Yeni kurulacak partinin şansı…
Özgür Özel’in kuracağı yeni partinin muhtemel oy oranı cumhurbaşkanı adayını bile seçtirebilecek yükseklikte görünüyor.
Metropol’ün son araştırmasını tanıtan genel müdür Suat Kınıklıoğlu yeni kurulacak partinin potansiyel oyunun %46’ya ulaştığını açıkladı.
İktidar artık cepte sayılabilir.
Gerçekten yarın seçim yapılsa sandık yeni partiyi iktidara taşır mı?
Kim nereden bilebilir? Taşıyabilir de, taşımayabilir de…
AK Parti’nin çeyrek asra yaklaşan iktidarı her türlü standarda göre hayli uzun. Türkiye’de AK Parti’den uzun süre iktidarda kalmış bir parti, Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık + cumhurbaşkanlığı rekoruna erişebilmiş bir siyasi yok…
Avrupa’da da yok.
Yüz eskimesi, ister istemez, bıkkınlık söz konusu…
İktidar bugüne kadar hep geçmişi suçlayarak varlığını kitlelere kabul ettirdi, şimdilerde ‘geçmiş’ de AK Parti’ye ait…
ABD ile Rusya arasında gidip gelerek yalpalamış dış politikayı son durumu bir kazanım olarak sunarak propaganda malzemesi haline dönüştürmek mümkün…
Peki ya ekonomi?
Ekonominin bugün içinde debelendiği şartlardan başkalarını suçlayarak işin içinden çıkması mümkün değil AK Parti’nin. 16 milyonu bulan emekliler ile 11.2 milyon olan asgari ücretli çalışanlara, nüfus içerisindeki yoğunluğu hiç de azımsanmayacak işsizleri ekleyip hepsinin açlık düzeyi altındaki durumlarını düşündüğünüzde, iktidarın gidici olduğu yolundaki değerlendirmelere katılmamak elde değil.
Sağlam temellere dayalı kurulacak ve toplumun geniş kesimlerine hoş görünecek yeni bir partinin ilk seçimde iktidara gelme şansı elbette olabilir.
Yine de ihtiyatlı olmakta yarar var.
İhtiyata davet, iktidar partisinin olumsuz şartları lehine çevirebilme becerisi ile yakından ilişkili.
En zayıf göründüğü bir ortamda, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimde, Meclis çoğunluğunu -dolayısıyla iktidarı- kaybettiği bir dönemde, anayasanın emrettiği türden bir hükümet oluşmasının önüne geçtiği ve altı ay sonra yeniden sandığa gidildiğinde tabloyu kökünden değiştirdiği unutulmamalı AK Parti’nin…
Ardından da, MHP’yi ortak ederek iktidarını uzattığını da…
Rejimi de bir referandumla, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine değiştirdiği, AK Parti liderliğini de koruyan cumhurbaşkanını olağanüstü yetkilerle donattığı da akılda tutmalı.
Gerektiğinde kendisini ‘yeni bir parti’ imiş gibi sunabiliyor AK Parti…
İktidardan rahatsızlığın boyutlarının herkes gibi Ak Parti de farkındadır herhalde. Farkında olduğu içindir ki, siyaset alanı tek sesli hale dönüştü… CHP varlığını sürdürüyor, ancak karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş halde… Partiye mahkeme kararıyla el koyan kadro kamikaze ekibi sanki; kendileriyle birlikte ele geçirdikleri partiyi de yok edebilecek bir keskinlikteler…
CHP’li belediyelerin yargı eliyle silkelenmesi, yeni parti lider kadrosunu oluşturabilecek isimlerin dosya tehdidi altında tutulması da cabası…
Bir önceki seçimde CHP ile buluştukları işbirliği zemini sayesinde üyelerini Meclis’e gönderebilmiş partiler ile aynı işbirliği zeminini iktidarla kurmuş olan bir başka muhafazakar parti yeni bir arayış içerisinde; ancak henüz tutabilecek bir formül ortada görünmüyor…
Onlar da büyük ihtimalle yeni partinin yanlış kurulmasını bekliyor…
Kamuoyu yoklamalarının iktidar şansı tanımaya başladığı yeni parti böyle bir ortamın ürünü olacak…
[Özgür Özel ve arkadaşları CHP’nin Yargıtay kararıyla kendilerine iade edilmesini bekliyorlar; ufak da olsa böyle bir ihtimal var. Ancak yeni bir partinin kendilerine sağlayacağı hareket kolaylığını CHP’de devam ederlerse bulabilecekler mi, doğrusu kuşkuluyum.]
İktidar partisi seçim için 2027 yılının ilk yarısını düşünüyor. Yeni bir partinin kendisini tanıtıp iktidar partilerine oy vermeyeceği anketlere yansıyan seçmenleri ikna edebilmesi için fazla uzun bir zaman değil bu.
Cumhuriyet’ten önce kurulmuş ve 1950’ye kadar ‘tek parti’ olarak iktidarını sürdürmüş CHP’nin aleyhte propagandalara konu olabilen bagajlarından kurtulmuş yeni parti, bu yönüyle şanslı görünüyor. Aradaki sürenin azlığı değerlendirilebilirse işine yarayabilir de…
Ancak nasıl bir oluşumla kurulacak yeni parti?
İktidar cephesinin beklediği gibi ‘Öz CHP’ tarzı bir oluşum kendisini ‘yeni’ olarak tanıtmada zorlanabilir. Yalnızca iktidar cephesinin karşı propagandalarına maruz kalmayacak, CHP’nin yönetimine gelmiş olanlar da işi gücü bırakıp onları başarısız kılmaya çalışacaklardır.
Fazla uzak olmayan geçmişte yenilgiyi altı ayda zafere çevirmiş, cumhurbaşkanı adayını seçtiremeyeceğini anlayınca en muhalif siyasi hareketle -MHP ile- ittifak kurup iktidarını paylaşarak rejim değişikliğini gerçekleştirmiş becerikli bir siyasi partiyle baş edebilmek o kadar kolay değil.
Daha çetin günler bizi bekliyor…
