Melih Gökçek’i mi savundum?

Bu köşede yayınlanan ‘Bir tuhaf Melih Gökçek soruşturması’ başlıklı yazım, küçük çaplı bir yanlış anlamanın kurbanı olmuş durumda.

Bazı okuyucular, bu yazıyla Melih Gökçek’i savunduğumu düşünmüşler. Neyse ki hepsi değil ama yine de oturup düşünme gereği duydum: Acaba neden böyle bir izlenime sebep oldum?

Baştan net biçimde söyleyeyim: Hayır, o yazı Melih Gökçek’i savunmak için yazılmadı; tam tersine iktidar cenahının Melih Gökçek’i bir kurban olarak seçtiği izlenimi verdiğini söylemek, yargının siyaset eliyle, siyasi mühendisliğin bir aracı olarak kullanıldığını bir kez daha ima etmek için yazıldı.

Köşe yazısının köşeli bir netlikte, keskin çizgiler içermesi gerektiğini bilecek kadar tecrübeli bir yazarım, epeydir köşe yazıyorum, yanlış anlaşılmak veya muradım olmayan şeyleri söylediğim izlenimi vermek ilk kez başıma gelmiyor.

Ama öte yandan bazı öyle konular var ki, bir yandan o konuda yazı yazmak mesleğinizin gereği ama bir yandan da eksik enformasyon ortamı yazı yazmayı zorlaştırıyor. İşte o zaman, kaçınılmaz olarak bazı şeyleri okuyucunun kendi anlayışına bırakıyorsunuz.

Bana öyle geliyor ki, Türkiye’nin zaten çoktan normalin dışına çıkmış siyasi yargılama tarihinde yeni bir kapı açılıyor. Ama tabii erken ve iddialı konuşmamak lazım.

Ucu belki de bir ceza yargılamasına varabilecek olan bir savcılık araştırmasından söz ediyoruz sonuç olarak ama bu araştırma daha en başından itibaren ‘tuhaf’ onu da kayda geçirmek lazım.

Canınız sıkılmayacaksa, bu konuda bildiklerimizle bilmediklerimizi madde madde sıralamaya çalışayım:

-Bildiğimiz kadarıyla ortada bir suç soruşturması yok. Savcılık, ‘maddi gerçeği ortaya çıkartmak’ gibi tuhaf, pek de alışıldık olmayan bir şey yapıyor Melih Gökçek hakkında.

-Başta linkini verdiğim o yazımda da söyledim; yurt dışına para göndermek de, yurt dışında şirket kurmak da, gayrimenkul almak da suç değil, her yıl binlerce vatandaşın yaptığı bir şey. Dolayısıyla burada ortaya çıkarılacak fazla bir ‘maddi gerçek’ de yok.

Bu iki maddeye dayanarak akıl yürütüyorum: Öyleyse bu ‘maddi gerçeği ortaya çıkarma’ arayışı, aslında Melih Gökçek için bir suç soruşturması başlatma arayışı.

Melih Gökçek hakkında pek çoğumuzun (ben dahil) kuvvetli kanaatleri var. Örneğin ben kendisinden hiç haz etmem, belediye başkanlığı döneminde suç işlediğini de düşünüyorum.

Bir basit örnek vereyim: Onun başkanlığı döneminde belediyenin doğal gaz şirketi doğal gazı Ankara halkına sattı ama sattığı bu gazın parasını BOTAŞ’a yıllarca ödemedi, bu yolla belediyeye ucuz finansman sağladı. Türk milletinin tamamı, Ankaralıların ücretini de ödeyerek kullandığı bu gazın parasını ödedi sonuç olarak.

Bir örnek daha vereyim: Gökçek meşhur Ankara TemaParkı için inanılmaz paralar harcadı, bu park sonuçta açılmadı ve o paraları da sadece Ankara Belediyesi değil hepimiz ödedik.

Bakın bu iki basit örnekte şahsi yolsuzluktan söz etmiyorum, çünkü onlarla ilgili özel bir bilgiye sahip değilim. Bu saydıklarım (ve saymadığım başka onlarcası) açıkça kamuyu zarara uğratma suçu içeren olaylar. Ama savcılık, elinde Mansur Yavaş belediyesinin gönderdiği hepsi de belgeli suç duyurularından tekini bile işleme almadı.

Melih Gökçek 9 yıldır siyasi bir sıfatı olmayan bir isim. Hakkındaki onca ithama rağmen 9 yıldır çok güçlü bir koruma kalkanı altında yaşamaya devam ediyor. Adeta dokunulmazlık sahibi.

Peki şimdi ne değişti de kendisi hakkında dokunulma ihtimali belirdi? Bunu bilmiyoruz.

Bilmediğimiz bir başka şey, Melih Gökçek’in günlerdir siyasi iktidarla ve Ankara Savcılığı ile el altından konuşup konuşmadığı…

Bütün bu gürültünün sonunda Melih Gökçek mal varlığı biraz eksilmiş ama hakkında hiçbir suçlama yöneltilmemiş bir insan olarak karşımıza çıkar, Tayyip Erdoğan’ın liderliğine övgüler düzerse hiç şaşırmayacağım.

Türkiye’nin tuhaflıkları saymakla bitmez çünkü…

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.