Ters tepen siyaset oyunu
CHP’ye operasyon bir yandan iktidarı diğer yandan da CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nu aşağı çekiyor.
İktidar deyince de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlaşıldığını bilmek gerekiyor.
Ekrem İmamoğlu operasyonu ile başlayan sürecin, 2027 – 2028’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi hesaplarıyla bağlantılı olduğunu bilmeyen yok.
İmamoğlu operasyonunu “En güçlü rakibin tasfiyesi” olarak okumak artık basit bir siyaset değerlendirmesi.
İmamoğlu operasyonunun Özgür Özel tarafından yeni kitle hareketini ateşleyen bir süreç haline getirilmesi, yani bir anlamda umduğunu bulamamak, en son, içerden çökertme niteliği taşıyan mutlak butlan operasyonunu getirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu “Yargı” marifetiyle CHP’nin başına oturtulup Özgür Özel diskalifiye edilmek istendi.
Özgür Özel, bu iktidar hamlesini de tıpkı İmamoğlu olayında olduğu gibi, kitlelerle buluşarak püskürtmeyi denedi.
Kılıçdaroğlu yönetimi CHP’yi kesip doğrayan bir giyotin işletmecisi haline geldikçe, Özgür Özel’in sokaktaki yürüyüşü daha kitlesel boyutlara ulaştı.
Bir süredir sokaklardan Özgür Özel yürüyüşü ve bu arada kadın – erkek, genç – yaşlı insanların onunla yan yana durduğuna dair görüntüler akıyor.
Öyle ki, artık herkes bu görüntüleri “Yeni bir parti”nin ayak sesleri olarak okumaya başlamış bulunuyor.
İktidara yönelik tepki ile Kılıçdaroğlu’na yönelik tepki, birbirini besleyerek Özgür Özel etrafında coşkulu bir sokak görüntüsüne dönüşüyor.
Bilmem, Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getiren iktidar projesi ve de “Yargı” marifetiyle CHP’nin başına getirilen Kılıçdaroğlu’nun siyaset kurgusu, bu sonucu hesaplamış mıydı?
Şöyle de sormak mümkün:
Acaba iktidar cenahı ve Kılıçdaroğlu cephesi, şu an sokakta, insanların siyaset aklında olan bitenin farkında mıdır?
Özgür Özel’in kuracağı siyasi partinin, bugüne kadar CHP’nin hiçbir zaman ulaşamayacağı oy oranlarını (Yüzde 46’lar, yüzde 50’liler) gördüğüne dair kamuoyu yoklamaları var.
Kılıçdaroğlu’nun bu oylamalarda logosunu elinde bulundurduğu CHP tabanında bile diplerde dolaştığı notları geliyor.
”Yeni parti”nin, iktidarın oylarına 7-8 puan fark attığı sonuçları söz konusu…
Bunlar “sun’i şişirmeler” olamaz mı?
Yapılır bu Türkiye siyasetinde. Suni olarak şişirilenler bir gün yere kapaklandıklarında yalın gerçekle karşılaşırlar.
Ama 18-19 Mart 2025’te başlatılan İmamoğlu operasyonundan bu yana siyasetin başka türlü işlediğini görmemek de gerçeğe göz kapamaktan başka anlam taşımaz.
İktidar “diploma iptali” ile bu operasyonu başlattı. Başka yargı operasyonu ile yola devam ediyor.
Operasyonlar İmamoğlu’nu fiilen enterne etmiş gözüküyor.
Ama o tarihin bir başka siyaset hamlesini getirdiği de bir gerçek.
İktidar cenahı, 18-19 Mart’tan bu yana Özgür Özel’in yürüttüğü siyasi mücadeleyi, hele Kılıçdaroğlu operasyonundan sonra sokakta gerçekleşen siyaset olgusunu dudak bükerek izliyorsa çok yanlış bir siyaset okuması yapıyor demektir.
Ki öyle görünmüyor.
Dudak bükmekten daha çok, iktidar adına endişeli, panik ürünü uygulamalara imza atılarak “Yeni siyaset ateşi”ne odun taşımaya devam ediliyor.
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu imajlarının gittikçe daha çok yan yana algılandığını görmemek mümkün mü?
Şu yakın zamanda iktidar adına “pozitif” bir işten bahsedilsin!
NATO zirvesi mi?
O bile iktidarın bizzat kendi tabanında içe sindirilmiş bir olay değil. Zirveden çıkan “NATO’culuk” neye mal olacak sorusunun cevabı henüz netleşmiş değil. Zirvenin muhtevasından çok Erdoğan – Trump ilişkisinin öne çıktığı, ardından Trump’ın İran’a yönelik savaş tamtamlarını devreye soktuğu bir süreç…. İktidar tabanında içselleştirilecek bir olgu mu?
Sonra emekli maaşları… Sonra öğretmenlere ters kelepçe… Sonra el yakan fiyatlar… Sonra, sonra…
Haydi pozitif bir gündem bulalım…
Gündem yargı marifetiyle CHP’nin başına getirilen Kılıçdaroğlu’nun ardı arkası gelmeyen giyotini… (51 il yönetimini feshetmiş Kılıçdaroğlu yönetimi)
Bir yazımın başlığı “Erdoğan halefini hazırlıyor” şeklindeydi. Şu an süreç öyle ilerliyor.
Tabii ötede Özgür Özel’in sınavı var. Şartlar oluşur da, siz onun içinden başarı çıkarabilir misiniz? Onun için de “Özgür Özel’in cam tavanı” başlıklı bir yazım yayınlandı.
İlginç bir sürece tanıklık ediyoruz.
Erdoğan bir “siyaset ustası” olarak görülür. Her zorluğun içinden bir çıkış bulur gibi bakılır.
Ama sanki en güçlü olduğu zamanda sergilediği tavırlar, Kılıçdaroğlu gibi tükenmiş bir figürle birlikte yürüyüş, hesapları alt üst edecek gibi gözüküyor.
Bakalım devran nasıl dönecek?
