Back To Top
Uzungöl’ün uzun hikâyesi

Uzungöl’ün uzun hikâyesi

 - Son Güncelleme: 27.07.2019 Cumartesi 09:33
- A +

“Davullar, zurnalar çalındı. Kurbanlar kesildi, göçmenler karşılanıyordu. Göçmenler yorgundu. Üç gündür yoldaydılar... En öndeki “Hizaya bakın, Hizaya bakın” diye seslendi. Ufak adımlarla kımıldanıp sıraya girdiler. Komut verilince yürüyüş başladı. Şerahlılar, Baltacılar, bandoya ayak uydurup davetliler önünden “Rap, rap” yürümeye başladılar. İçlerinden biri elini kasketinin siperliğine götürdü, askere selam verdi...Emek Köyü’nün meydanında birbirine paralel iki hat halinde dizildiler. Hattın birinde göçmenler, diğerinde Özalp sakinleri yer almıştı. Elinde düdükle bir ilgili ortaya çıktı. “Şimdi ben düdüğü çalınca, iki taraf da birbirine kavuşup kucaklaşacaksınız. Tamam mı?” “Evet anladık” der gibi başlar aşağı yukarı sallandı. Düdük öttü. İki taraf, birbirine doğru aceleci adımlarla yürüdüler ve kucaklaştılar.”

Bu sahneler grotesk bir filmden değil, bundan 54 yıl önce 1965 yılındaki bir gazete haberinden.

15 Haziran 1965 günü ikinci “mülteci” kafilesinin de törenlerle karşılandığı Emek Köyü, Van’ın İran sınırındaki Özalp ilçesindeydi.

Beş otobüs ve altı kamyona bindirilen 160 ailenin terk edip yola çıktığı Şerah ve Baltacılı ise 925 kilometre uzaklıkta Trabzon Çaykara’ya bağlı iki köydü.

Peki Çaykaralı 160 aile, yeşil ve sulak köylerini bırakıp, 925 kilometre ötedeki çorak İran sınırına niye göç etmişti? 

Aslında gazetelerin yazdığı gibi ortada mülteci yoktu, devletin iskan politikasının sonucuydu bu göç. 

Başbakan İsmet İnönü başkanlığındaki Bakanlar Kurulu’nun 1 Temmuz 1964 tarihli kararına dayanıyordu. 

Bakanlar Kurulu, Çaykara’ya bağlı Şerah  ve Baltacılı’dan 160 ailenin “daha üretken bir hale getirilmeleri amacıyla, kendi istek ve muvafakatleri” ile Van Özalp’de kendileri için yapılan örnek köyler Dönerdere ve Emek’e yerleştirilmesine karar vermişti.

Devlet, 160 aileye, inşaatında bu köylerden erkeklerin getirilip çalıştırıldığı iki odalı evler dışında 150’şer dönüm tarla  ve 3500’er lira da kredi vermişti.

Göç kararı, 1956 yılında çıkarılan Ormancılık Kanunu’ndaki bir maddeye dayandırılmıştı. Maddeye göre Bakanlar Kurulu, “kalkınmaya elverişli olmayan orman köylerini, ahalinin isteği ve muvafaketiyle başka yere kaldırılma” yetkisine sahipti.

Aslında Çaykara, sık sık sel ve heyelan felaketleri yaşanan bir bölgeydi. 1929’daki felakette 146 kişi hayatını kaybetmişti.1959’da bölgede bir sel daha yaşanmıştı.

Bakanlar Kurulu’nun göç kararı da köylerde yapılan incelemelerle hazırlanan raporlara dayandırılmıştı.

Raporlara göre köylerin “orman içinde bulunması, arazinin ziraate ve meracılığa elverişli olmaması yüzünden  “yerinde kalkınması mümkün değil”di.

Peki aynı durumda pek çok başka orman köyü varken, neden Çaykara’nın köyleri seçilmişti? 

Ve neden Karadeniz köylüleri kendilerine çok yabancı doğa koşullarına sahip 925 kilometre uzağa İran sınırına kadar taşınmıştı?

Kalkınmaya elverişli yer olarak sınırdaki Van Özalp’in seçilmesinde dönemin İnönü hükümetinin Maliye Bakanı Vanlı Ferit Melen’in etkili olduğu iddia ediliyor.

Ama her ne kadar o günün gazeteleri bu resmi göçü abartılı bir biçimde öven haberler yapsalar hatta toprak reformuna benzetseler de o günlerden kalan fotoğraflara ve yaşayanların hatıralarına bakılırsa köylüler bu göçe çok da gönülden ikna olmamıştı. 

Tahta evlerde yaşamaya alışmış Çaykaralı köylüler kendileri için yapılmış kerpiçten, toprak zeminli evlerde aylarca uyuyamamış, eşyalarını koydukları sandıkları kırıp, yere zemin yapmış, dikmek için yanlarında getirdikleri ağaç fideleri dışında etrafta ağaç olmamasına uzun süre alışamamışlardı.

Ama 1965’in sonlarına doğru, başka bir Bakanlar Kurulu kararıyla yine Çaykara’dan daha büyük bir kafile bu kez Suriye sınırına yerleştirilmek üzere yola çıkarıldı.

Çaykara’nın Ulucami, Şahinkaya ve Kabataş köylerinde yaşayan 408 aile devletin organize ettiği bir göçle, 894 kilometre uzaklıktaki Hatay Kırıkhan’a taşındı. 

Yine sınır boyunda yaşadıkları topraklara hiç benzemeyen bir yere götürülen Çaykaralı köylülerin bu kez ikna edense onlara verilen modern evlerdi. 

Devlet, İran’dan sonra Suriye sınırına da daha sonra “408 Evler Mahallesi” adını alacak Çaykaralı köylüleri yerleştirmişti.

1973 yılında yine Çaykara’ya bağlı Şahinkaya köyünden 61 aile, daha da uzağa, 1400 kilometre öteye, yine sınır ama bu kez deniz sınırındaki Gökçeada’ya taşındı.

Türkiye’nin en büyük köyü olan Rumların yaşadığı Dereköy!ün  yanında Çaykaralı köylüler için yeni bir Şahinkaya köyü inşa edildi.

Adaya 1947 yılında da Sürmenelileri taşımış olan devlet, onlara vaat ettiği arazileri 1964’de adadaki Rumların arazilerine el koyarken geri almıştı. 

Çaykara’dan kayıklara binerek açıkta kendilerini bekleyen bir gemiye bindirilerek Gökçeada’ya taşınan köylüler de tarıma yabancıydı, dağ köylerinden çıkıp geldikleri adada uzun süre balıkçılık yaparak yaşayabildiler. 

1974 yılında devlet bir kere daha Çaykara’dan aileleri alıp, bu kez müdahaleyle ikiye bölünmüş Kıbrıs’ın Kuzey’ine taşıdı. Yine sınır hattına yakın Güzelyurt’ta portakallıklar vererek yerleştirdi. 

Peki neden sel felaketleri, toprak reformu, kalkınma için yapıldığı söylenen bu resmi göçlerde hep Çaykaralı köylüler seçilmişti?

Neden Çaykaralılar sınır hatlarına, Gökçeda ve Kıbrıs’a taşınmıştı? 

Bu zorunlu iskanlardan birinin 1963 Kıbrıs olayları sonrasına, diğerinin 1973-74 Kıbrıs olayları sonrasına denk düşmesi tesadüf müydü?

Bütün bu resmi göçlerin, Çaykaralı köylülerin anadillerinin Romeika da denen Rumca olmasıyla bir ilgisi var mıydı? Çaykaralı Rumca konuşan Müslüman köylüleri devlet Gökçeada ve Kıbrıs’a bu yüzden mi taşımayı seçmişti?

Yoksa devlet bu anadil farklılığını 63 ve 74 sonrası oluşan güvenlik hassasiyetleri yüzünden bir risk olarak görüp, göçlerle kontrol altına almaya mı çalışmıştı? 

Bu sorulara cevap verebilecek elimizde bir kanıt ya da resmi belge yok. 

Ama ilk Romeika-Türkçe sözlüğü hazırlayan Çaykaralı araştırmacı Vahit Tursun’un verdiği bir röportajda net bir cevabı var:

“Van, Imroz, Kıbrıs, Hatay, vs. vs.... Hiç kimse kendi iradesi ile göç ettiği yok. Fakir kalmış ve farklı etnisiteye mensup bir toplumu kandırarak dağıtma politikalarının bir sonucu olarak alıp götürüldüler.Yerleştirildikleri yerlere dikkat ederseniz, bir taşla iki kuş vurma çabasını da rahatlıkla anlarsınız. Toprak reformuymuş... Karga olsam kahkaha atacaktım ya şimdi...”

1947 yılında Türkiye nüfusu 18 milyonken Çaykara´nın nüfusu bir kasabaya göre bir hayli kalabalık olan 47.782 kişiydi. 

2019 yılında 82 milyonluk Türkiye’de Çaykara’nın nüfusu 16.213 kişi düşmüş durumda.

Ama bugün hala İran sınırındaki Van Özalp’de Emek ve Dönerdere mahallerinde, Suriye sınırındaki Kırıkhan’ın 408 Evler Mahallesi’nde, Gökçeada’nın Şahinkaya Köyü’nde ve Kıbrıs’ın Güzelyurt’unda Çaykaralılar yaşıyor ve kendi kültürlerini ve dillerini oralarda yaşatıyorlar. 

Kıbrıs’ta Çaykaralı bakanlar, belediye başkanları oldu. Ortaokul binası bordo-mavi olan Kırıkhan’da Çaykaralılar esnaf içinde bir hayli ağırlıklı. Gökçeada’daki Çaykaralılar, 1974’den sonra adayı terk eden Rumlarla kaynaşmıştı.

En ilginç hikaye ise 54 yıldır Van Özalp’deki Emek ve Dönerdere mahallelerinde 54 yıldır Kürtlerle birlikte yaşayan Çaykaralılar.

HDP’nin yüzde 80 civarında oy aldığı Özalp’de sorunsuz yaşayan Çaykaralıların çözüm sürecine verdikleri destek, seçim için gelen HDP’li siyasetçileri köylerinde ağırlamaları daha önce  gazetelere haber olmuştu. 

Van Özalp’te yaşayan Çaykaralılar geldiği yerlerden biri bundan 54 yıl yerinde kalkınması mümkün değil denen Şerah köyüydü. Şerah, Rumca’da “dört köy” anlamına geliyor. Orada yaşayanlar hala bu adı kullansa da Türkiye bu köyü 1969’dan sonra değiştirilen adıyla tanıyor; Uzungöl.

54 yıl önce “burası kalkınmaz, sele de çare bulunmaz” diye Van’a yerleştirilen Şerahlılar, artık bir turizm cenneti olan memleketleri Uzungöl’de geçen haftalarda Irak Kürdistan’ından gelmiş turistlere yapılanları izlerken ne düşündüler acaba?

Belki de bu aşırı korumacı reflekslerin arkasında, devletin farklı bir anadili güvenlik riski olarak görmesiyle ortaya çıkmış bu uzun ve acılı göç hikayeleri vardır...

Kaynaklar

Pontus/Özhan  Öztürk-Genesis Kitap-2012.

https://dergipark.org.tr/download/article-file/223214

http://caykaragundem.com/kose-yazilari/caykara-ve-huzunlu-gocler-1279.html

http://www.oncetrabzon.com/bir-asirdir-karadeniz-bilhassa-trabzon-insansizlastiriliyor_h103.html

Konuyla ilgili belgeseller

https://www.youtube.com/watch?v=-LHhSK5SsYo

https://www.youtube.com/watch?v=-f4OiQ4jc04

 

 

 

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
İbrahim TUNCER 29 Temmuz 2019 17:43
TARİHİNİ BİLECEKSİN, BİLMİYORSAN ÖĞRENECEKSİN Ülkemiz, bulunduğu tarihsel ve coğrafi konumdan dolayı binlerce yıldır fiziki, siyasi, ideolojik ve ekonomik saldırılara maruz kalmıştır. Özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda Türklerin yeniden şahlanışını engellemek için bu saldırılar her alanda artarak devam etmektedir. Milletimizi ideolojik ve kültürel anlamda parçalayıp kafa bulandırma çalışmaları basın-yayım ile de devam etmektedir. Karadeniz Bölgesi bazında düşündüğümüzde, sanal ortamda ve basılı yayımlarla bu bölgeyi “Rumlaştırma/Pontuslaştırma” gayretleri özellikle dış ülkelerin sağladığı
ADSIZ 29 Temmuz 2019 23:17
0
dam başında saksağan gel bize bazı bazı ..tarihi bileceksin diyor.kendisi bilmiyor.
KARAR OKURU 29 Temmuz 2019 10:58
Şimdi de kadastro ile toprakları çalınıyor çaykaralıların. Bakan soylu da hak arayanların hakkını gasp ediyor.
Süleyman d. 28 Temmuz 2019 22:47
Geri gelmeleri de yasaklanmış mı acaba? Bunca yıl geri dönme ellerini hayra mı şerre mi yoralım?
Süleyman d. 28 Temmuz 2019 22:43
Uzun etmeyip "kısa" da kesebilirdiniz. Bir zamanlar Erdoğan da sabah ülkücü şehitlerine aksam devrimci yoldaşlara ağlıyor ; Dersim'i kaşıyor, Madımak'ı kurcalıyordu. Bunun bir benzeri tüm sünnileri "Yezit" ilan eden radikal Şia da da görulüyor maalesef. Bu tür yazıların kan davalarının bir işe yarayacağına inansam seni destekleyeyim ama bu yazının kime faydası var acaba? Sahi Yezid deyince,: Erdoğan da işi "Yezid" e kadar götürmüştü. Not:yorumları okumadan yazdım. Tekrara düştüysek hoş görüle!
Karar Okuru 27 Temmuz 2019 23:40
Farklı dil konuşan birkaç yüz aile güvenlik nedeni ile göç ettirilmiş öyle mi çok çalışılmış olduğu anlaşılıyor yazının da. Konu nüfusun azlığına bakınca pek inandırıcı da gelmiyor. Ülkede başka dil konuşamlar birkaç yüz aile mi imiş. O kadar ise kim neden çekinmiş pek anlaşılmıyor. İçi boş mağduriyet malzemesi çok çekici geliyor galiba. Bir kaç yüz aile yerinden edilince güvenlik sağlanmış mı yani. Son yarım yüzyılda şu anlattığınız olayların misli yaşanmıştır onları yazsa idiniz; ama farklı dili olan birkaç yüz aile devede kulak kalır güvenlik için, biraz izan yahu.
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 23:32
Bu nüfus taşıma işini sade çaykara ile sınırlaması düşündürucu..keza insanları devlet zoru ile göçe tâbi tutmak acı ve elem verici..kabul edilemez anayasa ihlalidir..bunu bi takım kanuna dayandırmak, o kanunun doğruluğunu ortaya koymaz..
Karar Okuru 27 Temmuz 2019 23:19
Bazı konularda kanıt yok ama bazen vasat bir zeka bazı olayları açıklamakta yeter. Ezik toplumlarda meseleleri abartmak, mağdur rolüne soyunmak çok itibar görebilir. Ergenekon, balyoz gibi şimdilerde bir tezgah olduğu anlaşılan olaylarda da benzer tavırlar sergilenmişti. Olayları küçümsemek gibi abartmakta örtme ve özü gözden kaçırmaya yarar. Naralar atılarak güya çökertilen derin devletten elde ne var şimdi. Hiç, oysa gerçekte abartılardan arındırılıp ortaya çıkacak ayrıntılar vardı naralar arasında onlar kaynadı. 4 milyon mülteci ülkeyi tehdit eder birkaç yüz aile değil. Hadi oradan canım
Sabır! 27 Temmuz 2019 23:03
Kırıkhan a yerleştirilmeleri zorla falan değil.Orada ki muhtarların elinde gönüllü göç isteyen binlerce kişilik listeler vardı o listelere girmek için müracat edenlerden muhtarlar para talep ediyorlardı.Rumca falanda konuşan o köylerde kimse yok.Gerçekten yerleşim alanları dardır.Her aileden bir kişi köyde kalabiliyor diğerleri gurbetçidir.Büyük kısmı da İstanbuldadır.Çay bir ölçüde bu köylere derman olmuştur yoksa o bölgede şimdiye kadar kimse kalmazdı.
Beni 60 yaşımda şaşırarak okuduğum Türkiye haberleri ile tanıştıran bu değerli kardeşime çok teşekkür ederim.
Tarihçi 27 Temmuz 2019 21:47
Gazetecilik bu olsa gerek. Ülkemiz gazetecilik standartlarının çok ötesinde bir görüntü sergiliyor sayın yazar. Birçok yazısı ile...
azı karar... 02 Ağustos 2019 00:28
0
Şerah 'ın anlamı dört köy değildir.Eski adı Şerah değil Saraho'dur.Saraho;Romayika bir kişi adı olma ihtimali yüksek.Uzungöl'de yaşanan hadiseyi irdelerken Uzungöl'ün tarihini çarpıtmak, farklı türden bir vandalizimdir.
Kararlı Okur 27 Temmuz 2019 15:19
Bizde devletin varlığını, hep korkular üzerinden yürütülen siyasi manevralarda görürüz. Maalesef ülkeyi yönetenlerin yönetime geldiklerinde halkına nasıl yabancılaştıklarının fotoğrafını bu.. Vicdanın sesi sayın Oğur yine hissiyatımıza tercüman olmuş. Evet, ülkeler korku vehimleriyle değil, halkının gerçekleriyle yüzleşerek, anlamaya çalışarak yönetilir.. Bu cennet vatanı yönetmeye talip olanların kulağına küpe olsun..
Mevlüt 27 Temmuz 2019 14:55
Kırıkhan da doğdum. Pek çok arkadaşım Karadeniz'den gelenlerden oluşuyordu.Bize o yıllarda depremden kaçıp geldikleri söylendi.Ve sizin sayenizde gerçeği öğrendik. Teşekkürler.
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 12:56
0
Mevlüt Karadenizde ne zaman deprem oldu. Uzungölün kendisi bile bir heyalan gölüdür.
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 14:23
Çaykaralıların zorla sürgün edildiği hissiyatı o bölgelerde doğmuş birisi olarak söylüyorum yaygın bir hissiyat değil.. Nüfusun azalması ise gayet anlaşılır bir şey. Çaykara'nın o kadar insanı beslemesi mümkün değil. Van, Gökçeada, Kıbrıs göçlerini zoraki göç olarak algılayan kişiler aracılığıyla değerlendirmek biraz aşırı yorum olmuş.
Karar Okuru 27 Temmuz 2019 23:34
1
Çok doğru. Ülkeye gelen milyonlarca niteliksiz göçmene kucak açmayı ülke güvenliği açısından risk görmezler ama bir kaç yüz ailenin güya (?) güvenlik nedeniyle zorunlu göçünden bir şeyler çıkarmayı umarlar. Allah için bir kaç yüz ya da bin aile koca bir ülkede neyi tehdit eder.? Tam abartı aynı ergenekin gibi. Orta doğuda ne yazıkki zeka genetik bir sorun. Çin de uygulanan asimilasyon ve demografi uygulamalarına bakalım. Sovyetleri Kırım politikasına bakalım da demografik operasyon neymiş anlayalım. Bağnaz muhafazakar, liberal ve solun aklı işte.
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 13:18
Sayın OĞUR, adamın dibisin. Keşke hergün yazsan. Yıllardır takip ederim... Entellektüel birikimine yamulmayan çizgine, menfaate uğruna satılmayan kalemine sağlık.
karar okuru 27 Temmuz 2019 12:10
Yıldıray Gökçeada konusunu çok eksik yazmışsın.Gökçeada ya açık hapishane yapıp mahkumları buraya getirerek ve sonrada kapıları açılarak rum halka yapılanları yazmamışsın bile.Evlerine zorla el koymalar,tecavüzler ve daha neler neler.Utanç duydum çok üzüldüm.Dışarıdan getirilen insanlar.Zorla ve baskı ile orada yaşayan bir halkı adadan kaçırmışlar.Dereköy e gidin bakın içiniz sızlar.Terkedilmiş evler insanın içini yakıyor.Her sene gitmeyeceğim içim yanıyor diyorum amma ada o kadar güzelki dayanamıyorum her sene aynı acıları yaşıyorum.
Karar Okuru 27 Temmuz 2019 15:29
10
Yunanlilarin Mora'da, kursun marafi olmasin diye denize atarak bogdugu, katlettigi on binlerce Turk/Muslumani da yazmamis
karar okuru 27 Temmuz 2019 15:45
1
Evet arkadaş insanlık adına yumurta tokuşturalım öylemi diyorsun.Ben öyle demiyorum.Ben kimsenin yani ister yunanlılar ister türkler kim olursa olsun topraklarından evlerinden zorla gönderilmesin diyorum.Yoksa senin dediğini bende biliyorum.Halklar kardeşçe yaşasın diyorum.Rumlarda olsun Türklerde.
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 01:05
0
Sayın 15 .29 yunanlılar yaptıysa bizim yaptıklarımız yerindedir mantığınız çok yersiz ve ilkel duruş olmuş.Bu kafa ile sorunlar anlaşılmaz ve çözülmez.
Mutlu Yücel 27 Temmuz 2019 11:29
2)Çaresiz bırakılmış, sürekli dışlanıp silikleştirilen bu halk aslında bi fiil yaşadığı düzenin özünü kavramış ve düzene edepte olmaya çalışmıştır. Onun, ne ülke bölünür ne de din elden gider diye bir kaygısı da yoktur. Çünkü ikisinin de olmayacağını bilir. Sırf öyle görünüp pastadan pay almak için yarışır. Kılıçtaroğlu'na atılan yumruk ta Uzungöl’deki turistlere yapılanlar da hem vatandaş hem de partiler olarak al gülüm ver gülüm ile devama deden pastadan pay kapma yarışıdır.
Mutlu Yücel 27 Temmuz 2019 11:28
1)İttihat Terakki, Balkanlardan kopmamak için çok uğraşmış ama başarılı olamamış. İlaveten olası Anadolulun kaybedilmesinde de müsebbibin kendileri olacağını düşünmüş, hassaslaşmıştır. Bu aşırı hassasiyet, onları hiç te layık olmadığı faşist bir girdaba garketmiş. İnönü nün uygulamaları da bu duygunun neticesidir. Ama devam eden antidemokratik cumhuriyet düzeni, baskı altında sinen, çaresiz bir halk yaratmış ve de Kemalist bir düşünce ile dibi sürme o fikirlerin mirasyedisi olarak ortaya çıkan partiler türetmiştir.
Vicdan 27 Temmuz 2019 11:26
Kıymetli yazar , Aslında kimsenin kimseden farkı yok imparatorluk bakiyesi bir devletin çeşitli renkleri var ama"piyasada" rağbet gören şovenizm bunu yapanlarda aslında olmadıkları "ırkın"( bu kelimeyi kullanmaktan nefret ediyorum ama daha iyi anlatacağım kelime bulamadım) pazarlamasını yapmaktadırlar bunun Türklüğe ne kadar zarar verdiğini aklı başında birileri söylemesi lazım..
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 10:24
Yıldıray Oğur yine bam teline dokunmuşsunuz, tebrik ediyorum. Ülkenin demografik yapısı üzerindeki planları ve bu planların çelişkilerle dolu sonuçlarını gözler önüne serdiniz teşekkürler...
Mustafa 27 Temmuz 2019 10:04
1974 Kıbrıs göçüne izin verildi. Ama öyle çaykaralı olma şartı falan yoktu ben sürmeneliyim sürmedende gittiler Kıbrısda nufus politikası için kimseyi zorlamadılar isteyen gitti. Sayın yazarı okurken çok etkileniyorum sanki gerçekmiş gibi yazıyor. Bence roman yazmalı
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 09:12
He ya ! Milletin birlik ve beraberliğini temsil makamında otur, sonra da ha bire ikilik çıkarıp, milletin yarısından fazlasını hainlikle, zilletle suçla. Her halde, 02:35'in güzel icraat dediği bu olsa gerek.
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 08:38
Her türlü korku yüzünden bu ülke düzlüğe çıkamıyor . Amerika’yı örnek alın. Hukuk temelli güzel bir sistem kurarsanız herkes mutlu mesut yaşar
Habele-Hubele 27 Temmuz 2019 08:20
Rum kökenli mi, değil mi bilmiyor ancak o varsayım üzerine yazıyorsunuz. Üstelik neden Hatay, Van, Gökçeada ve Kıbrıs’a... Buralar gözden mi çıkarılmış ve Rumlar yerleştirilmiş yoksa uğruna mücadele edilmiş yerler mi? Kıbrıs’ta Türk varlığı tahkim edilmek istenmiş olamaz mı?Türkiye Cumhuriyet öncesi de Avşar göçleri yaşadı. Rumeliye doğru da klasik dönem göçleri var. Hatta Yavuz döneminde Hakkari sınırının ötesinden berisine göç var. Bugün biz daha kadimiz yavesi gevenler duysun.
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 08:05
Doğru bir politika bence devletin yaptığı fakat yanlıș seçim çaykaralılar milliyetci duyguları daha güçlü olan beldelerden insanlar yarleștirilmeliydi sınır hatlarına mesela osmanlı balkanlara hep türkmenleri yerleștirdi
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 07:58
Son zamanların aykırı bir o kadar da devletin bi takım uygulamalarını akparti ye maledecek kadar çaktırmadan gizlicik minik yazı
Vur baglar dagilsin 27 Temmuz 2019 02:35
Neden hep yapilan hatalar yaziliyor? Neden surekli zayif eklemleri tahrip etmeye donuk yazilar? Neden hep gucsuz baglari tamamen koparmaya donuk hikayeler anlatiliyor? Bu milletin hic mi guzel bir icrati olmadi, memletin hic guzel bir tarafi yok mu? iblisin isi gucu ikiliktir. fitnedir fesaddir.
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 06:23
6
Bilakis, bu ulkede Cumhuriyet kuruldugundan beri devletin vatandaslarina yaptigi zulum cok az anlatiliyor. Mesela gayrimuslum vatandaslara yapilanlar tarih kitaplarina yazilmaz, yeni nesiller bu olaylari hic bilmesin diye. 1934 Trakya Yahudi pogromu, 1940 Yirmi Kura Amele Taburlari Kanunu ve gayrimuslum toplama kamplari, 1942 Varlik Vergisi Kanunu ve Askale toplama kampi, 6-7 Eylul 1955 Pogromu, 1964 Rum tehciri, Rum ve Ermeni Vakiflarina ait mallarin devlet tarafindan gasp edilmesi (1928 - 1994)...Gecmisiyle yuzlesmeyen milletler olgunlasamaz. Gecmisini bilmeyenler gecmisten ders alamaz ve a
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 08:24
4
Evet, birilerini kucaklarken başkalarına terörist, hain yaftası yapıştırmak tam o dediğinize has bir şey...
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 09:41
5
Bu milletin iyi yonleri fazlasiyla abartilarak destansi sekilde tarih kitaplarinda ve asiri milliyetci kesimde koro halinde dillendiriliyor zaten. Bazi celiski ve promlemli alankarin son derece dar bir aralik ile dillendirilmesine mi tahammul kalmadi?
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 10:15
8
Zaten topluma ikilik sokmak ayristirmak icin maas aliyorlar
karar okuru 27 Temmuz 2019 12:14
2
Arkadaşlar olaya rum ermeni türk ekseninde bakarsak yanılırız.Olaylara insani açıdan bakmak zorundayız.Bazı antlaşmalar olabilir doğrudur ve iki taraflıdır.Önemli olan hangi antlaşma olursa olsun insanları zorla toprağından etmemektir zorla mallarına el koymamaktır.Kardeşçe yaşanabilirdi.Buna engel yok.
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 21:50
3
Milyonlarca yerliyi öldüren amarika ne zaman yüzleşti bunlarla geçmişini bilmeyen bilmem ne olur gibi klişe laflarla acıları kaşımayın etnik osmanlının parçalanma dönemindeki etnik isyanlara bak devlerin korkusunu anlarsin
KARAR OKURU 27 Temmuz 2019 23:31
1
Karar Okuru 21:50...Kotuleri ornek gostererek yaptiginiz kotulukleri aklamaya calismak gibi kotu bir huy var bu ulkede. Kaldi ki ABDde Kizilderililere yapilan soykirim hakkinda binlerce kitap yazilmis, onlarca filim yapilmistir. Okul kitaplarina da yazilmistir, cocuklar tarihi bilsin diye.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN