Gayrı askeri vesayet

İktidarın HDP’ye ve DEM’e esip gürlemeleri, sövüp saymaları sırasında bu partinin/partilerin TBMM’de üyelerinin bulunduğunu, duruma göre TBMM’de oturum yönettiğini, devletin tüzel kişiliğinin bu partilerle bir sorunu olmadığını yazdığımı iyi hatırlıyorum. (9-11-2022, Karar, Portakif Kafa Gibi.)

Ancak iktidar, yani ‘devletin yürüyen aksamı’ o günlerde devletin ‘tüzel kişiliği’ni HDP’nin yasa dışılığına ikna etmeye çalışıyordu.

Devlet, HDP’nin bir siyasi parti olarak kurulmasına ve faaliyet göstermesine bir ihtiyaca binaen müsaade etmişti.

İhtiyaç neydi?

Evet, dağda teröristle mücadele ediyorsun. Ama şehirde de bir muhatap lazım.

Tabii devlet ve adamları her zaman tutarlı davranmaz. Bir gün müsaade eder hatta kullanır, başka bir gün hapse atar, eziyet eder.

Bu tutumlar ve devletin her durumda haklı sayılması kadim kültürlerdeki Tanrı-kral, Tanrı-devlet kavramını düşündürebilir. Bence düşündürsün.

HDP’ye de öyle yaptılar. Rahmetli Sırrı Süreyya Önder ve birçok HDP’li az çekmedi devletin bu hallerinden. (Üstelik Önder uçağa da binemiyordu, Kandil’e kim bilir kaç defa karadan gitmişti.)

Lüzum hasıl oldu ve devlet tekrar DEM’le çalıştı. Sadece DEM’le değil, PKK’nin ‘kurucu önder’iyle de çalıştı. Sonunda yeni bir çözüm süreci başladı. İlk ve en önemli adımı da Anayasa Mahkemesi’ni HDP’yi kapatmadığı için şiddetle eleştiren MHP lideri Devlet Bahçeli attı.

Neyse, sonunda bir çalışma yapıldı, komisyonlar toplandı, İmralı-Ankara-Kandil trafiği işledi ve Terörsüz Türkiye’nin ‘Çerçeve Yasa’sı yüksek bir kabul oyuyla TBMM’den geçirildi.

İYİ Parti ve MHP dışındaki milliyetçi partiler (Yavuz Ağıralioğlu’nun Anahtar Partisi dahil) başından beri çözüm sürecine taraftar değildi. Tercih ettikleri çizginin toplumda da bir karşılığı vardı. Bu anlaşılır bir şey.

Yeni Parti lideri Özgür Özel yasayı desteklediğini açıkladı fakat milletvekillerini tercihlerinde serbest bıraktı. Vekillerin de önemli bir kısmı Çerçeve Yasa’ya hayır oyu kullandı.

Bence bu da anlaşılır bir şey. Yeni Partililer CHP’deyken gördükleri kötü muameleden dolayı iktidarın projesine tepki göstermiş olabilirler. Tabanlarından gelen menfi seslere de kulak vermiş olabilirler.

Bir de… Terörün bitmesi bütün tarafların temennisi. Fakat nazik bir süreç. Cumhurbaşkanı Erdoğan bile süreç boyunca temkinliydi.

Sürecin geleceğiyle ilgili tereddütlerine binaen ‘evet’ demek istememiş olabilirler.

Sonuçta yeni bir dönem başlıyor. Kürt sorunu yeniden bir başka şekilde tartışılacak. Bu tartışmalar şu anda hiç telaffuz edilmeyen sonuçlara da kapı açabilir.

Mesela PKK’nın Suriye kolunun zaman zaman telaffuz ettiği ‘adem-i merkeziyet’e dair bir takım sonuçlara.

Çerçeve yasanın içinde yazmıyor ama terörsüz, siyasi zeminde böyle tartışmalar kendisine zemin bulabilir.

Belki bu sonuçlardan kaçınmışlardır.

(Bana sorarsanız terör olmadıktan sonra herkes istediğini tartışsın.)

Çerçeve Yasanın yüksek bir oy sayısıyla (467) TBMM’den geçmesi önemliydi.

Biz en son 411 oyu hatırlıyoruz. Hem de çok iyi hatırlıyoruz. Konu başörtüsü yasağıydı. Hürriyet “411 el kaosa kalktı” diye manşet atmıştı.

Şimdi kimse öyle manşetler atmıyor.

467 büyük sayı. Bu sayıyla her şeyi yapabilirsiniz.

Tabii bazılarının hatırına hemen yeni anayasa geldi.

Gerçekten, bu kadar destekle yeni anayasa yapılabilir.

Ama bu siyasi atmosferde yapılabilir mi?

CHP’nin devlet aygıtları eliyle çarpanlarına ayrıldığı, CHP’li belediyelerin hallaç pamuğu gibi atıldığı, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının hapsedildiği, yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymadığı bir mevsimde?

Hem de sivil anayasa?

Askeri vesayet yok, tamam, askeri vesayetin yerine geçen başka bir vesayet yok mu?

Gayrı askeri bir vesayet?

Var ki yüzlerce milletvekili çerçeve yasa metnini içinde ne yazdığına bakmaya bile cesaret edemeden imzaladı.

Ne olur ne olmaz, başımıza bir iş gelmesin, gözlerini kapa, imzala!

Normal şartlarda okumadan imzalamazlardı. Bunu ancak bir vesayet yaptırabilir.

Siyasilerin beyanatlarında dikkatimi çekti. Israrla ‘sivil’ anayasa diyorlar.

Herhalde gayrı askeri vesayet anayasası demek istiyorlar.

Memleketin haline bakın, görürsünüz. Hukuku gözeten bir yönetim kadromuz yok. Hukuku kullanan bir yönetim kadromuz var.

Böyle bir durumda ‘sivil’ anayasa yapamazsınız.

Hayatın gerçekleri hayalleri kısıtlar. Hayal bile edemezsiniz.

Sadece söylersiniz.

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.