Böyle geçti Diyarbakır

Dün Diyarbakır’ı yazdım ama eksik ve siyasi kaldı. Hükümetin terör karşısındaki pozisyonu, Başbakan Yıldırım’ın mesajları… Ötesine geçemedim.

İnsan yüzlerine bakmak, şehirlerin duvarlarına bakmaktan daha önemlidir.

Duvarlar Ulucami’nin duvarları gibi ‘alim’, Diyarbakır surları gibi kadim ve heybetli olsa da bu böyledir.

‘Çözüm süreci’ yeni başladığı sıralarda bir davet almıştım Diyarbakır’dan.

Yeni Şafak’ın Diyarbakır Temsilcisi İhsan Yaşar ve Gönül Köprüsü Derneği Başkanı Serdar Tuncer aramıştı.

Diyarbakır’da sivil toplum temsilcileriyle birkaç saat sohbet etmiştik. Güzel hatıraydı.

Benim ana fikrim, Diyarbakır’daki veya bölgedeki çok çeşitli unsurlardan oluşan sivil toplumun süreçte aktif olmaları gerektiğiydi.

Nasıl aktif?

Süreç salt PKK ile devlet arasında cari olmasın. Sizin talepleriniz de sürece yansısın.

Tabii biliyorsunuz her şey başka türlü cereyan etti. Sonunda PKK çözüme ihanet etti. İyi başlayan süreç hayalkırıklığıyla bitti.

Geçti o günler. Şimdi başka safhadayız.

Diyarbakır’ın gündemi, yıkık bir şehir.

Tükenmiş bir sosyal hayat.

Bitmiş bir ticari hayat.

Bunların tamir edilmesi lazım.

Diyarbakır 15 Temmuz Feto darbesi sırasında iyi sınav vermiş.

Demokrasi nöbetlerine İstanbul’la, Ankara’yla, Konya’yla, Anadolu’nun diğer şehirleriyle omuz omuza iştirak etmiş.

Aylarca süren ‘hendek terörü’ne rağmen PKK’nın tehditlerine boyun eğmemiş.

Yeni bir başlangıç yakışır Diyarbakır’a.

Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi’nde Başbakan Yıldırım’ı beklerken baktım neredeyse bütün bakanlar orada.

Başbakan Yardımcısı Canikli, İçişleri Bakanı Soylu, Sağlık Bakanı Akdağ, Şehircilik Bakanı Özhaseki, Çalışma Bakanı Müezzinoğlu, Orman Bakanı Eroğlu, Tarım Bakanı Faruk Çelik, Gümrük Bakanı Tüfenkçi, Spor Bakanı Kılıç… Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, Parti Sözcüsü Yasin Aktay, Cevdet Yılmaz, Abdülkadir Aksu… Daha da var.

Milletvekilleri… Onların ismini saysam başa çıkamam. Fakat Metin Külünk’ü görmeyeli çok olmuştu. Görüştük. Ayaküstü sitemleştik.

Gözlerim aşina Diyarbakırlılar’ı aradı.

Vahdettin Bahadır’la birkaç kelam ettik. Bir iki arkadaşla selamlaştık.

Sonra miting.

Ben, Diyarbakır’da herhalde dört beş miting izlemişimdir. Diyarbakır’ın bugünkü şartlarına bakınca çok iyi. Özellikle kalabalığın Başbakan Yıldırım’la etkileşimi açısından.

Mitingden sonra Nurettin Yaşar’ı aradım, ‘neredesiniz’ diye.

Parti büyüklerinin bir kısmı Dr. Remzi Güneş’in ofisine gitmişler.

Biz de gittik. Giderken yolda bizim gibi mitingden yeni dağılmış birkaç Diyarbakırlı, yakınlarının FETÖ’cü olmadıkları halde bazı yaptırımlara maruz kaldıklarını anlattılar.

Durumun nezaketini biliyorlar. Ama kendi durumlarının nezaketinin de anlaşılmasını istiyorlar.

Vatandaşların maruzatını parti yöneticilerine ilettim. Onlar da durumun nezaketinin farkında.

Akşam sivil toplum temsilcileriyle yemek vardı.

Burada hem rical-i devletle, hem Diyarbakırlılar’la görüşme fırsatımız oldu.

Rical-i devlet faslına girmeyeyim. Uzun sürer. Fakat moraller yüksek, bunu belirteyim.

Abdurrahman Kurt sahada ve aktif. Bu iyi bir şey.

İl Başkanı Muhammed Akar’la ‘Gönül Köprüsü’nden tanışıyorduk. Hala o günlerdeki gibi genç ve dinamik.

Serdar Tuncer’i görmeye çalıştım. Oraya gelmiş. Fakat rahatsızlığı sebebiyle erken ayrılmış.

Döndükten sonra Serdar’la, Başbakan’ın gelişinin şehirde nasıl yankılandığını konuştuk.

Olumlu.

Şehrin imar edilmesi, fabrikalar kurulacak olması, istihdam imkanları, esnafa faizsiz krediler açıkça şehirde heyecan uyandırmış.

İnşallah gerçekleşir.

Bu büyük adımların verimli olması, tabii ki biraz da şehirde, bölgede, barışın, huzurun istikrar kazanmasıyla mümkün.

İnşallah bu da tez zamanda başarılır.

İşte özetle böyle geçti Diyarbakır.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
5 Yorum