Kurtuluş Savaşı’nı tarihten silen arınma

Stalin başa geçince Troçki gibi rakip gördüğü devrim liderlerini tasfiyeyle kalmadı, Sovyetler'in hafızasından silecek temizliğe de girişti, fotoğraf karelerinden onları rötuşla kazıdı. Hiç yaşamamış, devrim tarihinde öyle birileri yokmuş, resimlerde var olmamışlar gibi.

Kılıçdaroğlu da CHP'nin başına yargı kararıyla dönünce arınma başlattı, Özgür Özel'in yazdırdığı "Türkiye'nin birinci partisi" ibaresini partinin resmi fonundan kaldırttı. Taşıyamayacağı bir iddianın altında ezilmemek, AK Parti'yi üzmemek, iktidarı kızdırmamak için deniyor.

Nedeni her neyse Kılıçdaroğlu, Özgür Özel CHP'sinin son yerel seçimlerde birinci olduğunu unutturmak istiyor. Hatırlanmasın, kimse bilmesin diye de hatırasını kazıtıyor, izlerini kayıtlardan sildiriyor, hafızadan tasfiye ediyor. Öyle bir başarı olmamış, CHP'nin AK Parti'ye karşı birinciliği hiç yaşanmamış gibi.

Yusuf Tekin ise Milli Eğitim Bakanı olunca tarihi komple düzeltmeye soyundu, şimdi de müfredattan Kurtuluş Savaşı sayfalarını ayıklıyor.

Bakan Tekin'e sorsanız yaptığı, "yanlış kavramsallaştırmalar"ı kayıtlardan temizlemek. Sıranın Kurtuluş Savaşı’na geldiğini, ona da artık "Milli Mücadele" dediklerini söylemiş.

Gerekçesini şöyle açıklıyor:

"Neyden kurtulduk da Kurtuluş Savaşı diyoruz? Cumhuriyetten önce koskoca Osmanlı vardı. Milli Mücadele demek daha doğru."

Yapay zekâ çağında Milli Eğitim Bakanı’nın uğraştığı şu müfredat devrimlerine bakıp fikrimi paylaşmıştım. Geçmişle bağlarımızı düzeltmekten başını alıp çocukları geleceğe hazırlamaya vakit bulamıyordu.

YÜZYILLIK PALAVRALAR GÜNCELLENİYOR

Derslerde Haçlı seferine Haçlı saldırısı, Bizans’a Doğu Roma, coğrafi keşiflere sömürgeciliğin başlangıcı, Ege’ye Adalar Denizi, Orta Asya’ya Türkistan denecek. Tekin'in tarih bilincimizi değiştirecek reformu buydu.

Bunca zamandır bize kasten Haçlı Seferi, Bizans, Ege, Orta Asya, coğrafi keşifler filan diye anlatılıyormuş. Onların Haçlı saldırısı, Doğu Roma, Türkler, somürgeciliğin başlangıcı olduğu anlaşılmasın diye.

Eğitimde asrın komplosunu Tekin düzeltiyordu çok şükür. Kuşaklar boyunca beynimiz yıkanmış, sağ olsun ortaya çıkarıyordu. Yoksa hangimiz, nereden bilecekti işin aslını?

Eğitime maarif, bilime ilim, sağduyuya aklıselim, ince zevke zevkiselim, temiz kalbe kalbiselim deyip ismini Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli koymayı da reform olarak sunmuştu kendileri.

Kelime oyunlarıyla değerler eğitimi verebileceğinizi zannetmenin neticesi ise okullarımızdaki şiddet ve zorbalık olaylarında görülüyordu.

Tekin, son müfredat devrimiyle çıtayı daha da yukarı çıkardı maşallah.

Kurtuluş Savaşı'nın nesi işgalci düşmandan değil de Osmanlı'dan kurtulma anlamına geliyorsa...

Aynı mantığı uygularsak Cumhuriyetten önce koskoca Osmanlı vardı, kimden bağımsızlığımızı kazanıyoruz ki İstiklâl Harbi diyelim?

İktidar yıllardır dış güçlere karşı yeni bağımsızlık savaşı, "ikinci İstiklâl Harbi" propagandasıyla oy topluyordu. Bakan'ı şimdi bize bunun aslında yanlış adlandırma olduğunu öğretiyor.

Doğrusu, Milli Mücadele'ymiş. İstiklâl Marşı da derslerde Milli Mücadele Marşı olarak mı okutulacak?

Bakan Bey'i görüyorsunuz, Kılıçdaroğlu'nunkinden çok daha mühim bir tasfiye ve arınma harekâtıyla meşgul.

DİN DEĞİL SALTANAT SEVDASINDAN

Yusuf Tekin'in yaptığı büyük temizliğin fikir babaları, 'Fesli Kadir' Mısıroğlu'yla eski Kültür Bakanı İsmail Kahraman olsa gerek. Tarih kitaplarımızı kulaktan dolma böyle sağlam duyumlarla düzeltiyor demek.

Yüzyıllık deli saçması palavralarla hezeyanların tamamı müfredata girerse şaşırmayın.

Kurtuluş Savaşı'nın hikaye olduğu, tek kurşun atmadığımız, işgalcilerin işleri bittiği için çekip gittiği, neyin Zafer Bayramı'nı kutladığımız gibi hezeyanlardan söz ediyorum.

Hani, İsmail Kahraman bu yüzden illerimizin kurtuluş yıl dönümlerini kutlamaya karşıydı, yalnızca fetih bayramlarını kutlanmaya değer buluyordu.

Kutlanacak bir kurtuluş günü olmasa fethini kutlayacak bir İstanbul kalırdı sanki bugün.

Sanki Osmanlı çökerken işgale uğrayan vatan toprakları, kendi kendine kurtuldu. Kurtuluş Savaşı hiç yaşanmadı, hepsi uyduruldu.

Saltanatı ve hilâfeti kaldırıp cumhuriyeti kurma sözü karşılığında vatanı bize bağışlamış güya düşman. Ancak hazır fırsat elindeyken indirmediği bayrağımızı, susturmadığı ezanımızı indirip susturma planlarından da yüzyıldır vazgeçmemiş...

Fetih ve kurtuluş günlerimizi kavga ettiren çarpık kafa, milleti bu yâvelerle ayrıştırmaya devam ediyor.

Hem işgal güçlerinin İstanbul'u kendi elleriyle bize teslim ettiğine hem de yüzyıldır elimizden geri almaya çalıştığına kim inanır? İkisine birden inanan çıkıyor.

Atatürk'ün, İnönü'nün, Kurtuluş Savaşı kahramanlarının haklarını inkâr için sığınılan yüzyıllık terâneler bunlar.

Aslında saltanat sevdası, din ve halifelik davası kılıfıyla savunuluyor, başka bir şey değil.

Bakan Bey de, ha babam dünüyle bugününü dövüştürerek millete geleceği kazandıracak, ha gayret.

YORUMLAR (7)
7 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.