Hükümet ekonomiyi daha sıkı tutsun

İmam-Hatip okullarında bir başka bilinç vardı evvelce. (Şimdi var mı? Tartışmaya değer.) Hocalarımız bir başka görürdü bizi. Bir ‘var olma kavgası’ veriyorduk. Bizim var olmamızdan rahatsız olan çoktu zira. Öyleyse en iyisi biz olmalıydık.

Hocalarımız derken hepsi değil. Allah işlerini rast getirsin, ahirete göçenlere rahmet olsun, aralarında biraz gevşek olanlar da vardı.

Bugün düşünüyorum da hepsinden razıyım.

İçlerinde bir tanesi var. Hafıza hain bir şey işte! Şimdi pat diye düştü aklıma. Bir haksızlık yapmıştı bana.

O haksızlık hikayesini veya o hocamızın adını yazmak niyetinde değilim.

Ondan dahi razıyım. Allah da razı olsun.

Bugünlerde Moody’s’in notu çok konuşuluyor ya birden bir not hikayesini hatırladım.

Benim edebiyat ve kompozisyon derslerim çok iyiydi. Bilhassa kompozisyon.

Edebiyat hocamız Namık Kemal Bey’den 9-10 numaralar çok aldım.

Macit Bey’den de aldım. 10 bilmem ama 8-9 aldım.

Çok iyi edebiyat öğretmenleriydi ikisi de.

Notlar iyi giderken bir gün bir imtihanda Macit Bey’den zayıf aldım.

Moody’s’in geçen hafta Türkiye’ye verdiği nota benzer bir nottu.

Hocamız kompozisyon konusu olarak ‘hürriyet’i vermişti. ‘Bunu anlatın’ dedi.

Ben hocamızın verdiği konuyu sorunlu bulmuştum.

Dedim ki, “Hocam bu siyasi bir konu, yazacağımız yazı da siyasi olur.”

“Merak etmeyin” dedi; “Siyasi olabilir, serbestçe yazın, siyasi görüşünüz notunuzu etkilemeyecek.”

Yazdım.

Ana fikri neydi yazımın?

Hürriyetin başıboşluk olmadığını falan anlattıktan sonra “Gerçek hürriyetin, insanın kendisini kendi iradesiyle hükmü İlahi’ye tabi kılması” olduğunu yazdım.

İyi ifade edebilmiş miydim? Bilmiyorum. Ama hatırladığım bu.

Yazdığım şey o günlerde tedavülde olan ‘hürriyet’ fikriyle taban tabana zıttı. Bunu biliyordum. Ama sonuçta ‘fikirlerimiz, notumuzu etkilemeyecek’ti.

Macit Bey birkaç gün sonra notları okudu.

4 almıştım.

Nota düşkün bir talebe değildim. (Hala da değilim.) Kendi yazım hakkında şüpheye düşmedim. (Bir ara hocama münasip bir lisanla aldığım notu beğenmediğimi söyledim.)

Bana göre hocamız bu notu yazıma, üslubuma değil, yazımda savunduğum fikre vermişti.

Ben yoluma devam ettim.

İşime baktım.

Sonuçta 4 numara benim için felaket değildi.

Şimdi ekonomimizin Moody’s’den aldığı not da bir felaket değil.

Eğer ekonomimiz doğru yoldaysa, biz ülke olarak ekonomide doğru işler yapmak niyetindeysek, Moody’s’in verdiği not ileride tatlı bir hatıra olarak anılır.

Şimdi benim 40 yıl önce aldığım 4 numarayı andığım gibi…

Moody’s’in verdiği Ba1’in ekonomimize değil, siyasi duruşumuza verildiğini düşünmemizde bir sakınca yok.

Evet, notun etkileri olacak.

Yatırımcılarımız krediyi daha yüksek faizle alacak. Bazı paralar Türkiye’de kalmak için daha yüksek faiz isteyecek.

Bildiğim kadarıyla enerji fiyatlarının düşük olması ekonomimizin bazı arızalarını telafi ediyor.

Hükümetin son haftalarda açıkladığı yatırım planları, yeni ve kapsamlı teşvikler zaten kesintiye uğramamış olan ekonomik büyümenin devamlılığını sağlayacak gibi görünüyor.

Avrupa’yı ve ABD’yi ciddi bir biçimde sarsan, Yunanistan’ı, İzlanda’yı iflasın eşiğine getiren krizlerin bizi teğet geçtiği vakaları dikkate alırsak siyasetimiz gibi ekonomimizin de bir ‘zorluklarla baş etme kapasitesi’ne, hatta tecrübesine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Üstelik 15 Temmuz toplumumuzu bu tür harici sataşmalara karşı daha bir biledi.

Atlatırız diye düşünüyorum.

Yine de dikkat etmek lazım.

Moody’s’in notu işe yarasın. Hükümet ekonomiyi daha sıkı tutsun.

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum