Bilek güreşi ama nasıl bilek güreşi

Bu makaleyi dinle

00:00
00:00

Hukukun, denetimin, şeffaflığın olmadığı yerde ekonomi ve refah olmaz kuralı sabittir. Bu sabiti defalarca ispatladık ve sürekli tatbik de ediyoruz. Yüksek enflasyondan yüksek faize, yüksek kurdan yüksek işsizliğe kadar ne kadar kritik rakam varsa bunu apaçık gösteriyor. Rakamlar göstermese de fark etmez ülke sekiz yıldır süreli, kesintisiz kriz içinde yaşıyor.

Türkiye’yi bu noktaya getiren yolun başlangıcındaki hukuk ihlalleri, yargıda siyasallaşma örnekleri ve liyakatsizlik/ehliyetsizlik hacmi bugünle kıyaslandığında nisbeten sınırlıydı. Ama o kadarı bile ekonomide hasar oluşturmaya yetti. Sadece ekonomide değil, bütün sektörlerde gerileme dönemini başlattı. Bugün ise hukuksuzluk ve liyakatsizlikte daha ileri bir yerdeyiz. Bilhassa 19 Mart operasyonuyla birlikte bir anlamda “Madem, hukuk ve demokrasi yoksa ekonomi de olmuyor. Tam olsun” noktasına geldik. Hiçbir kriz iki yıldan fazla sürmezdi, mutlaka bir çıkış bulunurdu. O kuralı da değiştirdik. Niye sürmesin, bakın sekiz yıldır pekala sürüyor işte. En nihayet seçim zamanı gelince popülizm var, seçim ekonomisi var. Bir yolu bulunur ve milletin kendisini iyi hissetmesi sağlanır. Epeydir öyle de oluyor, nitekim.

Türkiye’nin ekonomik kriziyle kötü yönetim arasında ve kötü yönetimle de hukuksuzluk arasında kesin ve doğrudan bir bağ vardır. Dolayısıyla, şunu da artık anlamakta fayda var. Her gün artık neredeyse rutinleşen ama gerçekte rutin olmak şöyle dursun her biri demokrasi krizini temsil eden operasyonlar bize, memlekette tek odağın siyasi mühendislik olduğunu, gayrısının kıymeti harbiyesinin olmadığını anlatıyor.

Böylelikle, ağır ekonomik krizle başa çıkmanın bir yolunu daha tecrübe ederek öğreniyoruz. Enflasyonu, faizi, dövizi, icraları, işsizliği konuşmak yerine, gerçekte bütün bunlara neden olan hukuk eksikliğinin tezahürleriyle zaman geçiriyoruz. Hukuk eksildikçe ekmek küçülüyor ne gam!

Devir ekmek değil siyaset devri…

Hem de nasıl siyaset.

İçinde siyasetin olmadığı bir siyaset. Geleneğin ve teamülün asla bulunmadığı gücü gücü yetene kabilinden bilek güreşi. Bilek güreşi ama adil değil, centilmence hiç değil. İktidarın bileği zayıfladıkça takviye üzerine takviye alıyor, muhalefetin bileği güçlenecek olursa üzerine biraz daha yük biniyor. Ekrem İmamoğlu’nun hapisteki son açıklamasına bakın: “Bugüne kadar çeşitli davalarıma bakan 23 hakim değiştirildi.” Aynı sıralarda Üsküdar’da başkanlık seçimi için olup bitenler daha önce siyasetin asla tecrübe etmediği, etmeyi de düşünmediği şeyler. İşte böyle bir bilek güreşi.

Türkiye’nin sandığa olan ihtiyacını acilden daha acil hale getiren bu tablodur. Siyasi rekabetin siyaset dışı unsurlarla daha fazla yaralanmaması ve “milli irade”nin unutulmaması için seçim elzemdir. Seçim, ekonomideki krizin bitirilmesi için de tek çaredir. Yani, ancak demokrasinin karın doyurduğunu ve demokrasinin eksildiği yerde fakirliğin kaçınılmaz olduğunu anlamak için de gereken şey milletin hakemliğine müracaat etmektir.

Madem artık muhalif-muvafık kimse operasyonların ve davaların siyasi olduğunu gizlemiyor o zaman seçmenin bu duruma ne dediğini işitmenin vakti gelmiş demektir. Zira, siyaset yapıcı en büyük güç millettir ve en büyük siyasi değer de milli iradedir.

YORUMLAR (34)
34 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.