Gökçek'ten Üsküdar'a: Soruşturmalar neden siyasi görülüyor?
AK Parti’nin eski Ankara Büyükşehir Başkanı Gökçek dün savcılıktaydı, şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Almanya’dan mülk almaya uzanan derenin suyunun nereden geldiğiyle ilgili iddialar üzerine, sürpriz bir soruşturma açılmıştı.
Bırakın muhalifleri, kimi iktidar borazanları bile altında hukuki değil, siyasi gerekçe ve motivasyon arıyor.
Yargı İmamoğlu’na da, muhalefet belediyelerine de, Gökçek gibi kendilerinden bir isme de dokunsa, parti ayırmasa da değişmiyor. Hem iktidar hem muhalefet mahfillerinde peşinen siyasi gözle bakılıyor.
Nedenini hukuken açıklamak yerine siyaseten açıklamak nereden geliyor hemen herkesin aklına?
Melih Gökçek’e Alman istihbaratının operasyon çektiğini, düğmeye dış güçlerin bastığını ima eden iktidar neferi dahi gördük.
Sanırsınız Gökçek ailesi, Almanya’yı acı vatan belleyip memlekete dönmek için gün sayan gurbetçi.
Gerçekteyse Gökçekler, Almanya’yı tatlı vatan sayıp mülk ve vatandaşlık almaya giriştiklerini reddetmiyor. Oğlu ve gelini, memlekette nasıl kazandıkları belirsiz para ve hayatı Almanya’ya taşıma girişimleriyle suçlanıyor.
Alman istihbaratı niye rahatsız olsun ki bundan? Gelmelerinden memnuniyet duyar, bundan yargılanmalarına üzülürler.
Türkiye’de işimiz Almanya’dan güzel değilmiş. Melih Gökçek aksini yayıyordu ama doğruladığı eylemleri, kendi söylemini yalanlıyor.
Almanya’nın bizim şahlanışımızı kıskandığı propagandasını, o propagandanın en sevimsiz, en antipatik savunucularından biri inkâr edip çürütmüşse Hans’la George sevinmez mi?
Yine de iktidar fedâileri, Gökçek’e soruşturmayı siyasi nedenle açıklamaya kalkıyor ve başka türlü anlamlandıramıyorlarsa muhaliflere böyle şeyleri nereden çıkardıkları artık sorulmaz.
Yargı bir yolsuzluk operasyonu yaptığında, çoğunluk durup dururken hukuk yerine siyasetle bağlantılı düşünmüyor.
2017’de diğer AK Parti büyükşehir belediye başkanlarıyla birlikte Gökçek de zorla istifa ettirilmişti.
‘Yanlış yapanları ve yorulanları kenara kor, yola öyle devam ederiz’ denmişti. Yorulanlara bunu yapabilirdiniz ama yanlışa bulaşanların cezası kenara koyup yola devam etmek miydi?
Yolsuzluk ve FETÖ’cülük ithamlarıyla zan altında bırakılan başkanlara o gün yargılanma ve suçsuzlarsa aklanma fırsatı tanınmadı.
AK Parti’li Arınç, 2015’te Hükümet Sözcüsüyken kendi başkanlarını Ankara’yı parsel parsel FETÖ’ye satmakla suçladığında da hesabı yargıda Gökçek’ten sorulmadı.
2019’dan sonra CHP’li yeni Başkan Mansur Yavaş’ın, Gökçek’le ilgili yolsuzluk suç duyurularının üzerine yine baştan gidilmedi.
Gereği vaktinde yapılsa neden şimdi, diye zamanlamasında siyasi hesap, kurgu ve planlama gözetildiğinden şüphelenilir miydi?
YARGIYA YARIYOR MU Kİ İKTİDARA YARASIN
Yolsuzlukla değil, muhalefetle mücadele edildiği algısı da buradan çıkıyor.
Üsküdarlılar, başkanlığı sandıkta AK Parti’den alıp CHP’ye vermişlerdi.
Yargı, sandık sonuçlarıyla değil yolsuzlukla mücadele ederken görünüşte AK Parti yararlanıyor. Sandıkta kaybedip sandıksız geri aldığı belediyeler arasına Üsküdar’ı da katmak için var gücüyle yükleniyor.
CHP’li Başkan Sinem Dedetaş tutuklandığı için, geçen ay belediye meclisinde başkanvekili seçimi yapılmış ve 4. turda CHP adayı kazanmıştı.
AK Parti İl Başkanı Özdemir, bir tiyatro oynanarak gasp edilenin kendi oyları olduğunu anlatmıştı. ‘Koşun, burada milli iradeye çökülüyor’ feryâdı basıyorlardı.
İşte o seçim mahkemeden geri döndürüldü ve bugün belediye meclisinde yenileniyor.
Fakat tesadüfe bakın ki, tam da başkanvekili seçimi öncesinde 3 CHP’li meclis üyesi gözaltına alındı, 4 üye de AK Parti’ye transfer edildi. Oy dengesi birden AK Parti lehine çevrilmesin mi!
AK Parti, aynı yöntemle yeni bir demokrasi zaferini daha kutlamaya hazırlanıyor. Ancak bu kadarı, butlan CHP’sini dahi çileden çıkardı.
Dedetaş’la Yeni Parti lideri Özel’in, Üsküdar’da sandığa çöküldüğünden dem vurması, gözaltıların zamanlamasını planlı bulması beklenirdi.
Kim derdi ki CHP Sözcüsü Sarı, isyanda onlardan aşağı kalmayacak?
Müslüm Sarı dün “seçim ayarlı müdahale, açık ve net” diyordu. Verip veriştiriyor, Yeni Parti’yle de dayanışarak antidemokratik operasyona direneceklerini, geçit vermeyeceklerini bildiriyordu.
Butlancılar; güya CHP’yi arındıracak, yargıda aklanıp gelmeyenleri barındırmayacaktı. Onların da sabrı taşıyorsa aşılan eşiğe işaret etmez mi?
AK Parti’nin eski genel başkanları ve başbakanlarından Davutoğlu’na, Gelecek Partisi liderliği sırasında 5 yıl önceki sözlerinden bu hafta soruşturma başlatılması da yargıya güveni güçlendirmeye yardım etmedi. Bilâkis inandırıcılığı zayıflatan örneklere bir yenisini ekliyor.
Allah Allah, iktidarın yargı eliyle yalnız muhalefeti dizayn etmediği, kendi içini de düzenlediği gibi zararlı fikirler nereden akıllara geliyor, diye soran yok.
Soran olsaydı yargıya güveni artırmayan uygulamalar iktidara hiç yarar mı, tartışmaya inandırıcılık yitiminden girerdim. Çözülecek sorun orada.
Yargıya ve yolsuzlukla mücadeleye güveni düzeltemezsek hep birlikte kaybediyoruz.
