Casus!

Hiçbir suç delili olmadan insanların, mesela Gezi davasında, hükümeti devirmeye teşebbüsten ağır hapse mahkûm edildiğini görmüştük! Üstelik bunu Yargıtay onaylamıştı!

Delilsiz mahkumiyetler verildiğini nereden mi biliyorum? 28 yıl ağır hapse mahkûm Tayfun Kahraman hakkında, AYM’nin üstelik üst üste iki kararla, “delil yok, yeniden yargılayın” diyerek verdiği “adil yargılanma hakkının ihlali” kararından biliyorum.

Aynı durumda olanlar uzun bir liste teşkil eder.

Sonucunu kestiremiyorum ama ağır hapis talepli ve aynı şekilde “delilsiz” bir dava da ünlü “casusluk davası”dır.

BU NASIL CASUSLUK?

Biliyorsunuz, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, iletişimci Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün adlı biri casusluk suçundan yargılanıyorlar!

Devletin hangi sırrını ele geçirip hangi yabancı devlete vermişler?

İddianamede böyle bir şey yok.

Kısaca kanundaki suç tanımına bakalım:

Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir." (Md. 327)

Peki, sanıklar hangi “bilgileri” vermişler?

İddianameye göre “casusluk” yapılarak verilen bilgiler, “İBB'den 17 çalışanın e-posta adres ve şifreleri”dir. İmamoğlu’nun profesyonel iletişim danışmanı Necati Özkan, bu adres ve şifreleri, casus olduğu varsayılan Hüseyin Gün’e vermiş. Ne zaman? 2019 İBB seçimlerinden 12 gün önce…

İKİ TEMEL SORU

Soru 1: İBB’deki 17 çalışana ait bilgilerin “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları” ile ilgisi nedir?

Bu konuda iddianamede bu soruya cevap olacak, aydınlatıcı veriler, bulgular yok.

Soru 2: Necati Özkan, bu 17 çalışana ait bilgileri nasıl elde etmiş?

İddianamede bir açıklama yok. Aksine, 2 Mart 2026 tarihli resmi bilirkişi raporuna göre, bu bilgiler İmamoğlu göreve başlamadan önce, 2008, 2016, 2017’de ve 2019’un da Ocak ve Şubat aylarındaki hacklemelerle farklı platformlardan çeşitli internet sistemlerine yayılmıştı. (Sf. 61-62)

Yani İBB’nin AK Parti döneminde.

Demek ki 17 çalışana ait bilgi alışverişi oldu ise, bu:

* Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararı ile ilgili değildir; 2018-2019 arasında soruşturma konusu olmamıştır zaten.

* Bu bilgiler bu şekilde önceden internete yayılmış olduğu için gizli de değildi.

Sade bu kadarı bile bırakın tutuklayıp iddianame yazmayı, soruşturma açılmasını bile gereksiz kılar. Dahası…

İletişimci Necati Özkan, Hüseyin’in Gün’ün belediyeye hizmet satmak istediğini, çok para istediği için kabul etmediklerini anlatıyor. Sonra, Gün’ün 3-4 milyon dolar istediği bir hizmet alımını 3 yıl için 42.202 liraya indirmişler!

Takdir etmek gerekirdi.

SEÇİM FAALİYETİ SUÇ MU?

Hüseyin Gün’ün cingöz bir iş insanı olduğu anlaşılıyor. Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan da Başbakanlık müsteşarlığı döneminde “Türk devleti adına ülke ilişkilerini yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda tam yetki veren bir belge” bile almış.

Necati Özkan duruşmada soruyordu:

Ortada bir casus ve casusluk faaliyeti varsa, hangi devlet lehine bu eylem gerçekleştirilmiştir?”

Bırakın delili, bir şüphe ifadesi bile yok iddianamede.

Diyelim ki, iddia edilen fiillerin hepsi gerçek… Bunların ne maçla yapıldığını iddianamenin kendisi şöyle anlatıyor:

Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında Siyasal Casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere, ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır.''

İddianame hangi hareketlerin “seçimleri manüple etmek” olduğunu söylemiyor.

Ak Parti kazanacaktı da “casusların manipülasyonu” ile mi CHP kazandı?!

Üstelik “seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere, ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasını amaçlamak…” en temel siyasi haklardan biridir.

İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’a casusluk isnat edilemez. Bu haksız itham, er geç adaletin kapısından dönecek, bu dava yargının siyasallaşmasının örneklerinden biri olarak tarihe geçecektir.

YORUMLAR (12)
12 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.