Back To Top
Çankırılı, Oxford mezunu bir Trump 

Çankırılı, Oxford mezunu bir Trump 

 - Son Güncelleme: 24.07.2019 Çarşamba 09:55
- A +

70’ler ve 80’lerin Türkiye siyaset tartışmalarında sık sık geçen AET yani Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu Avrupa Birliği’ne çeviren 1992 yılındaki Maastricht Anlaşması oldu.

Aslında tam olarak bütün ülkelerin anlaşmayı kabul etmesi 1993 yılını buldu. 

Çünkü üç ülke Avrupa’yı ekonomik ve siyasi olarak birleştirecek anlaşmayı referanduma götürdü. 

Fransa’da az farkla, İrlanda’da büyük bir farkla halk anlaşmayı onayladı, tek hayır oyu ise sürpriz bir şekilde Danimarka’dan çıktı. 

Danimarkalılar, başa baş giden bir referandum kampanyası sonunda yüzde 50.7 ile “hayır” dediler.

Az farkla “Hayır” çıkmasında, referandum kampanyasında çok kullanılan bir gazete manşeti etkili olmuştu. 

İngiliz The Telegraph Gazetesi’nin “Delors Avrupa’ya hükmetmeyi planlıyor” manşeti. 

Delors, 85-95 yılları arasında, Schengen’den Euro’ya Avrupa’yı birlik haline getiren bütün kararların arkasındaki Avrupa Komisyonu’nun başkanı Fransız Jacques Delors’tu.  

Haberin iddiası büyüktü; Delors’un Maastricht Anlaşması’yla aslında tüm Avrupa’nın kalıcı lideri olmayı planlandığını iddia ediyordu. 

Delors kızdı, yalanlandı ama ikna edici bir dille yazılmış haber Danimarkalı ulusalcıları irrite etmeyi başarmıştı. 

Bu manşetin altında The Telegraph’ın 27 yaşındaki genç Brüksel muhabirinin imzası vardı; Boris Johnson. 

O uydurma altında imzası olan genç muhabir, dün itibarıyla üyelerinin yüzde 66’sının oyunu alarak Muhafazakar Parti’ni başkanlığına seçildi ve böylece Britanya’nın 77. Başbakan’ı oldu. 

Boris Johnson, tıpkı büyük dedesi Ali Kemal gibi gazetecilikten siyasete geçti

Aslında gazetecilik performansıyla siyasete geçiş yaptı demek daha doğru. 

Genç yaşta adının hem Avrupa’da hem de Britanya’da duyulması  1989 ile 1994 yılları arasında beş yıllık Brüksel muhabirliği sayesinde oldu.

Aslında varlıklı bir Muhafazakar Parti milletvekilinin oğlu olarak İngiliz aristokrat sınıfının gittiği Eton Kolej ve Oxford Üniversitesi’nden mezun olup gazeteci olması beklenmiyordu. 

Ama ailesinin geniş çevresiyle kendisini önce The Times’da stajer, ardından 1989 yılında 24 yaşındayken de The Telegraph’ın Brüksel muhabiri olarak bulmuştu.

Brüksel’in ve Avrupa Birliği’nin yabancısı değildi. Babası Stanley Johnson, 70’lerde Avrupa Komisyonu’nda yöneticilik yapmıştı, 79’da Brüksel’e İngiliz Muhafazakar Parti parlamenteri olarak dönmüştü.

Boris Jonhnson da Eton Kolej’den önce Brüksel’deki Avrupa Okulu’nda okumuştu.

Ama herhalde Avrupa Birliği’nin başkentinde geçen gençlik yıllarından çok bunalmış olacak ki, Brüksel’deki beş yıllık gazetecilik kariyeri, daha sonra İngiltere’yi Brexit’e taşıyacağı, Avrupa-septik performansının başlangıcıydı. 

Onun temsilciğine kadar, İngiliz medyasında Brüksel mahreçli haberler kimsenin ilgisini çekmiyordu. Ama Boris Johnson haberleriyle Brüksel, Ada’da manşetlere çıkmaya başlamıştı. 

Tabii yaptıklarına sadece haber denemez. 30 yıl sonra Fake News denecek sahte haberciliğin kurucu babalarından biri bile sayılabilir. 

Ama bunu çok zeki, çok iyi bir eğitim almış, kalemi ve mizah duygusu gelişmiş bir İngiliz olarak başarıyla yapmıştı.

İlk “fake news”ini de 23 yaşındayken stajer olarak girdiği The Times’da yaptı. Kral II. Edward’ın 14. yüzyılda yaşadığı bir sarayla ilgili yazdığı makaleye, Oxford’da tarih profesörü olan vaftiz babasından Kral’ın eşcinsel fantezileriyle ilgili sahte bir görüş ekledi. İlk tekzibini de vaftiz babasından yedi. 

Brüksel’den gönderdiği manşetlere çıkan haberleri ise bu kadar masum değildi. 

1990’da o günkü adıyla AET’nin Brüksel’deki karargahı Berlaymont binalarının 1991 sonunda patlatılacağını, binaya patlayıcılar yerleştirildiğini yazdı. Haber uydurmaydı.  

1991’de İtalyan prezervatif üreticilerinin Avrupa Birliği’nden prezervatiflerin boyutunun küçültülmesini istediğini, AB’nin bunu reddettiğini, Brüksel’in bu meseleye bile karıştığını yazdı. Haber hem İtalyanları kızdırdı hem de İngiltere’deki Avrupa her şeye karışıyor fikrini popülerleşmesine yardım etti.

Bizdeki “AB kokoreçi yasaklayacak” haberine denk düşen haberi ise İngilizlerin meşhur pembe karides sosunun sağlıksız olduğu için Brüksel tarafından yasaklanacağı haberiydi.

Mütevazi evinde görüştüğü AB yöneticisinin kalede oturduğunu yazmış, Avrupa Birliği yöneticilerinin İngilizlerin vergileriyle Brüksel’e dünyanın en büyük binasını dikmeye hazırlandıkları iddia etmişti. 

Haberleri İngilizlerin zaten pek hoşlanmadığı Brüksel’e ipleri  kaptırma korkusunu büyütmüştü.

Ama yine de Brüksel’deki AB yetkilileri bile bu provokatif gazeteciyi zeki, sevimli, entelektüel ve başarılı bulmaya devam ediyordu. 

Herhalde bu şeytan tüyü sayesinde gazetecilik kariyerinden sonra iki dönem Londra Belediye Başkanı seçildi. Bu sırada şimdiki siyasi çizgisinin uzağında göçmen dostu, liberal bir İngiliz muhafazakarı kimliği sergilemişti. 

Muhafazakar Parti milletvekilliği sırasında özel hayatıyla ilgili skandallara rağmen Dışişleri Bakanlığı’na kadar yükseldi, İngiltere’yi Avrupa Birliği’nden koparan Brexit’in mucidi ve önde gelen savunucusu oldu.

Son yalan haberlerinden biri de Türkiye hakkında olmuştu. Brexit kampanyası sırasında “76 milyonluk Türkiye AB’ye üye olacak” açıklaması billboardlara kadar çıkmış, çıkalım diyenlerin en önemli argümanlarından biri olmuştu. 

İngiliz muhafazakarları zeki, entelektüel, sempatik, uçarı halini severken, ana akım medya, liberaller ve solcular göçmen karşıtı, kolonyalist, İslamofobik, sürekli çam deviren bir Trump’ları olduğu için kahroluyor.  

Sık sık İngiliz kolonyalizmini öven, hatta Dışişleri Bakanı olarak Mynamar ziyareti sırasında Kipling’in Burmalı kızları nasıl öptüğünü anlatan bir İngiliz eski kolonyal subayıyla ilgili yazdığı şiiri okuyup büyük bir çam deviren, Sih Tapınağı’nda Hindistan’a gidince nasıl ucuz viski aldığını anlatan, “İkisi de birleşmiş Avrupa istiyordu” diyerek AB’yi Hitler’e, Burkalı kadınları posta kutusuna benzeten, ifade hürriyetini savunmak için düzenlenen Erdoğan’a hakaret yarışmasına hakaretamiz bir şiirle katılıp 1000 sterlin kazanan, son olarak Ortadoğu’nun İslam yüzünden geri kaldığını söylemiş epey patavatsız, dengesiz bir İngiliz Başbakanı ile karşı karşıyayız.

Trump’dan sonra dünyanın Trump’dan daha zeki, Eton ve Oxford mezunu bir derdi daha oldu.

Alexander Boris de Pfeffel Johnson olan tam adında görünen Alman, Fransız kökenleri olan, ailesinin Meksika’daki Rus arkadaşlarından ilhamla Boris adını verdiği ve isminde görünmeyen 1922’de fikirleri yüzünden linç edilmiş bir Türk büyük dedeye sahip çok kimlikli bir siyasetçi, Britanya’daki içe kapanmacılığın başını çekiyor. 

Varlıklı ve aristokrat bir ailenin iyi eğitim almış oğlu olarak politik doğruculuk süzgecinden geçirmeden fikirlerini ifade etme özgüveni, belki şımarıklığı Başbakanken de epey çam devirmesine neden olabilir.

O çamların bir kısmı Türkiye’nin üzerine doğru da devrilebilir. 

Çankırı’nın Kalfat köyünden, Downing Street 10 Numara’ya giden bu hikaye ancak Boris Johnson imzalı bir “fake news” olabilirdi. 

Ama bu kez haber gerçek. 

 

(Boris Johnson’un Brüksel maceraları için kaynak https://www.theguardian.com/politics/2019/jul/14/boris-johnson-brussels-bashing-stories-shaped-politics

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
mizah mis 25 Temmuz 2019 02:19
iste virus, insanin kanser mikrobu bu zihniyettir= ''Tabii yaptıklarına sadece haber denemez. 30 yıl sonra Fake News denecek sahte haberciliğin kurucu babalarından biri bile sayılabilir. Ama bunu çok zeki, çok iyi bir eğitim almış, kalemi ve mizah duygusu gelişmiş bir İngiliz olarak başarıyla yapmıştı.'' yalani mubah goren gosteren, mizah diye susleyen iblis usaklari
süleyman d. 24 Temmuz 2019 21:21
Bu muhteşem(!) ikili: Dumb ile dumber diye bir komedi filmini hatırlattı bana. Trump ile Trumber :)))
Muhsin Çelebi 24 Temmuz 2019 17:48
Ali Kemal'in Türkiye'de de oğlu vardı. Cumhuriyet döneminin en önemli hariciyecilerinden Zeki Kuneralp. Dış İşleri sınavını kazanır, atanması İsmet İnönü'ye danışılır. Hayatı boyunca babasının hain olup olmadığını yakın çevresine soran bir vatanseverdi. 1959'da Boris Jonson'ın babasını da Türkiye'ye davet etmiş, gezdirmiş. Ne garip değil mi? Bizde birileri İslamla şeref bulmuş hanımı üzerinden Temel Karamollaoğlu'na bile şüpheyle baksın. Adamlar ırkı Türk birini başbakan seçebiliyor. Dış mihraklık böyle bir şey.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 20:20
0
Turk Irki, ingiliz Irki, Fransiz Irki, Arap Irki vs diye birsey yok. Herkes melezdir. Melez olmayan bir Irka mensup insanlar gormek istiyorsan Amazon ormanlarinda binlerce senedir medeniyetten uzak yasayan birkac kabile var. Gen havuzlari cok dar oldugundan boylari uzamamis, genetik hastaliklardan muzdarip insanlardir.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 17:41
George Bush Afganistan'a Irak'a saldırırken yanında tarassut köpeği Tony Blair vardı. George Bush'un rakibi demokrat Parti adayı Al Goru yenmeside şaibeliydi. Şimdi de Trump ve Johnson bakalım nereye saldıracaklar
Fahrettin Özdemir 24 Temmuz 2019 17:33
Güzel bir araştırma yazısı, teşekkürler.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 12:15
Çok acayip bir hikaye...TC de çokça bulunan trol / komplocu yandaş gazetecilere benzeyen bir adam koca İngiltere'ye başbakan oldu. Korkarım TC'nin geleceğinde de böyle birinin başa gelmesi riski var.
berat 24 Temmuz 2019 13:26
2
geçti desemmi demeyim ya silivri sıcaktır
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 11:31
Batıda bu tiplerin bütün densizliklerine rağmen yükselmeye devm edebilmeleri, aslında onların, o kanlı kolonyalizm ve emperyalizmin sorumlusu oldukları halde, ezip sömürdükleri dünyaya hala tepeden bakıp parmak sallamaları ile doğru orantılıdır. Rezil çığırtkan araya espriler katarak sizi kafaya alıyor yani.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 12:16
1
Doğuda yok yani böyle tipler?
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 15:52
2
12:26, doğu toplumlarının manevi baskısına en kral diktatörler bile günün sonunda dikkat etmek zorundadırlar. Rusya'dan Çin'e, İran'dan S. Arabistan'a bu böyledir. Batıda, Trump ve daha önceki avrupalı diktatörlerde de görüldüğü gibi, böyle bir kaygı yoktur. Doğudaki topsumsal içgüdü batıda yerini kişinin kendi zevk ve keyfi için iğdiş oldu. O yüzden de genelde zenginler ama mutlu değiller.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 18:32
1
15:52 rüya görüyorsun
Yadigar 24 Temmuz 2019 10:37
Akıllıların yönettiği dünya pek bir şeye benzemedi. Biraz da deliler yönetsin bakalım
Mesut 24 Temmuz 2019 09:14
Oy Mesut OY
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 04:26
O devrilen cam Dogu Akdenizde Kraliyet Donanmasiyla ve Suriye.de safe zone.da baris gucu askerleriyle ortaya cikarsa hic sasmam, hem kolonializm ruhuna hem Ingiltere.nin Kibris politikasina gayet uygun, buradakilerin sondaj cikisindan sonra daha yeni f35.lerini ve gemilerini Kibris.a park ettilerdi, simdi bi de Suriye.deki safe zone.da da varlik gosterirlerse hic sasmam.. ama hepsinin kalpleri birbirine benzediginden genel bir denge de var.. Allah bu, hic kullanisli degildir..
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 03:32
Nedense Bati ulkelerinde hep muhafazakar partilerden cikiyor bu tip liderler. Bu adamin 20li yaslardan beri konustugu, yazdigi yalanlarin haddi hesabi yok. Bircok insanin yalan oldugunu bildigi seyleri soyleyerek siyaset yapip Irkci, fasist zihniyetli insanlardan destek aliyor. Aslinda Trump'in da, Boris'in de inandigi bir dava yok. Koltugu kaybetmemek icin yapmayacaklari sahtekarlik ve hatta kotuluk de yok. Ama ingiltere ABDden daha demokratik bir ulkedir. ingiltere'de basbakan'in ABD baskani gibi cok genis yetkileri yoktur. Bu sarlatanin uzun sure o gorevde kalacagini sanmiyorum.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 02:41
dünya nın çivisi çıktı
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 12:17
0
eğitimsiz ve vasat iqlu kesim, küreselleşme sayesinde paralandı, şımardı.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN