İktidar değişince tarih de değişir

Bu makaleyi dinle

00:00
00:00

kiras-resm.jpg

CUMARTESİ YAZILARI

Tarih biraz da bazı sosyal ve politik ihtiyaçlar doğrultusunda kurgulanan hikayelerin toplamıdır. Geçenlerde üstadımız Taha Akyol -Ekrem İmamoğlu’nun kitabının toplatılmasına ilişkin güncel tartışmalardan yola çıkarak- bu problemin yakın tarihimizdeki bir örneğini hatırlattı:

“Tarihçi Hikmet Bayur 1935’te yayınlanan Yeni Türkiye Devletinin Harici Siyaseti adlı kitabında Karabekir’in kumandasında başarılan Şark Harekatı’nı ve Gümrü anlaşmasını anlatır ama Karabekir’in adını bile anmaz! O dönem öyleydi.” (Taha Akyol, “Karabekir’in kitabı nasıl yakıldı?”, Karar, 2 Eylül 2026)

Ondan sonraki dönemin de aslında fazla farklı olmadığını gösteren buna benzer bir örneğe Adnan Adıvar’ın Ekim 1950’de (yani DP iktidarının beşinci ayında) yayımlanan bir yazısında rastladım.

(Adnan Adıvar, “Dünyayı Düzeltmek”, derleyen: Tuncay Birkan, Can Y., 2020, sh. 367-372)

1946’da CHP listesinden bağımsız milletvekili olarak Meclis’e giren Adıvar 1950’de ise Demokrat Parti yanlısı olan Cumhuriyet gazetesinde yazıyordu. (Cumhuriyet’in başyazarı Nadir Nadi, tıpkı Adnan Bey’in eşi Halide Edip gibi, 14 Mayıs 1950 seçiminde DP listesinden bağımsız milletvekili seçilmişti.)

Demek ki Adıvar iktidar partisinin muarızı değildi. Hatta DP’ye o günlerde destek veren bir çevredendi.

Buna rağmen -veya belki de bu yüzden- özellikle muhalefet kesimini rahatsız ettiği için tartışma konusu olan bir hükümet icraatını çok sert ifadelerle eleştiriyordu.

Milli Mücadele tarihini partizan bir yaklaşımla “yeniden yazan” bir

bir ders kitabını gündeme getiriyordu DP iktidarı henüz beşinci ayını doldurmadan yayımlanan yazısında Adıvar.

Yeni Tarih Dersleri adındaki kitabın “İnönü zaferlerine, Mudanya Mütarekesi’ne, Lozan Konferansına dair bahislerin mevzusu olan vakalarda en büyük rolü almış olan zatın ismi asla zikredilemeyerek yazılmış olması” tepkisini çekmişti.

12 yıllık İsmet İnönü devrinin boşluğu üzerinden “adeta bir uzun atlama atleti gibi atlayarak 14 Mayıs gününe ve o günün kahramanlarına geçen” tarih kitabı öfkelendirmişti “Osmanlı Türklerinde İlim” müellifini.

Bahse konu kitabı yazan kişinin (adı anılmasa da bilahare DP’de milletvekilliği yapacak olan tarihçi Zuhuri Danışman olduğu anlaşılıyor) işlediği vahim cinayeti “Basım esnasında bir aksilik neticesi olarak bir kısım müsveddelerin kaybolması” bahanesiyle izah etmeye çalışması ise komikti.

Adıvar’a göre, “Artık on iki sene süren ve son senelerinde iyi kötü bir demokrasi tesis ve idamesine uğraşan bir devri, o devrin devlet reisiyle beraber atlayıp geçen bir kitap hakkında söylenecek bir şey yoktur. Bu sarahaten particilik zihniyetinin ilme kadar nüfuz eden bedbaht bir tecellisinden başka bir şey değildir.”

Diğer yandan, Adıvar bunları yazarken “kör adalet denilen ve bazılarının inanmak istemediği hadiseler silsilesinin, daha evvelki zamanlarda aynı usulde tahrifler ve eksiklerle neşrolunan kitapların bir aksi amelini son günlerde çıkan Yeni Tarih Dersleri şeklinde yaratmış olduğunu” da söylüyor.

Bu çerçevede de önceki devrin tarih kitaplarında yer verilen “mübalağa ve hazf” (abartma ve gizleme) örneklerine değiniyor: “Tarihin uğradığı bu kötü tevelliler bizde pek eskiden beri vakiydi. Bir kere vakanüvisler denilen bir kısım ücretli tarihçilerin hakikati olduğu gibi yazmaları ne mutasavver ne de mümkündü. Bu hal son zamanlara kadar devam ettikten sonra mutlak idarenin son demlerinde sansür tarikiyle tarihin istenilen tarafları mübalağayla, istenilmeyen tarafları hazf ile yazdırıldı ve okutuldu.”

Adıvar’a göre, tek parti devrinde talimatla yazdırılmış olan birtakım tarih kitaplarında Milli Mücadele ve Cumhuriyetin kuruluşu hakkında anlatılanlar kimilerinin olumlu katkılarını, kimilerinin de kusurlarını gizleme yönünde bir gayreti yansıtmaktadır.

H.G. Wells’in avamı aydınlatma maksadıyla telif ettiği tarihi örnek alınarak on üç zata yazdırılan tarihin (“Türk Tarihinin Ana Hatları” kitabını kastediyor) dördüncü cildinde anlatılanlar “mübalağa ve hazf” yaklaşımının en dikkat çekici örnekleridir.

Bu meyanda “Milli mücadelenin ilk en buhranlı günlerinde şark hudutlarımızı emniyet altına alarak garpta düşmana karşı bizi serbest bırakan ve muvaffakiyetin tali bir amili olan ordumuzun kumandanı Kâzım Karabekir Paşa’nın harekâtına dair asla tafsilat konulmamış ve onun mücadelenin ilk başlangıcında Erzurum’daki hizmetleri hiç zikredilmemiştir.”

“Bundan başka Ankara’yı hükümet merkezi olarak hazırlamakta ve Eskişehir’den işgalcileri savmakta ve milli teşkilatı Orta Anadolu’da kurmakta büyük hizmetleri görülen Ali Fuat (Cebesoy) Paşa’nın ismi bile o Cumhuriyet Tarihi’ne geçmemiştir.”

“Sonra Milli Mücadele esnasında dahili isyanları sühulet ve maharetle bastıran ve Sakarya Muharebesi esnasında Müdafaa-i Milliye Vekâleti’ni başkumandanlığın hususi takdir ve tebrikine mazhar olacak bir kifayetle idare eden Refet Paşa’nın ismi pek tesadüfi bir surette zikirle iktifa olunmuştur.”

“Tarihin sakit (suskun) olduğu bir diğer vaka da Amasya içtiması ve o içtima neticesinde milli hareketin başta gelen beş şahsiyetinin imzalarıyla değerlenmiş olan misaktı.”

Adıvar bütün bu örnekleri bir bir sayıyor, çünkü Demokrat Parti’nin iktidara gelir gelmez okul kitaplarından İsmet İnönü’yü çıkartmaya kadar varan yanlış bir tutuma yönelmesinin yolunu tek parti devrinde yapılanların açtığını göstermek istiyor. Öyle anlaşılıyor ki aslında bu konu üzerinden DP kadrolarına bir uyarıda bulunuyor: Sizin bugün seleflerinize yaptıklarınızı yarın başkaları da size yapacaktır. Ona göre davranın!

YORUMLAR (105)
105 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.