Çepeçevre yalanlarla sarılmışız

“Biz bu hale mi düşecektik?” endişesi yerindedir. Etrafımız çevrili. Tek dostumuz kalmadı. İçerde ayrışma hamleleri devam ediyor. Yetmiyor, tarihin tanıdığı en kanlı terör hareketlerinden birinin başı “müzakereci” edilmek isteniyor. Partisinin adamlarının ağzı kulaklarında. Tam havaya girdiler. Dillerinin, isteklerinin zerrece ayarı yok.

Dem’in açılımı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi. “Halkların eşitliği” ve “halkların kardeşliği” söylemi kadar ayırıcı, ayrıştırıcı bir söz arasanız zor bulursunuz. Bu, Marks’ı kızdıracak Marksist söylemin Sovyetler başta, türlü uygulamasını biliyoruz. Görülmemiş zulümlerle yalnız düşmanlık doğurdular. “Türkiye halkları” dedikleri kompartımanlara ayırma da tam odur. Aynı sonucu doğurur.

PROBLEMİN KAYNAĞI İÇERDE

Sadece onlar mı? İktidar partimizin dili de kompartıman dili. CHP’ninki de Dem’den demli. Her yerde burada şunlar şunlar yaşıyor diyerek milleti dilimlere bölmek, düşmanların trilyonlar harcayarak yapamayacakları kötülüklerdendir. Ezerken “eziliyoruz” diyenlerin propagandasına katılanlar, yönetenler, yönetecekler bunları görmüyor, bilmiyor olamaz.

Evet bütün kimlikler yaşar ve yaşatılır. Üst kimlikle kavga etmemek ve ettirilmemek kaydıyla yaşar. Türk devletlerinde yaşar. Türkiye Cumhuriyeti’nde de her tür ferdî hakta eşit olarak zaten yaşıyor. Hani diyoruz ya, problemin kaynağı daima içerdedir. Yara açacak ve devamlı kanatacaksınız ki memleket başını kaldıramasın!

Başını kaldırırsa ne olacağı belli. Tarihte olan bugün de bugüne göre olur. İlber Hoca Ankara’da hep anlatırdı: ”Bir batılıyla Türklüğe tavırlarını tartışırsınız. Her şeyi kabul ettirirsiniz. ‘O halde neden bu düşmanlık?’ dersiniz, baklayı ağızlarından çıkarırlar: ‘İyi de daha dün Viyanadaydınız’.”

Onlar asırlar öncesini unutmuyor, biz yüzyıl önce yaşadığımız kıyameti bile bilmiyoruz.

ORTADOĞULULAŞMAYA ÇANAK TUTULUYOR

Kendimizi bilmemekten dolayı başımıza her şey gelebilir. Birileri “Halklar” der, biz oralı olmayız. Onlar ne dediklerini bilirken biz ne olup bittiğinin farkına varmaz, dahası tekrarlarız. İçerimiz bundan dolayı bozuktur. İç Güçler harıl harıl yabana çalışıyor.

Böyle süreceği zannedilir, sürmez. Bu memleket sürprizlidir, bir anda çok şey değişir. Şimdi, biz ne yapalım ki bu işe engel olunsun diyenlerin sayısı komisyoncu partilere bakarak az görünebilir. Değildir. Arkalarına milletin büyük çoğunluğunu alabilirler. Şimdiki sessizliğin böyle bir öfkeye dönüşme ihtimali vardır.

“İktidar mensuplarıyla beraber PKKlılar tarih uyduruyorlar. Günü ve geleceği zehirliyorlar” fikrine uyananlar çoğalıyor.

ŞU “SORUN” DEDİKLERİ

Yılların kangreni teröre birileri Kürt Meselesi diyor, konuşamıyoruz. “Nedir bu?” diyen de cevap veren de yıllardır yoktu. Kürt’ten Türk’ten habersiz kurgulanmış Kürtçü takıma göre hepimizin başına gelebilen kötü sayılan ne varsa yalnız Kürt dediklerine yapılıyor.

Memleket şirazesi dağılmış bir kitap gibi. Yalanmış, iftiraymış.. bakan yok. Atan atana. Ölçüsüzlük bu derece azdı.

Ahmet Özer’in ve kızının dediklerine bakın çok şey anlarsınız. Kızı, “Babam Kürt olduğu için bunlar başına geliyor” diyor. Babası “Kürt olmasam bu cezayı verirler miydi?” diyor. Kimse de çıkıp “Siz ne diyorsunuz, bu süreçte en çok desteklenen Ahmet Özer’dir” demiyor. Bu yalan yanlış ayrıştırıcı-kışkırtıcı sözlerin edilmesini önleyecek bir tepki gelmiyor. Kimse, “İçerde Ekrem İmamoğlu var. Onlarca belediye başkanı var, çalışanlar var. Şu veya bu etnisiteden oldukları için içerde değiller. İktidara seçim kaybettirdikleri için cezalandırılıyorlar“ demiyor.

Bunlar fikir değil iftira kılıklı propaganda yalanlarıdır. Kurucu unsura, devlete, millete hakarettir. Ben ayrı devlet kuracağım denmesinden beterdir.

Birileri ayrılmayı düşünebilirler. İsteyebilir ve bunun için çalışabilirler. Fakat silah bırakacağız derken kurucu unsura ortaklık teklif etmeye kalkmaları ordular sevk etmek kadar tuhaf bir tersliktir. Tarihe ortak koşmaları, her şeyi beraber yaptık iddiasıyla geçmişi lekelemeye ve tepelemeye kalkmaları bitmeyen kavgaları hazırlar. Her türlü bozar. Şimdi yapılmak istenen budur ve kimseye yaramayacağı açık olmaz bir iştir.

VATANDAŞ OLARAK EŞİTİZ

Sıkça söylenmesi gereken bir gerçek var: Bu memlekette kimse şu veya bu etnisiteden olduğu için farklı bir muameleye tutulmuyor. Bunu konuşan yok. Her uzantısıyla PKK, çoluk çocuk, nereden geldiğine bakmadan öldürüyor diyen de yok. En çok Kürt öldürüyor diyen de yok. Türk’e Kürd’e düşman aranıyorsa PKK’lılardır diyen de yok.

Türkiye’de Kürt meselesi var denmesi için etnik çatışma olması lazım. Yok. Türklerle Kürtler arasında bir husumet yok. Ayırım yok. PKK’ya ve on yıllardır Kürt Sorunu diyenlere rağmen yok. Dikkatinizi isterim, Ahmet Özer şimdi düpedüz imtiyazlı vatandaştır. Eşitliği bozan bu imtiyazdır.

Bunları niye konuşamıyoruz? Kötülükler azıyor. İyi, doğru ve güzel adına hiçbir düşünce kalmıyor. Birliğimiz yani tarihî hakikat durmadan tepeleniyor.

Çıkacağımız dehliz budur.

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.