek üzerine düzenlenmiş.Son 20 yılda dünya teknoloji, siyasi ,düşünce yapısı(yapay zekâ, dünyanın her yerine hâkim uydu kontrolleri vs)olarak büyük bir değişimde.Egitim sistem ve mekanizmalariz komik derecede uzak bu durumdan.Yuzeysel taklitlerden ileri gidemiyor.Son reform da etkileyici görünmüyor.Mufredat tamamen silinmeli,ders isimleri dahil değiştirip yaşanan zamana göre şekillenmeli.Bunu yapabilecek cesaret ve kapasite varmı? Yönetimde olanlarda.. sanmıyorum.
Maraşlı 29 Mayıs 2019 09:38
Ben Sayın Ziya Selçukun ülke için bir şans olduğunu düşünüyorum. Yeter ki destek verilsin ve birilerini memnun etmedi diye görevden alınmasın. Bu ülkede üniversiteler kadar bozuk bir düzen hiçbir yerde yok. Eğitim tam bir facia. Çok az üniveriste hariç 4 yıl okuyup neredeyse bomboş mezun olup hayata atılınca öğreniyorsunuz herşeyi. 12 yıllık eğitimde en 7-8 yıl gördüğünüz ders olan İnkılap Tarihi ve Türk Dili dersi hala üniversitelerde zorunlu ve Tıp, mühendislik kazanmış insanlara hala darbelerden hatıra kalan bu ders ile üniversiteye başlatıyo
Öğretmen 29 Mayıs 2019 08:55
18 yıldır eğitimciyim yazdıklarınız tam da dert ettiklerimiz inşallah hepsine de bir çözüm aranır. Çocuklarımız gayesiz ümitsiz, öyle ki gelecek beklentisi bile yok lütfen bu çocuklarımızı harcamayalım
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 08:54
Sanki bir öğretmen gibi gözlemleyip yazmışsınız. Sizin gördüğünüzü neden MEB görmez acaba? Teşekkürler...
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 06:53
33 yil öğretmenlik yaptim.İddia ediyorum ki Tükiyedeki eğitim sistemleri düşünceyi köreltiyor yetenekleri yokediyor.
Belki 29 Mayıs 2019 03:19
Biraz sert olacak ama çocuğunu kurtarmak ebeveyn varsa gerçekten, ne yapıp edip okuldan uzak tutar, kendi eğitir ve bu süreçte kendini de baştan eğitir, ki insanlık adına yapılabilecek en güzel şeydir. Bakın, zorunlu kamu eğitimi özü itibariyle sorgulanmadıkça sonsuza dek reformdan reforma bocalanıp durulur ancak. Çünkü bilgi, H. Babaoğlu'nun dediği gibi, bu sistemin bahanesidir sadece. Ha, devlet eliyle bu kısır döngüde bir kırılma yaratmak mümkünse eğer, ev eğitiminin devreye sokulmasıyla olabilir, belki.
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 02:59
Hay Allah razı olsun kardeşim
adamın teki 29 Mayıs 2019 02:21
201 adet üniversite var bu memlekette sizin dedikleriniz nasıl olacak? :)
musto 29 Mayıs 2019 01:47
Çok güzel ve uyarıcı bir yazı 4 duvar dikmeyle ülkeye yüzlerce Ünüversite açtık diye afra tafra yapıyorlar bizlere kalifiye eleman lazım Amerikalı Erdemiri kurarken 2 Formen bir proje mühendisi ile kurdu ha keza Almanlar Termik santrallarını bir kaç mühendis ve bir kaç Süprvizör ile kurdular bizde şef çok kızılderili yok. Aynı uygulama devlet yönetiminde var kalifiye eleman yokluğundan verim ve iş kazalarının haddi hesabı yok.
Menderes YILDIRIM 29 Mayıs 2019 01:23
Şenol Bey; MEB 2002 yani AKP den sonra; Eğitim Çağındaki Çocuklarımızı KENDİ EGOLARI için yaptıkları düzenleme = Sınav Değiştirme = Çocukları KOBAY olarak Kullanma Makamı oldu. Soruyorum; 2002 yani AKP Hükümet olduktan sonra Sınav Yöntemini değiştirmeyen Milli Eğitim Bakanı Var mı? Madem daha önce bir çok kere AKP tarafından değiştirildiğine göre bende soruyorum, (Eski AKP li Bakanların Yaptığını) madem değiştirecektiniz, neden DEĞİŞTİRDİNİZ? Ziya Selçuk Beyin yaptığı SON DEĞİŞİKLİK mi? Garanti mi? Saygılarımla
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 00:42
Hay kalemine sağlık. Benim önerim şu: Orta birden itibaren her yarıyılda vize ve final olmak üzere 2'şer merkezi sınav dört yıl boyunca yapılmalı. Belli bir barajın altında kalanlar sınıfta kalmalı. 4 yıllık toplam puanıyla liseye yerleşmeli. Aynı yöntemle üniversiteye yerleşmeli. Öğretmenler de maaşlarının bir kısmını performansına göre almalı. Ayrıca zorunlu eğitim devam edecekse ortaokul ve liseler ihtiyaca göre çeşitlendirilmeli. Mesela ne kadar din adamına ihtiyaç varsa o kadar ihl.
KARAR OKURU 29 Mayıs 2019 03:47
0
1.Hali hazırda liselere giriş sınavı var. Kaliteli liseler zaten iyi öğrenciyi alıyor.O yaş grubu için sınavı artırmanın manası yok. Burada sıkıntı meslek liselerinde. 2. Üniversiteler de aynı merkezi sınav mantığıyla öğrenci alıyor. Eksikleri olsa da bu da yeterli. Birinci sınavda baraj yükseltilebilir, böylece ikinci sınava daha nitelikli öğrenciler girer.3. Doktorlara da performansa göre maaş veriyorlar, sonuçları ortada 4. İHL sadece din adamı yetiştirmez. Arz-talep neyse ona göre açılıp kapatılabilir.
karar okuru 29 Mayıs 2019 16:14
0
Merkezi sınavın ideal olmadığını biliyorum. Ama hocaya bıraksak mesela yetkiyi, kaç tanesi adil not verir. Ya da sözlü sınavıyla test etsek öğrenciyi kaç tane hak eden kazanır? İdeallerle Türkiye gerçeğini karıştırmamak lazım. bizim için şu anda en adil sistem merkezi sınavlarla eleme yapmaktır. ben merkezi sınavın tüm sınıflara yayılarak öğrencinin genel performansının yukarı çekileceğini ve üniversite sınavı gibi bir stresi yaşamayacağını düşünüyorum. öğrenci eğitim hayatı boyunca belli bir kaygı düzeyine sahip olacak, ama aşırı st
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN